Reklamı Kapat

Köyler ne zaman hayata açılacak?

Sevgili yazar dostumuz Adnan Öksüz geçen gün köşesinde kendi ilkokul yıllarından yola çıkarak köy okullarına dair yazdı. Yazısını şu umut cümleleriyle bitirmişti: “Köy ilkokulları açılmalıdır”, “Köylerde üretime ağırlık verilmelidir”, “Doğduğun yer aynı zamanda doyduğun yer olmalıdır.” Bu satırların altına imzamı atıyorum. Ne yapıp edilmeli köyler ayağa kaldırılmalıdır. Büyükşehirlerin istiap haddi çoktan dolmuştur. Memleketin sosyoekonomik ve kültürel sorunlarının temelinde köy ve kasabalardan büyük şehirlere bitmek bilmeyen göç vardır. Bu göçün bir an önce son bulması gerekiyor. Bunun yolu köy ve kasabaların büyük ve yeni bir kalkınma hamlesi ile ihya edilmesinde yatıyor. Taşımalı eğitim kasaba merkezlerine köy çocuklarını taşıyarak değil birbirine yakın birden fazla köyün çocuklarını bir köy okulunda toplayarak yapılması daha iyi olacaktır. Köylerin ve kasabaların nüfusu artırılmalı ve buralarda yaşayan insanlar karınlarını doyurmak için başka arayışlar içerisine girmeye ihtiyaç hissetmemelidirler.
Türkiye seksenli-doksanlı yılların Türkiye’si değildir artık. Köyleri ve kasabaları bayındır hale

Getirebilmenin kaynak ve imkânlarını bulmak o kadar zor olmasa gerek. Büyük şehirlerde hayata tutunmak için yaşayan insanlar apar topar memleketlerine geri dönsün demiyorum elbet. Fakat emekli olup belli bir yaşa ulaşmış kişilerin kent hayatının kahrını çekmek yerine doğdukları toprakları şenlendirmeleri gayet isabetli olacaktır. Okul, sağlık ocağı ve cami birbirini desteklemeli, sınırlı sayıda da olsa köylünün daha iyi vakit geçirebilmeleri için kültür odası ya da köy kıraathanesi her köyde yer almalıdır. Köy ve kasabaların ocakları söndüğünde şehir merkezlerinin de dumanı tütmeyecektir.

KİTAPLARI HURDAYA VERMEK

Hayatım boyunca belli aralıklarla yaşamışımdır bu duyguyu: Evimdeki kitap ormanını ortadan kaldırıp yerine çocuk parkı ya da resim sergileri için bir galeri kondurmak! Hem eve gelen küçük büyük herkesin durup durup, “Sen şimdi bu kitapların hepsini gerçekten okudun mu?” sorusuna muhatap olmazdım.
Bu orman kendiliğinden yetişti. Çam tohumlarının rüzgârla etrafa yayılıp dört bir yanı kısa sürede çam ormanına dönüştürmesi gibi benim kütüphanem de kendilerine hâkim olamadığım şekilde büyüyüp evin dört bir yanına yayıldılar. Zamanla tek bir oda yetmedi, istilacı bir ruhla evin her tarafına hâkim olma duygusu zapt edilmez hale geldi. Bundan sonrasını tahmin etmek hiç zor değil: Kitapların bu yayılmacı siyasetinden duyulan yoğun hoşnutsuzluk! Siz bir kitap kurdu olarak kitaplara toz kondurmazken evin hanımı kitapların tozunu almaktan şekilden şekle girecektir.

Ömrünüz boyunca dişinizden tırnağınızdan artırarak aldığınız kitaplar bir an gelir ki hem içerdikleri fikirler hem de maddi kıymet açısından değersizleşir. Geriye sadece kütleleriyle mekânda yer kaplayan bir enkaz yığını kalır. Bu enkazı kaldırmak hiç de kolay değil. Evinizde kitap ormanını gören insanlar şaşkınlıklarını belli etseler de kitaplara dokunmaktan hep uzak dururlar. Hani içlerinden birileri gözlerine bazı kitapları kestirip alıp gitseler bu enkaz bu kadar büyümeyecektir. Eş dost akraba hiçbiri kitaplarınızı ödünç olarak almak için bile talip olmazlar.

