Reklamı Kapat

İşte Avrupa Birliği bu!

Bismillâhirrahmânirrahîm;
İKİ gün sonra yapılacak olan Avrupa Liderler Toplantısı çok konuşulacak önemli kararlara gebe. 15 Eylül’de, Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda yapılan konuşmalar bunun habercisi. Doğu Akdeniz gerilimi ile ilgili, Türkiye’nin kendi haklarını savunması ve haklarından vazgeçmeme kararlılığı AB ülkelerini kızdırdı. Onlar, teslimiyetçi bir Türkiye görmek istiyorlardı.

15 Eylül’de Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu “Türkiye” gündemiyle toplandı. Toplantının genel mesajı, “Türkiye’yi AB’ye almayacağız” şeklinde özetlenebilir. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, toplantıda yaptığı konuşmada, sözü Türkiye’nin Doğu Akdeniz konusundaki tutumuna getirerek; “Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin kesilmesi, yardım fonlarına son verilmesi, silâh satışlarının durdurulması ve çok sert ekonomik yaptırımlar getirilmesini” istedi.

Genel Kurul’da konuşan bazı üyeler, “Avrupa Konseyi’nin çok zor kararlar almak zorunda kalacağını” anlatırken; bazıları, “Ankara’nın; Suriye, Libya, Doğu Akdeniz konusunda AB ve Türkiye arasında derin uçurum oluşturduğunu” iddia ettiler. Bazıları da; Türkiye’nin din, kültür ve değerler açısından Avrupalı olamadığını söylediler.

Söylenenler bilinmeyen şeyler değildi. Onlar her seferinde, İstanbul Sözleşmesi’nin kabulü konusunda olduğu gibi, her isteklerine “evet” diyen bir Türkiye görmeye alışmışlardı. AB ülkeleri, Türkiye’nin kazanılmış hakları apaçık ortada iken, şirretleşen Yunanistan yanında saf tuttular. Türkiye kamuoyu buna büyük tepki gösterdi. Onların Doğu Akdeniz konusundaki istekleri, doğrudan Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiriyor; haklarını askıya alıyordu.

AB’Yİ İYİ TANIYALIM

TÜRKİYE, o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) ilk adımı 31.07.1959’daki müracaatıyla attı. Dilekçe 4 sene bekletildi. 12.09.1963’te ise, AET’ye “aday ülke” statüsü verildi. O günden beri geçen 57 yıldır Türkiye devamlı oyalanıyor. Müslüman ülkelerle işbirliği yapması engelleniyor. Türkiye, Avrupa kapısında bekletilen bekçi misali... Bu sebepsiz “bekleyiş” Avrupa basınında nice küçümseyici karikatürlere konu oldu.

AB, Türkiye’yi resmen içime “alacağım” da demiyor; “almayacağım” da. Gönül okşayıcı, aldatıcı sözlerle oyalıyorlar. 61 yıldır Türkiye’nin dış politikası bloke ediliyor. AB, Türkiye’ye durmadan “ev ödevleri” veriyor. TBMM’den “AB Uyum Yasaları” çıkartıyor. Türkiye de her defasında “bizi alacaklar” zannıyla ümitleniyor. Arada, Türkiye’nin şartları yerine getirip getirmediğiyle ilgili “İlerleme Raporları” hazırlıyorlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan sıkça “AB’nin verdiği sözleri tutmadığı”ndan yakınıyor. Suriyeli sığınmacılar konusunda da, “AB sözünü tutmadı” (09.10.2018) demişti.

Türkiye’nin “aday ülke” oluşundan AB ülkeleri de rahatsız. Fransa eski Cumhurbaşkanı Chirac, Marsilya’da gençlere seslenirken, Türkiye’nin AB üyeliğinden söz etmiş, “Hepimiz Bizans’ın çocuklarıyız” (15.11.2004) demişti. Bu, AB’nin kimliği konusunda Türkiye’ye bir hatırlatmaydı. Daha sonraki Cumhurbaşkanı Sarkozy, Le Figaro gazetesindeki röportajında, “Türkiye’nin Avrupa’da yeri yoktur. Bunu Türkiye’ye dürüstçe söylemeliyiz” (07.06.2007) ifadesini kullanmıştı.

61 YIL HEBA OLDU

TÜRKİYE, AB gerçeğini ne zaman anlayacak? İstenmeyen yere girilir mi? AB liderleri, diğer Avrupalı siyasiler ve halk hep aynı görüşte. Avrupa Halk Partisi Lideri Manfred Weber şöyle demişti: “Avrupa Hıristiyan geleneğinden geliyor. Türkiye ile müzakerelere son vermenin zamanı geldi. Türkiye’yi hiçbir zaman AB’ye almayacağız.” (29.04.2019)

Avrupa doğrusunu söylüyor. Türkiye’deki yöneticiler kafalarını kaldırıp bir baksınlar! 28 üyeli AB içinde tek Müslüman ülke var mı? Gelecek nesiller yöneticilere, “Bu nasıl kafa!” diye sormazlar mı? Meselâ şu söz tutarlı kabul edilebilir mi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan: AB sözünü tutmuyor; ama Avrupa sürecine bağlıyız.” (Akşam, 31.05.2019)

AB konusunda durum açık! Üyelerinin hepsi Hıristiyan! Brüksel’deki ana binasındaki mimarinin bütününü kapsayan “haç” işareti bunun ispatı. Aynı inançtaki ülkeler bir araya gelmişler. Toplam nüfusu yarım milyarı geçen topluluk birbirinden güç alıyor; işbirliği yapıyorlar. Bunun anlaşılmayacak yeri neresi?
Doğu Akdeniz konusunda, aynı inançtaki ülkeler Yunanistan safında birleşti. Meriç’in Türkiye’den görülebilecek yükseklikteki bir yerine koskocaman “haç” işareti diktiler. Ah yöneticilerimiz ah! Son 61 seneyi, aynı inancı paylaştığımız Müslüman ülkelerle işbirliğine harcasaydınız, Türkiye çoktan 2 milyarı peşine takmış “lider ülke” olurdu. Bu bir ufuk ve bu kapasite gerektiriyordu.

Erbakan Hocam görevini yaptı. 1 senede toplam nüfusu 800 milyon olan 8 ülkeyi toplayarak İslâm Birliği’nin çekirdeğini oluşturdu. Daha yeni, Bangladeş Dışişleri Bakanı, D-8’lere duyulan ihtiyaç konusunda Türkiye’yi uyarmıştı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Eylül 11:38


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?