Reklamı Kapat

46- Üzgünlük!

Rahmetli Ahmet Uluçay, “Haydi, yum gözlerini. Beğenmediğin, sevmediğin dünyayı göz kapaklarının dışına hapset. Bir jenerik geçir zihninden, bir öykü başlat. Yaşamın kendisi büyük bir öykücü aslında” diyor, Küller ve Kemikler adlı eserinde. İnsan çoğunlukla böyle bir şeyin gerçekleşmesini ister ancak dışarıdaki gerçeklik o kadar serttir ki bunu zihninden bile geçirmeye müsaade etmez. Onun için bazen çok şey gelir dile de insanın dili o kadar dolar ki; o dolgunluktan bir şey dökülmez, katılaşır. Bu durumdan şairler, ozanlar çıkmayı başarırlar ve sözleri kısa ve öz bir bicimde ustalıkla dizerler. Şimdi geriye doğru baktıkça ileri doğru açılan makasın ağzının ne kadar farklılaştığını görebiliyor ve haliyle üzülüyoruz. Çünkü insanız.

Bazı şiirlere denk geliyorum. Güzel bestelenmiş ve güzel notaya dökülüp, güzel yorumlanmış. Bazen bir mısra, bazen bir ses dalgasının üzerine uzanıp zamanda yolculuğa çıkıyor bütün geçitlerde, bütün istasyonlarda hatıralarla helalleşip hüznümüzü yedekleyerek yol alıyoruz. Artık kızgınlıklar, haykırışlar içerideki duvarları döve döve yorulmuş bir köşeye çekilmiş durumdalar. Hiçbir haber silkelemiyor, havadis getiren kuşlar sadece gam taşıyor hem de coğrafya, sınır tanımıyor. Her şey belki bu kadar çok hızlı duyulup, bu kadar hızlı her şey paylaşılıyor olmasa; o vakit belki de insanın bir miktar merakı, biraz saf yanları kalırdı. Artık özlemlerimizde, heveslerimizde saf bir yan kalmadı belki bu yüzden hayallerimizde, ümitlerimizde bizi iyi edecek, güzel kılacak bir yön barınmıyor.

Aslında bütün anlatacaklarımı daha güzel anlatmış şair, onun şiirini şuraya bırakıp kenara çekilecektim ama beceremedim. İlhami Atmaca’nın şiiri birçok şey söylüyor. Şiire, çoğunlukla kıymetli Selçuk Küpçük’ün müziği ve o kendine has yorumu eşlik ediyor. Bütün gökyüzünü geceme, masamın üzerine getirip bırakıyor. Bir kuş kanadı gibi çırpınıyor kalbim. Kalbimiz nerede? Bütün öğretiler, bütün usuller ve esaslar nerede? Bana seslenmiyorsa kime sesleniyor, bir muhatabı olmalı değil mi? Kardeşim ya da gardaşım derken böyle coşkun bir şekilde yüreğimizden değil de dilimizin ucundan geliyorsa, kardeşim sen neredesin ben neredeyim? Neredeyiz? Siz şiirin mısralarında dolaşırken ben kenara çekileyim. Hoşça bakın zatınıza…

I.

Duy ey baharı bağrında taşıyan çiçek

İnanır olmuştum artık solmayacağına

O çocuklar öyle mahzun ağlamaya gittiler

Azgın canavarlarla artık kimler pençeleşecek

Ölmeye hazır umutlarım vardı mektuplar okudum

Gördüm satırlarda nişanlı genç kızlar ağlardı

Bir baba sıkardı kasketini kahırdan, gözyaşları

Uçardı satırlarda ak saçlı bir ananın

Ve bacılar avuçlarını gözlerine yamardı

Benim ölmeye hazır umutlarım vardı

Bana aşka ve sana dair mektuplar yazarlardı

Şimdi saçma sapan sözler dolanıyor dilime

Kurumlarım yaşlı bir adamın sakallarını aşıyor

Delikanlı raconları, bitpazarları ve genç kızlar

Aciz çırakları insanlığın, imdada koşuyorlar

Çatlıyor damarlarım, utançtan eşkâlim sararıyor

Duy ey baharı bağrında taşıyan çiçek

Beni kimler anlayacak artık, kimler sevecek.

Korkuyorum tasalarım artıyor.

O çocuklar öyle mahzun ağlamaya gittiler

Beni kimler anlayacak artık, kimler sevecek

 

II.

O çocuklar öyle mahzun ağlamaya gittiler

Senin solduğun bahçeleri görsem dayanamam

Anlatıyorlar bir karanfilin herkese açtığını

Çok ağladım sarsılarak saklamam

O çocuklar öyle mahzun ağlamaya gittiler

Gecelerin ürkünç karanlığına bulaştım

O nurdan yüzlü âşıkları unutamam

Duy ey baharı bağrında taşıyan çiçek

Sensiz yaşamaya alıştım artık

Bilmem idamlık kefenimi kimler biçecek.

(İlhami Atmaca)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Eylül 13:08


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?