Necip Fazıl gibi, “Yandı kitap dağlarım, ne garip bir hâl oldu / Sonunda bana kalan yalnız ilmihal oldu” diyerek bütün kitaplarınızı ateşe salıp yele vermek gibi bir şansınız da yok. Ya sahaflar çarşısına kaldıracaksınız ya da hurdacıya kâğıt fiyatına satacaksınız. İçinizden belki de şöyle bir şey bile geçiyor olabilir: “Bu kitaplar gerçekten doğru ve muhkem fikirler içeriyor idiyseler böyle bir akıbete maruz kalmazlardı.”

İçerdikleri fikir ve düşünceler okuyucuya ya da kitabın sahibine sahip çıkmıyorsa, onu en zor zamanında yalnız ve çaresiz bırakıyorsa bu kitapların boşlukta kapladıkları yerin hiçbir anlamı yoktur. Belki kitaplardan ödünç aldığımız fikirleri hurdacıya yok fiyatına satmamız mümkün olmayabilir; fakat onları geldikleri yerlere geri göndermemiz pekâlâ mümkün olabilir.

Fikirlerine güvenmediğiniz kitap, evinizde yer işgal etmekten başka bir işe yaramayacaktır.
Bir zamanlar birçoğumuz Cemal Süreya gibi düşünüp şöyle derdik: “Küçük bir kitaptır yaşamak, elinde tutmaya yarar.” Bir zaman geldi ki ne hayatı taşıyabilecek mecalimiz kaldı ne de evden dışarı çıkarken elimize aldığımız kitabı taşıyacak mecalimiz.

Geçen sosyal medyadan haberim oldu, yazar kardeşimiz Helim Dur evindeki kitapları hurdacıya kaldırmış. Kim bilir nasıl bir yorgunluktan kurtulmuştur ya da evde kitapların kalktığı alanda nasıl bir boşluk doğmuştur?

Bütün mesele bu boşluktan çocukların salıncaklara binebilecekleri bir bahçe oluşturabilmektir. Bunu başardığımızda giden kitabın arkasından ağıt yakmaya hacet kalmayacaktır.
Lütfen yadırgamayın, okuduğum kitaplar bana bunu öğretti!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

04

Karibi Abdi - parti devletinin muhtarı köylerde astığı astık kestiği kestiği yaşatıyor

önce muhtar seçim kanunun ve muhtar yetkilerini düzenleyen kanun yapılmalı

sonra birden fazla adayın yarıştığı muhtar seçimi yapılmalıdır sonra parti devleti yerine devletin parilerine geçilmelidir

Köy okulu açılsın ama taşımacılık eğitiminden nemalananlar açığa çıksın

ancak bu okullar açılınca imamaları öğretmen atarlar işleri muzurluk bunların iş yapmazlar işi bozarlarAllah bu milleti Adaletsiz Akp den acilen kurtarsın bunlar bu mille yük oldular

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 11:45
03

refah - kıymetli kardeşim değerli vaktinizi almak istemem hayatı insanları dünyayı anlamaya dönük tabi

ki birazda edebi, roman türünde de olabilir ihtiyaç fazlası kitaplarınızdan 15 20 kadar kargosu bize ait olmak üzere gönderirseniz sevinirim size göre bir berceste bir bukle şimdiden teşekkürler

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 10:52
02

Şaban Çetiner - Evde tek kişilik kütüphane yerine çok sayıda okurun gidebileceği kamu veya özel kütüphanelere bağışlamak lazım.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 09:55
01

Musa Derman - Üretenler emeginin karsiligini alir ve üretime destek verilirse belki göc önlenir.Bu yapinin öyle bir derdi yok.Beton sevdasi ve rantiyeciye destege devam.....

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 09:18


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?