Reklamı Kapat

Çok güzel hareketler bunlar!

Diagne korner köşesinden topu Emre’ye uzattı. Emre bekletmeden Babel’e gönderdi. Babel topa zarif bir şekilde dokundu ve Belhanda’nın önüne bıraktı. Belhanda belki de uzun yıllardır pek görmediğimiz sağ üst dış vuruş yaparak kaleci Mert’in bakışları arasında meşin yuvarlağı filenin çimlerle birleştiği yere ışınladı.

Çok güzel hareketler bunlar. Tam bir ustalar işi goldü. Derslikti ve de sanki futbolcular arasında konuşulmuş, çalışılmış bir görüntüsü vardı. Bir de bu vuruşun bir tık değişini de yapsaydı, yani top arka filenin doksan tarafında buluşup süzülerek fileden çimlere doğru inseydi tadından yenmezdi.

Dediğimiz gibi, Galatasaray ve Fatih Terim şu ekonomik kriz, şu pandemi hali ve de Finansal Fair Play (FFP) günlerinde işi gayet sıkı tutuyorlar. Terim’i 1996-2000 yılları arasındaki Terim gibi gördüm. Takımın her şeyi ile ilgilenen, kafa yoran, konuşan, eldeki finansal kaynaklara bakan, yani kötü gün adamı, insanı ve de dostu Terim’i gördüm.

Emre Kılınç her geçen gün takıma ısınıyor. Falcao takıma faydalı işler yapıyor. Belhanda, Feghouli ve Marcao usta işler, teknik ayaklar tadında performans gösteriyor. Takım şu sıralar üst üste önemli maçlara çıktı çıkıyor ve çıkacak. Ona göre isimler esami listesine yazılıyor. Bahane üretilmiyor. Eldeki malzemelerden çıkarılabilecek en iyi takım sahaya sürülüyor. Sarachi, Linnes, Taylan, Arda, Diagne herkesin bir sırası gelecek. Bir de bu takıma kaptan Muslera da girecek. Tabii bu arada transfer dönemlerinde birileri gidecek ki birileri de Galatasaray kapısından içeri girecek. Bazı konuşmalar ve yazışmalar için henüz erken lakin görünen köy de kılavuz istemez derler. Bu sezon Galatasaray’ı seyircisiz ve pandemi günleri için daha hazır gördüm. Doğru adımlarla, sakin sakin ilerliyor. Tıpkı 90’lı yılların sonu gibi!

Başakşehir için aslında söylenecek çok kelime var fakat ben bir özet geçmek istiyorum. Çünkü daha maçlara devam edeceğiz.

Okan Hoca şampiyonluk hedefini geçtiğimiz yıl tutturunca, bu sezon o hedefini sanki geri plana atmış gibi. Çünkü takım daha hazırlık evresinde. Kime hazırlanıyor tabiî ki Şampiyonlar Ligi’ne. O yüzden takım lige konsantre değil. Bazen bu tip hedeften sapmalar ilerleyen haftalarda insanın başına iş açabilir buradan uyarayım. Şampiyonlar Ligi’nde de istenilen skorlar tabelaya yazılmaz ve hatta karşı tarafa fark yazar ise, Başakşehir dönüşü olmayan bir yola girebilir.

Trabzonspor’u hiç anlamış değilim. Ya da teknik adamını. Deplasmanda bir puan almak bu tip takımlar için kayıptır. Bu kardeşimiz bilmiyor mu acaba? Denizli, güçlü bir takım karşısında haddini bilerek oynayınca sonuç odaklı istediğini alabiliyor. Afobe’nin bir takım sorunları olduğunu ve Sörloth’un yerini dolduramayacağını belirtmiştim. Dediğimizin arkasındayız. Hala vakit var. Terim ve yönetim gibi Trabzonspor’un da evlatları elini taşın altına sokmalıdır. Yoksa Trabzonspor çok kan kaybına uğrar ki bu sefer düzeltmek için çok zaman gerekir. Bir başka yazı yazmak istiyorum Trabzonspor için. Birilerinin, hatta birisinin artık yuvasına dönme zamanı geldi diye düşünüyorum.

Neyse biz yazımıza dönelim…

Bu kez Beşiktaş, Sergen’in yokluğunda oyunu skora yazdıramadı. Oysaki geçtiğimiz hafta Trabzonspor’da iyi bir futbol ortaya koymasa da sahadan farklı galibiyetle ayrılmıştı. Kaleci takımın her şeyidir. Bunu herhalde bu gidişle defalarca yazma gereği duyacağım. Tabii Sergen’in önemli bir hastalık ile mücadele vermesi takımı psikolojik olarak da etkileyebilir. O yüzden fazla bir eleştiride bulunmak istemiyorum. Maçta futbolun cilvesi “atamayana atarlar” kuralı da işledi. Zaten tüm olumsuzluklara rağmen takım üst sıralardaki yerini koruyor. Bu da bir başarıdır diyelim.

Fenerbahçe, her türlü yolu denemiş olsa da bir türlü sihirli küreyi filelerle buluşturamadı. Rakip Hatayspor ilk haftadan gücünü gösterdi. Eeee Ömer Erdoğan da Erol Bulut gibi, Okan Buruk gibi bir kariyer yapmak istiyor. Hal böyle olunca takımı da çetin ceviz oluyor. Direkte patlayan top, son dakika son bir altın vuruş, ortalar, kale önünde vuruşlar ve daha neler neler. Tabii bu ne zaman oldu rakip 2 kişi eksilince. Daha önce ise Hatayspor bir takım oyunu oynadı ki sorma gitsin. Eee Erol Bulut bunu Malatya ve Alanya’da yapıyordu. Şimdi Fenerbahçe’de olan kendisi, ve kendisine aynısını başka isimler başka takımlarla yapıyor. Hatay’ı İngiltere’nin Wolverhampton’una benzetiyorum. İki üst düzey maç ve 4 puan daha ne olsun! Fenerbahçe de çok güzel hareketlere imza attı fakat hareketler sonuç getirmedi. Hatay veya Antalyaspor’a puan vermek belki de cepten yemektir fakat bu takımlar diğerlerini de ısırabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?