Reklamı Kapat

Bu böyle gitmez

Nasıl gideceğine dair genel geçer bir argüman sunulmasa da yaygın olan yargı, ‘Bu böyle gitmez’ cümlesidir. Bunun böyle gitmeyeceğini anlamışsak değiştirmek üstüne planlar yapar, organize olur, bütün gücümüzle olmasa da gücümüz yettiğince çalışırız demektir. Çalışmalarımız böyle gitmemesi gerekeni kökünden değiştirmeye, yerine iyisini, güzelini, doğrusunu, yararlısını ikame etmeye yöneliktir. Böyle gitmeyenin yanlışlarını düzelttiğini iddia etmesi; hatalarını, eksiklerini, kusurlarını gizlemesi, dolayısıyla bir şekilde varlığını sürdürmesi böyle gitmeyeceğini anlamış olanları teskin etmez. Böyle gitmeyenin değiştirilmesi, yerine hak olanın getirilmesi, doğru olanın yapılması yegâne umuttur. Gelecekten umut kesmemek tam da burada kendini gösterir.

Çoklarınca umut fakirin ekmeğidir. Zira fakir düşmüş olan, elinin emeğiyle kazandığı ama zar zor ulaştığı ekmekten gayrı neye umut bağlayabilir. Geleceğin daha güzel olacağına dair umut insanı hayatta, inandığı davayı ayakta tutar. Ve o dava -şayet ayağa düşmemişse- gelecekte her şeyin daha iyi olması için gayret eder. Bu gayret en tutarlı şekliyle iyilik için çalışan, geleceğin güzel olması için canını dişine takan, insanlığın ve cümle yaratılmışların daha iyiye ulaşmasını arzulayan bireyler yetiştirmek şeklinde kendini gösterir. İnananlar, doğrunun teminatını Hak kabul etmiş, istiklalin de yalnızca Hakk’a tapan insanların hakkı olduğunu anlamış; yalnızca hayatı güzelleştirdiği takdirde hakkın tecelli edeceğine inanmıştır. Tabi tutuldukları eğitim hak olandan, hak sözlerden oluşur. O sözler ki anlaşıldığı ve doğrultusunda hareket edildiği takdirde bataklıkta yetişmiş olsa dahi insanı insan yapar. Hatta böyle bir insan Ömer olmakla kalmaz, hazret diye anılır.

İnsan, ‘bu böyle gitmez’ cümlesine mukabil, ‘Nasıl gider?’ sorusunun yanıtını bulmak zorundadır. Aramaz, bulmaya çalışmazsa geleceğin iyi olacağına yönelik umudunu da kaybeder. Umut, şayet nesle yorulmuşsa, yeni nesillerin yeni ufuklar açacağına inanılıyorsa o halde gençliğin ihyası için çalışmak gerekir. İhyanın nasılı aynı şekilde Hak olanın emirlerinde, hakkı hâkim kılmaya çalışanların emeğindedir. İnanılan değerler hiç kimsenin tekeline alamayacağı, herkesin kendince iştirak edebileceği türdendir. Ancak bu ihya çalışmalarında inancın dibini sıyıran, kerameti kendinden menkul hocalar, bilirkişiler, ileri gelenler türer. Çok konuşan, dolayısıyla çokça yanılan, dinsel sosa bulanmış hamasetle kitleleri kendine bağlayan, kimi zaman uçan kaçan, kimi zaman heyecan seviyesini elinde tutan ruhbanlar oluşur. İyiliğin seyri artık onların elindedir ve umut diye yetiştirilen gençler onların tedrisatından geçmiştir. Zaman sonra anlaşılır ki aslında sadece böyle gidenin ama böyle gitmemesi gerekenin bir farklı versiyonu tezahür etmiştir.

Diğer yandan üstünde yaşanan toprak parçasına tutunmuş, üstüne toz, toprak, kan, kumaş bulaşmış bir hamaset, yeryüzünde iyiliğin hâkim olması için gayret eden insanların önündeki en büyük engeldir. İmkân dâhilinde yetiştirilen bireyler önce bu tür hamasetten taharete tabi kılınmalıdır. Nitekim inançlı bir birey için vatan millet Sakarya Çorlu ve dahi Edirne derdine duçar hamasi söylem elfazı küfür zümresindendir. Böyle olmasa şehrin kabileleri iftihar vesilesi olur, daha asil olma yarışındaki insanlar fırsat bulduğunda kendilerinden olanı kayırıp, kendilerinden olmayanı sürerlerdi şeklinde bir varsayım yürütülebilir. Dikkatli bakıldığında adaletine hayran olduğumuz Hazretten, mütekâmil insanın en müşahhas örneğini gösteren Ömer’den (Allah ondan razı olsun) hemen sonra aslında tam da öyle olduğu görülecektir.

Yetkinliği kendinden menkul bireyler geleceğe dair umudu hırpalar. Dolayısıyla her bir bireyin kendi alanında yetkinliği öncelenmelidir. O yetkinliği edinirken bir yandan Hakkı ve hakikati her şeyin üstünde tutmak, evrensel bir iyilik gayesinden asla sapmamak, bunun için de insani olan erdemleri meleke haline getirmek gereklidir. Evet, ‘İnanç tekeden süt çıkarır’ ama muhtemeldir ki o inanç bugüne değin karşılaştığımız inanç türlerine benzemez. ‘Böyle gitmez’ yargısını fark edip, ‘Nasıl gider?’ sorusunun yanıtını bulamayanlar, süt çıkarmak gayesiyle keçiye el attığında bugün hemen herkesi içine alan umutsuzlukla karşılaşır. Muhtemelen anlayabilen insanlar için insanlık tarihi hayal kırıklıklarından oluşan çöplüğün geniz yakan kokusundan ibarettir. Kokuyu gidermek (yeniden söylenmelidir ki) doğru olanı yapmak, doğru eylemlerde bulunmakla mümkündür.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Eylül 20:09


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?