Reklamı Kapat

Ahlaki ve insani olan çökerse…

Toplumun yaşadığı değişim ve dönüşüm maalesef olumsuz bir yönde doğru seyrediyor. Aklıselim, sağduyulu, izanlı, insaflı ve mantıki düşünme yerine anlık coşkulara, hazlara, öfkelere dayalı, kişisel cehaletin kutsandığı ve giderek toplumsal bir cehalete evrildiği bir yozluk her yeri kaplıyor. Ahlak, namus, erdemli olmak, başkasının canına, malına, ırzına, hayatına kast etmeyenler değil de, kafasına göre hareket edenler, kul hakkını ve ahlakı gözetmeyenler daha cüretkar görünüyor artık. Namusluların sesi çıkmaz oldukça ortalık daha da kaotik bir hal alıyor, yaşanmaz oluyor.

Geçen hafta yaşanan 3 ibretlik olay toplumsal yozlaşmanın giderek bir çöküşe doğru evrildiğini gösteriyor. Bozulma çoktan gerçekleşti çünkü ve bundan sonrası olsa ola çöküş olarak adlandırılabilir. Kendimizi, hamasi nutuklarla ve gönlümüzü okşayan “Türk’e Türk propagandalarıyla” kandırsak da, Türk toplumu içten içe kaynayan bir yanardağ gibi gizli bir sosyal patlamayı yaşıyor. Ekonomik, siyasi ve kültürel manadaki gelişmeler ve değişmeler toplumu acayip bir hale sokuyor. Ahlaksızlığı, utanmazlığı, arsızlığı, eşkıyalığı kutsayan, efendiliği, ahlaklı ve namuslu olmayı, insan gibi davranmayı küçümseyen anlayışlar neticesinde yaşanan toplumsal metamorfoz, değerler anlamında giderek toplumsal yıkıma doğru koşar adım gidiyor.

İlk olay, bir fotoğraf karesiyle hafızalara kazındı bile. Ankara’da, silahlı kavgada yaralanan 2 kardeşten biri kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirince yakınları, sağlık çalışanlarına saldırıyor. Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşanan olayda, sağlık çalışanları hastanenin bir bölümüne sığınıyor ve kapının önüne barikat kurarak saldırganların girmesini engellemeye çalışıyor. Çalışanlar, “kapıyı tutarak” bir bakıma canlarını da kurtarmış oluyorlar. Haberleri izlerken, bir başka ülkede böyle bir olay olduğunu görsek hayretler içinde kalacakken, sıradan bir 3. sayfa haberi olarak değerlendiriyoruz artık. Akıl almayacak manzaraları bile kanıksamış vaziyetteyiz. Bu gidişatın hayra alamet bir yere olduğu söylenebilir mi?

Diğer olayda yine sağlık çalışanlarına bir şiddet olayı söz konusu. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bir sağlık çalışanı, maske uyarısı yaptığı hasta yakını tarafından saldırıya uğruyor. Gözünden yaralanan sağlık çalışanı, yapılan tıbbi müdahalelere rağmen görme yetisini kaybediyor. Aklın almayacağı bir olay daha, ancak aklımız almasa da her gün yaşanan ve giderek “vaka-i adiyye” olarak görülen bir toplumsal cinnet hali numunesi bu… Giderek yaygınlaşan bir şiddet haliyle karşı karşıyayız. Bugün sağlıkçılara yönelik şiddetten konuşurken, yarın belki başka meslek gruplarına, kişilere vs yönelecek bu şiddet... Toplumu kuşatan bir öfke ve şiddet sarmalı var karşımızda.

Son olay ise en hafif tabiriyle ahlakın sükut etmesi olarak adlandırılabilir herhalde. Siyasi iktidarın başlıca ve en çok izlenen TV kanalındaki bir programda, bir kadın DNA testi sonucunda çocuğunun babası yaşındaki komşusundan olduğunu öğreniyor ve büyük bir mutluluk yaşıyor! Arsız gülüşmelerine şükür(!) ifadeleri eşlik ediyor! İnsanları hayra teşvik eden ve yönlendiren, hadi onu da geçtik en azından şerden men etmeyi amaçlayan tek bir tane bile yapımın olmadığı bu ve benzeri kanalları izleyen insanlar, belki bile isteye belki de farkında bile olmadan ahlaki bir yozlaşmaya uğruyor. Yasak aşkı, zinayı, dalavere çevirmeyi, dedikodu yapmayı, fitne çıkarmayı, bozgunculuk yapmayı, her türden ahlaksızlığı reyting ve reklam kazancı uğruna bu topluma reva görenler kadar, bu rezilliklerden rahatsız dahi olmayan “alıcılar” da sorumludur bu tabloda.

Toplum, ekonomideki, siyasetteki, toplumsal ilişkilerdeki çöküş seviyesine doğru ilerleyen bozulmaları tolere edebilir belki, ancak ahlaki ve insani bir çöküşten kendimizi ve bu ülkeyi nasıl kurtaracağız? Önümüzdeki manzaralara bakınca işimizin çok zor olduğu görülmekte…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Eylül 18:05


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?