Afvedenler, gönüllere sultan olurlar

Tahılların depolandığı silolardaki buğdayı satmak için numune/örnek olarak bir avuç buğdayı götürmek yeterli olduğu gibi, dünyada yaşayan insanları tanımak için hem melekleşmeye hem şeytanlaşmaya müsait olan bir insanı araştırmak da yeterlidir.

Farklılıkları, bulunduğu bölgeye göre açığa çıkan şeytanlığı veya melekliğidir.

Günümüz insanının hepsi Firavun veya Ebu Cehil mantığı taşıdığı gibi, Musa aleyhisselam ve Muhammed aleyhisselamın getirdiği vahye göre yaşama kabiliyeti de var.

İşte ana kucağında başlayan ve son nefesinde biten eğitim, çocuğun melekleşme veya şeytanlaşma yönünü belirler.

Biz, bugün Türkiye’de yaşayan bütün insanlardan kötülükte zırvaya çıkan herhangi birini ele alsak ve yaptıklarını yazmaya kalksak on maddeyi geçmez.

İsterseniz deneyin.

Bir insanın bütün hayatından on madde toplamada zorlanıyoruz.

Hâlbuki o adam uzun bir ömür yaşarken binlerce iyiliği olmuştur ve biz onları saymakla bitiremeyiz.

Çok olan şeyler dikkat çekmez.

Onun için biz, bir iyilikle yüz kötülüğü terazide tartsak iyiliğin ağır basacağına inanırız.

Öyle ise bu günlerde bizi birbirimize kırdırmak isteyenlerin şartlandırmasından kurtulalım.

Hep iyi taraflarını yayalım ki bizi kışkırtanlara da faydalı olalım.

“Tanıdığım Ünsüzler” kitabım, bunun için yazılmış ve yayınlanmıştı.

Örneklerimiz, Allah celle celalüh tarafından gönderilen peygamberlerdir. Buyurun okuyun:

Hz. İbrahim, kendisini ateşe atan, ülkesinden göçe zorlayan halkı hakkında:

“Rabbim, onlar, insanlardan birçoğunu sapıttılar. Kim bana uyarsa bendendir. Kim de bana isyan ederse, şüphesiz sen bağışlayansın, esirgeyensin” (İbrahim süresi ayet 14/36).

İsa aleyhisselâm, kendisinin peygamber olduğunu inkâr edenler, annesi Meryem validemize iftira atanlar, sevgide aşırı gidip Hz. İsa’yı ve Meryem validemizi ilahlaştıranlar hakkında:

“Eğer sen onlara azap edersen, şüphesiz onlar, senin kulların. Eğer onları afvedersen, şüphesiz sen Aziz’sin, Hâkim’sin” (Maide süresi ayet 5/118).

Sevgili Peygamberimiz bir gece sabaha kadar namaz kılar ve her rekâtta Fatiha’dan sonra İsa aleyhisselâmın bu duasını okur. (Ebu Davud, K. Vitir, hadis 1435).

Atalarımız ayetlerden aldıkları ilhamla, “Dindar, kindar olmaz”, “Kanı kanla yıkamazlar, kanı su ile yıkarlar”, “İntikamın en etkilisi afvetmektir”, “Taş atana ekmek at” deyivermişler de yedi iklim cihana adalet dağıtmışlar.

Rabbimizin hadis-i kudsisini dinleyelim:

“Ey Adem oğlu, sen bana yalvarıp benden ümit ettikçe senden sadır olan ne olursa olsun afvederim, (çokluğuna) aldırmam. Ey Adem oğlu, günahların gökyüzüne ulaşsa, sonra da benden afv dilesen seni afvederim. Ey Adem oğlu, eğer bana yeryüzü dolusu günah getirsen, sonra da bana ortak koşmadan bana gelsen (ölsen), ben de sana yeryüzü dolusu afv ile gelirim” (Tirmizi.Daavat,bab 106).

“Afvetmek” kelimesi bize Arapçadan geçmiştir. Araplar bu kelimeyi suyun berrak olduğunu, bulanıklıktan arındığını anlatmak için kullandığı gibi, konup göçtükleri çadır yerinin izlerinin kaybolduğunu anlatmak için de kullanmış. Bu manaları içinde barındırdığından, kişilerin suçunu bağışlamak için de “Afv” kelimesini kullanmışlar.

Afveden insan, suç işleyenin arınmasına yardım ettiği gibi, suç işleyene karşı kendi içinde gelişen kin ve kızgınlık izlerinden kurtulur ve kendisini de temizlemiş olur.

Rabbimizin güzel isimlerinden biri de el-Afüvv’dür.

 “Afveden” anlamına gelen bu ismi cemili Kur’an-ı Kerim’de beş defa tekrarlanmaktadır.

“Bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz veya bir kötülüğü afvederseniz muhakkak Allah afvedicidir, her şeye gücü yetendir” (Nisa 149).

Rabbimiz Bakara 52’de buzağıya tapınan Beni İsrail’i afvettiğini,

Al-i İmran 152’de Uhud Savaşı’ndan kaçan Müslümanları affettiğini haber verir.

Puta tapınmak, harpten kaçmak en büyük suç olduğu halde suçu işleyenler pişman olunca Allah onları cezalandırmak yerine afvediyor.

Bizlerin de afvedici olmasını istiyor ve insanları afvedenler övülüyor. (Al-i İmran 134)

Yakınlarımızın katilini afvetmemiz tavsiye edilir (Bakara 178).

Tarihin her döneminde, kâfirin kısır mantığının bittiği yerde kaba kuvvete başvurduğunu Rabbimiz örnekleriyle veriyor.

Yasin suresinin ikinci sahifesinde bir şehre gelip hak dini anlatmaya başlayanlara ve onlara iman edenlerden birine şehrin meydanında işkence etmeye başlarlar. Zalimlerin ayakları altında can veren o mümin insan, “Ah, keşke milletim Rabbimin beni afvettiğini ve beni cennette ikram olunanlardan kıldığını bir bilseydi” diyor. (Yasin 27).

Linç edilirken kendini linç edenlere karşı iyi duygular beslemek ve onların da Müslüman olmasını istemek ve sağlamak ancak peygamber eğitiminden geçenlere nasip olur.

Doğru yolda Yusuf güzelliğiyle yürü. Kurtlaşmış kardeşlerin saldırsalar bile aldırma.

Yusuf aleyhisselam gibi onları afvedebilecek  gönül genişliğine erişirsen, gönüller sultanı olursun ve onlar da  sana boyun eğerler.

Afvedenler, gönüllere sultan olurlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?