Reklamı Kapat

Denzel Washington ve medyanın ahlakı

Amerikalı aktör Denzel Washington’u aslında Spike Lee’nin yönetmenliğini yaptığı 1992 yılı yapımı olan “Malcolm X” filmiyle tanımıştım. O film hepimizi kuşatmış ve bir anlamda kendimizi topluma anlatabilmek için bir araca dönüşmüştü. Filmin bizlere o şartlar altında ayrı bir özgüven yüklediğini söyleyebilirim. Daha sonraki yıllarda, nedendir bilmem, Denzel Washington’u hangi filminde izlesem ona karşı hep toleranslı bir yaklaşım içinde oldum. Nerede bir filmine denk gelsem izlemeye gayret ettim.

Geçtiğimiz günlerde D. Washington 1 dakikayı bile bulmayan konuşmasıyla özellikle sosyal medyada gündem oldu. Önde gelen sosyal medya ağı olan Twitter’da “Trending Topics-Popüler Başlıklar” (TT) listesinde uzunca süre ilk sıralarda yer aldı. Hani bazen, bazı konuşmalar için “kitabın ortasından” ifadesi kullanılır ya, işte bu kısa açıklama aynen öyle bir konuşma olarak çokça tartışıldı. İşini doğru yapanları istisna tutalım, Washington, günümüz sözlü-yazılı medyasının maalesef geneline sirayet etmiş olan habere bakıştaki temel sorunlarını bu konuşmasıyla masaya yatırıyordu.

Peki, ne vardı bu konuşmada? Geliniz birlikte değerlendirelim.

Denzel Washington’un, “Eğer gazete okumazsanız bilgi alamazsınız, gazete okursanız yanlış bilgi sahibi olursunuz” ifadesi bile başlı başına önemli. Çünkü medya, toplumun bilgi sahibi olmasına katkı sağlamaktan ziyade, bağlı olduğu yapının, grubun, holdingin algı operasyonlarının birer aracına dönüştürülüyor. Hâl böyle olunca ne gazetecilik etiğinden bahseden, ne de kul hakkı diye bir engeli dikkate alan oluyor.

Bununla birlikte bildiğiniz gibi bir de medyada haberi ilk veren kuruluş olmak gibi bir yarış var. Bunun rekabet açısından anlaşılabilir bir tarafı bir yere kadar olabilir. Toplum da bu yarışa katılıyor ve maalesef içerikten ziyade haberi ilk vereni alkışlıyor. Çoğu kimse bu haber “yanlı mıdır”, “yanlış mıdır” diye bakmıyor. “İlk doğru haberi veren kim” sorusunu sorup, araştırma zahmetine katlanmıyor. Denzel Washington medyanın bu yaklaşımını tarif ederken “ilk verilen bilginin doğru olması şart bile değildir” diyerek acı gerçeği yüzlere çarpıyor. Gazetecilerin asıl sorumluluklarının “sadece ilk olmak değil, gerçeği söylemek” olduğunu ifade ediyor. Toplumdaki ve medyadaki sakat anlayışı da belirtirken, “Kimin ilk olduğuna bakan bir toplumda yaşıyoruz. Kimin umurunda? Hemen haberi ver. Biri zarar mı görmüş, birisini mi mahvettik, gerçek mi, umurumuzda değil. Sadece söyle gitsin. Satsın yeter” diyerek işte o “kitabın ortasından” sözlerini sıralamaya devam ediyor. Oysa medyadan beklenen sadece dürüst olmaları ve topluma hakikati aktarmaları değil midir?

Aslında ülkemizde de bu durum Denzel Washington’un kastettiği Amerikan toplumundan çok farklı değil. Kim hangi haberi en önce verirse, o haber doğruymuş gibi bir muamele görüyor. Hakikat mi, değil mi diye araştırma yapma ihtiyacı hissedilmiyor. Fotomontajlara bile inananların olduğu düşünülürse, “bu türden haberlere neden itibar ediliyor” diye sormaya gerek bile kalmıyor. Hatta çoğu zaman mağdur sonradan yanlış haberi düzeltmeye çalışsa da kimse oturup doğrusunu öğrenmek istemiyor.

Malumunuz son yıllarda genellikle akademide “post truth” yani “hakikat ötesi” diye açıklanabilecek bir terim kullanılıyor. Bu terim aslında hakikati aramak derdiyle değil, hakikatin değersizleştirilip medya tarafından üzerinin örtülmesi anlamını taşıyor. Eserlerinde Batılıların İslam dünyasına karşı yanlı bakışlarını veciz ifadelerle ortaya koyan Ortadoğu kökenli, Amerikalı edebiyatçı, Prof. Edward W. Said de 1981 yılında yazdığı “Covering Islam” (Medyada İslam-İslam’ın Örtülmesi, Gizlenmesi) kitabında, medyanın ve uzmanların İslam’ı batılı toplumlardan uzak tutmak için nasıl manipüle ettiklerini anlatıyordu. Hani Einstein’ın, “Ön yargıyı değiştirmek atomu parçalamaktan daha zordur” dediği söylenir ya, işte bu türden yalan haberleri düzeltmek de öyle zannedildiği gibi hiç kolay olmuyor.

Geliniz tekrar Denzel Washington’un başarı(!) tarifi ile yazıyı toparlayalım. D. Washington, “Sık sık pratik yaptığınız her işte başarıya ulaşabilirsiniz. Buna zırvalamak da dâhil” diyerek, tabiri caizse efsane boksör Muhammed Ali Clay gibi rakiplerini nakavt eden yumruğunu indiriveriyor. Bir dakika bile sürmeyen bu konuşma toplumda bir süre sonra tabi ki unutulur gider. Ancak vicdanları ile cüzdanları arasında sıkışan medya mensupları ve iletişim fakültelerinde uzun süre tartışılacaktır. Son olarak şu hakkı da teslim ederek yazıyı bitirelim; demek ki Denzel Washington aktörlüğündeki başarısını iyi bir gözlemci olmasına borçluymuş.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Eylül 11:58


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?