“Arda ağabey vur dedi vurdum”

Rusya ve Sırbistan ile yapılacak Avrupa Uluslar Ligi maçları öncesi Köln’de Almanya ile hazırlık karşılaşması oynadık.

Almanya neredeyse 3. takımı ile sahadaki yerini aldı. Fakat isimlerin oynadığı kulüpler dikkate alındığında milli tecrübe haricinde iyi bir takımdı. Millilerimizde de eksik isimler vardı. Fakat bizim kadro ideale yakın bir kadroydu.

Sonuç olarak güzel, keyif verici, golü ve mücadelesi bol bir maç izledik. Karşılaşma 3-3 bitmiş, 90+ golü ile hem prestijimizi, hem de gurbetçilerimizi kurtardık.

Gurbetçilerimiz kulüp veya milli takımımız mağlup olduğunda sokaklarda yürüyemediklerini, Almanların kendileriyle dalga geçtiklerini yıllar önce ifade etmişlerdi.

Fransa maçlarıyla kazandığımız puanlar ve prestijimiz, Macaristan ve Sırbistan karşılaşmalarıyla ve de kulüplerimizin Avrupa maceralarına erken veda etmesiyle dibe doğru pik yapmıştı. Öyle veya böyle 3-3’lük skor ve bazı yeni isimlerin, kilit adamların mücadeleci futbolları bize olumlu sinyaller verdi.

Efecan sonunda aday kadroya çağrıldı ve kendisine şans verildi. Ozan Tufan o kilolarına, burnunda geniz eti varmış gibi yorgun koşmasına rağmen akıllı oyununu şık bir golle süsledi.

Şenol Güneş, maçtan önce, “Dünya Kupası’na giden yol Uluslar Ligi’nden çıkmaktır. Bunun için Rusya ve Sırbistan maçları bizim için önem arz ediyor” demişti. “Bu karşılaşmalar öncesi Almanya ile yüksek profilli bir maç oynayacağız ve kendimizi test edeceğiz” diye eklemişti.

Profil Almanya’nın çıkardığı kadro nedeniyle beklendiği kadar yüksek olmadı. Fakat bizim boyalı spor medyası Almanya maçını yine abartarak millilerimize renkli spotlar, koltuk kabartıcı yorumlar yaptılar.

Sosyal medya ise zaten yıkılıyor idi. “Biz bitti demeden bitmez”, “Ozan: Örümcek ağlarını aldım” vs. vs. vs.

Bu durum beni yıllar öncesine götürdü. 3 Eylül 2014 Danimarka özel maçını hatırladım. Önemli İzlanda grup maçı öncesi, Danimarka ile maç ve orada kamp yapıp İzlanda’ya geçecektik. Milli Takım’ın başında ise Fatih Terim vardı. Ne tesadüftür ki, Danimarka maçı kadrosuna 19 yaşındaki Ozan Tufan da alınmıştı. Arda güzel bir pas ile Ozan’ı gördü. Ozan 90+’da 25 metreden şık bir vuruşla topu filelerle buluşturdu. Maç sonrası genç Ozan şöyle konuşmuştu: “Arda abi vur dedi vurdum.” Bu, bizim medyanın tam istediği konuşmaydı. Danimarka’yı yıllar sonra yenmiştik. Vur patlasın çal oynasın şeklinde İzlanda karşısına çıktık. Sonuç, derslik niteliğinde 3 golü ağlarımızda gördük ve ağladık.

Danimarka FIFA sıralamasında 16. sırada yer alıyor. Sırbistan aynı puanla üstümüzde, Rusya ise 20 puan eksiyle hemen altımızda bulunuyor. Yani Danimarka’yı özel maçta yendik, İzlanda’ya yenildik. Yıllar sonra yine bir hazırlık maçı Almanya ile berabere kaldık ve yine ayaklarımız yine algıcı spor ve sosyal medyamız sayesinde yere basmıyor.

Bu yazıyı aslında Rusya ve Sırbistan maçlarını izledikten sonra yazmayı planlamıştım. Fakat gelen istek üzerine bir kısmını paylaşarak son zamanlarda verdiği demeçler ve sergilediği tavırlar nedeniyle filozof kimliğinden bir futbol baronu, otoritesi moduna savrulan Şenol Güneş hocamı tavsiye şeklinde uyarmak istedim.

Aday kadroya çağırdığı veya çağırmadığı futbolcular analizimi, sorumlu, bilinçli ve ilkeli bir gazeteci olarak Rusya ve Sırbistan maçları sonrasına bırakıyorum. Kadro seçimi tabiî ki de teknik patronun sorumluluğundadır ve istediği ismi kadroya davet eder veya etmez. Fakat bir de şu prensip vardır; adaletli olmak. Bu tartışmayı özellikle Rusya maçı sonrasına bırakıyorum.

Mademki Rusya maçı bizim için çok önemli, neden Almanya ile bu kadar üst düzey bir hazırlık maçı oynadık? Neyi test edip, kimleri deneyecektik?

Rusya da bizden bir gün sonra İsveç ile bir hazırlık maçı yaptı ve 2-1 mağlup oldu. Her zaman oynadığı kemik kadroyu sahaya sürmedi. Uluslar Ligi’nde 2’de 2 yapan Rusya için Türkiye maçı daha önem arz ediyor. 3’te 3 yaptığında rakiplerini ekarte edecek. Takım oyununu benimseyen, disiplinden taviz vermeyen, fizik güce dayalı dinamik bir stili olan Rusya bizi yendiği takdirde hem yolu yarılayacak hem de FIFA sıralamasında bize bir adım daha yaklaşacak.

Umarım yukarıda bahsettiğim 2014 yılında benzer yanları olan kâbusu bir daha yaşamayız. Bunun için Şenol Güneş’in fabrika ayarlarına geri dönmesi gerekir.

Rusya ve Sırbistan maçları sonrası bu sütunlardan bir başka benzer konuyu yazacağım. Bekleyin. Azzz sonnnraaa!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ömer koçer - Yazınıza katılıyorum Almanya maçını basın o kadar abarttı ki zannedersin Barselona . Bu kadar olmaz . Ne Zaman ayağımız yere basacak . Dikkatli düzgün ve objektif analiz yapmıyoruz . Sonra da Sırbistan gibi üçüncü sınıf takımları yenemiyoruz .

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 10 Ekim 15:06


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?