Reklamı Kapat

Sorumluluğun soyluluğu

Genç akademisyenler şaşırarak izlediler. Hocaları profesör toplantı esnasında evden getirdiği termostan kendi bardağına doldurduğu çaydan içmekteydi.
Öğlen arasında da hoca, usul usul sefertasını açtı.
Eşinin kendisine hazırladığı beslenme çantasını masanın üzerine koyup ağır ağır yemeğini yedi.
Asistanların dışarıdan söylediği yemekler boğazlarına takıldı elbet.
Sorumluluk sahibi hocalarının burnunun üzerinden indirmediği maskesine bakarak hepsi hayranlık düşüncesini geçirdi kafasından.

Gençler, acaba eğitim yükseldikçe sorumluk duygusu daha mı artmakta diye hükmettiler.
Toplantı sonunda birlikte hatıra fotoğrafı çektirdiler.
İçlerinden biri yine de toyluk yapabildi:
“Ama fotoğraf çekilirken bari maskelerimizi çıkaralım, hiçbirimizin yüzleri gözükmemekte, sonuçta bugün tarihi bir toplantı yaptık.”
Hocaları parmağını hayır anlamında sallayıp;
“Hayır, kesinlikle olmaz. Kul hakkına girer. Hangimizin taşıyıcı olduğunu bilemeyiz.”
Gençlere mimari tasarım, kentsel dönüşüm, şehir topografyası, kolektif bellek konularından daha mühim bir ders vermişti.
Şefkat ve merhametten daha önemli olan hak ve adalet duygusunu hayatlarının çok önemli düsturu olarak önlerine bırakmıştı.

Evlerine dönerlerken, cafelerde, restoranlarda kıtlıktan çıkmış gibi omuz omuza yemek yiyenlere, çay içenlere bakıp; sorumluluk eğitimle olduğu kadar, diğer insanların iyiliğini gözetmekle doğru orantılı dediler.
Fakat içlerinden biri, halkın hakkı geçecek korkusu taşıyan, başkalarının iyiliğini öncülleyen hocasından çok daha fazla etkilenmişti.
Yakında evlenecekti.
Kızın ailesine laf anlatamıyordu.
Yemekli düğün olmazsa olmazları idi.
Yolda nişanlısını aradı.

Yetimhanede kalan çocukları anlattı. Düğünde verecekleri yemeği, onlara göndermeyi teklif etti.
İnsanları bir salona doldurup, takı gelecek diye kul hakkına girmeyelim, birbirimize virüsü bulaştırma tehlikesini bertaraf edelim, çok acı neticeler getirebilecek bir sorumsuzluktan uzak duralım, hak ve adaletten ayrılmayalım dedi.
Muhatabından umudu olsa da yine de yüreği ağzına geldi, teklifinin kabul görmemesi ihtimalini düşünüp.
Saniyeler saat gibiydi.
Bir müddet sessizlik oldu.
Neden olmasın dedi, telefonun ucundaki nişanlısı.
Derin bir nefes aldı.
Evine yaklaşırken, sahilde yürüyen gençlere baktı.
Arabalarındaki müziği sonuna kadar açıp; yaşlı ve hastaların, bebeklerin uykudan sıçrayarak uyanmalarına sebep olduklarının farkında olmayan, başlarında kavak rüzgârları esen delikanlıları gördü.
Yüzleri gözleri açık, maske takmamayı bir direniş olarak gören hayatın ilk çeyreğindeki çocukların tavırlarını yadsısa da…

Dilerim hak ve adalet duygusunu tadarsınız dedi.
İyiliğin, şu denizin dalgalarından yansıyan esenlik duygusundan çok daha fazla diriltici olduğunu anlarsınız dedi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?