Reklamı Kapat

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız endişeli

Türkiye dışında dünya genelinde 6 milyonun üzerinde Türk vatandaşı yaşarken, bunun da neredeyse tamamına yakınının özellikle Batı Avrupa’da ikamet ettiği biliniyor.

1961 Ankara Anlaşması’nın ardından başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine yoğun bir göç dalgası yaşandı. İlk başta geçiciliğine atıfla “misafir işçi” olarak kabul edilen ve nitelenen vatandaşlarımız, bugün artık “Avrupalı Türkler” ya da daha doğru bir ifadeyle “Avrupa’da yaşayan Türkiyeli Müslümanlar” olarak kendilerini tanımlar hale geldi.

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız, son günlerde oldukça endişeli günler geçiriyor. Buna sebep olan ise Ocak 2021 itibarıyla uygulanmaya başlanacağı açıklanan “Otomatik Finansal Bilgi Paylaşımı” konusu.
Kısaca belirtmek gerekirse yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’de var olan banka hesap bilgileri ve hareketleri, borsa ya da diğer finansal gelirleri yaşadıkları ülkelere yıllık periyotta bildirilecek.
Neyi kastediyor bu anlaşma? Örneğin Almanya için konuşuyor olursak, Alman devleti aslında bu anlaşmayla birlikte “madem benim ülkemde para kazanıyorsunuz, benim ülkemde harcansın bu para ya da paranın nereye gittiğini bileyim” demiş oluyor. Karşılıklı mütekabiliyet esası gereği aynı durum Türkiye için de geçerli elbette ancak gözden kaçırılmaması gereken fark; nüfus ile ilgili büyük detay…
Sadece Almanya’da 3 milyonun üzerinde vatandaşımız yaşarken Türkiye’de ikamet eden Almanların sayısı ise en iyimser tahminle dahi yüz bini bulmuyor. Onlar da sermaye sahipleri değil, daha ziyade emekliliğini Türkiye’de geçirmek isteyen insanlar. Bol hesap hareketleri olan insanlar değil yani.
Kamuoyuna açıklanırken otomatik finansal bilgi paylaşımının ana gayesi, uluslararası para akışının kontrol edilmesi sayesinde vergi kaçakçılığının, kara para trafiğinin, terörizmin finansal kaynaklarının engellenmesi olarak açıklanıyor.

Töhmet altında bıraktıracak cinsten bir gerekçe. “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” sözü geliyor insanın aklına.

Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımız arasında sosyal yardım alanlar, ticaretle uğraşıp Türkiye’de ortak hesabı olanlar, Türkiye’de taşınmaz mallardan kaynaklı gelire (kira gibi temettü gelirler) sahip olanlar bu anlaşmanın önemli muhatapları.

Konunun çok daha detayları var aslında ancak biz bu köşede bu konuyu niye ele aldık, onu açıklayalım.
Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız Ocak 2021’e kilitlenmiş vaziyette gelişmeleri takip ederken resmi yetkililerden ise doğru düzgün net bir bilgi alamamakta. Tabiri caizse her kafadan bir ses çıkıyor!
Bir yetkili çıkıp “sizi yedirmeyiz, merak etmeyin” diye teminat verirken bir başka kurum ya da kişi “en iyisi bir an evvel yaşadığınız ülkeye uyumlu hale gelin” diyebilmekte.
Halbuki örneğin Türkiye’de gayrimenkulü olduğu halde yaşadığı ülkede bunu beyan etmeyen ve bu sayede sosyal yardım alan çok büyük bir kitle var ve bu kitle bugün bununla yüzleşme ve geçmişe dönük ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya.

Ticaretle uğraşanlar yüksek maliyetli yükümlülüklerin getirilme korkusunu derinden hissediyor.
Şimdi bu insanlar nasıl olacak da endişe etmeyecek? Bu insanlarımızın acilen muhatap alınmaya, sözünün dinlenilmesine, sesine ses katılmasına ihtiyaç var.
Evren boşluk kabul etmiyor malum, resmi yetkililerin muhatap olmakta gecikmesi nedeniyle şu anda Avrupa’da çok ciddi bir aracı kuruluş furyası başlamış durumda.
“Dilekçenizi verin, kişisel bilgileri koruma üzerinden bilgilerinizin paylaşılmasını engelleriz” diyerek insanlara umut dağıtan şebekeler ortalıkta görünmeye başladı bir süredir.
Halbuki devletlerarası yapılan yasal anlaşmalar ortada iken böylesi çözümlere yönelmek aynı zamanda büyük riskler barındırıyor.

Vatandaşlarımızın yaşadığı bu endişeli süreç karşısında ilk somut adım ise geçtiğimiz hafta sonu atıldı. Saadet Partisi Avrupa Temsilciliği, konu ile ilgili Avrupa’da bir ilki gerçekleştirerek kapsamlı bir çalıştay düzenledi. Moderatörlüğü tarafımızdan yapılan çalıştaya Saadet Avrupa Başkanı Abdussamet Sami Temel Bey ve yönetim kurulu üyeleri olmak üzere konuyu yakından takip eden ve kamuoyunun yakından tanıdığı uzman mali müşavirler, gazeteciler, iş adamları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Çalıştayın sonuç raporu bugünlerde açıklanacak. Umarım geç kalınmadan alınması gerekli önlemler bu sayede yetkililerin gündemine girmiş olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

yaşar - akp hükümeti bölerek, parçalayarak meydana gelmiş bir oluşum olarak ; yurt içi, yurt dışı vatandaşlarını ve ümmetin genelini yedirmeye ant içmiş gibi çalışan ve bunu da başaran bir hükümet.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Eylül 23:38
02

orhan - almanyada bu konularda türkler madur olurlarsa bundan sonra türkiyeye beş kuruş yardım ve para göndermezler. hükümet ne yapmaya çalışıyor?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Eylül 15:11
01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Eylül 10:18


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?