Reklamı Kapat

Başkasına bakarken kendini görememek

İnsanın kendisiyle yüzleştiği an ve durumlar aynalar mıdır? Aynalarda insan kendisini nasıl görüyor? Kendisine bakarken suretinin / yüzünün derisini mi, gözlerinin içini mi görüyor, ya da nasıl görüyor. Yakışıklılığını, güzelliğini, yüz kırışıklarını, parlaklığını… Nasıl? Bu soruyu kendimize sorarken salt bu ve benzeri anlarla mı ilgili? Kendisiyle baş başa kalınca nasıl bir tartıda duruyor ya da duruyor mu?

İnsanlar hem kendilerinden hem de bulunduklarıyla sorumlu olduklarını düşünüyorlar mı? Düşünme insanın en güçlü yanı, edimi. Düşünebilme edimi ise ona özgürlük tanıyor mu? Bulunduğumuz dönemden ve koşullardan bir biçimde sorumluyuz. Eli kalem tutanların sorumluluğu düşündüklerini kaleme aktarma, söz ile ifade etme, sesli olarak yansıtma.

Bulunduğumuz dünya daha açıkçası coğrafyamız tam anlamıyla kaos, karmaşa ve gerilim yaşıyor. Her birey olarak öyle ya da böyle bizim de bir payımız var. Susuyorsak, konuşmuyorsak, hakikatleri ifade edemiyorsak sorumluyuz. İnsanın da belli bir gücü ve etki alanı var. İnancımızda yanlışlara doğrudan müdahale etme fırsatı tanınıyor. El ile güç yetirilemiyorsa, söz ile ona da güç yetirilmiyorsa buğz edilmesi öneriliyor. Sonuncusu en zayıf olanı. Buğz’un sözlükteki karşılığı kin ve hınçtır. Bu, kötülüklere susma anlamına gelmiyor. Onlara karşı hazır olma bilincidir bu.

Gerek insan ilişkilerinde, gerek toplumsal ve devletlerarası ilişkilerde sadece kendine bakarak sağlıklı bir düşünüşe sahip olunamıyorsa yapılanların bir değeri olmaz. Bölgemizde yaşananlar çok yönlü. Bizler de bu karmaşanın içinde bulunuyoruz. İnsanlar ölüyor. Salgın döneminde sadece yaygın ve bulaşıcı hastalıktan ölenlere odaklıyız ve giderek de kanıksamış bulunuyoruz. Ölümler sıradan geliyor artık. İnsanlar en yakınlarına veya tanıdıklarına tanık olunca acı çekiyor ve üzülüyor. Bu süreç küresel ve altından kalkılması şimdilik zor görünüyor.

Asıl önemlisi ardı arkası gelmeyen cinayetler, darplar ve vahşilikler. Bu hem bireysel anlamda hem de toplumsal anlamda ciddi bir travma. Fakat bir yandan da örgütler ve toplumlar arası olanların etkisi çok daha ağır ve kalıcı. Bir millet parçalara bölünmüşse, bir taraf diğer taraftakilerin ölümlerine seviniyor ve bayram ediyorsa burada ciddi sorunlar var. Siyasî veya ırkî, mezhebi gerilimlerin sınırsızlığında kanlar durmadan akıyor ve bunlara bir çözüm, bir orta yol bulunamıyorsa o toplumlarda ciddî sorunlar bulunuyor. İç dünyamızın aynası çok farklı. Buna vicdan da deniyor. Oysa sözünü ettiğimiz kesimlerin vicdanları kendine bakıyor, başkasını ne görüyor ne de dikkate alıyor. Uluslararası ilişkilerde de benzer bir durum var.

Arapların İsrail ilişkilerine alabildiğine öfkeleniliyor, haklı bir öfke elbette. Bunu yaparken sadece daracık bir açıdan bakılıyor. Ancak Türkiye-İsrail ilişkileri ve ekonomik bağımlılıkları dikkate alınmıyor. İran’a karşı mezhebî öfkelerinden ötürü bu ilişkiler hiç de dikkate alınmıyor. 11 Eylül olayından sonra Arap ülkeleri ve kralları panik haldedirler. Çünkü her an başlarına bir şey gelebilir. Korku ve telaştan tam anlamıyla güdümlüdürler. Benzer durum hemen hemen bütün ülkeler için geçerli. Siyasiler genel anlamda geleceklerini yani kendilerini düşünürler.

Türkiye’nin içinde bulunduğu durum elbette iç açıcı değil. Yalnız ve kuşatılmışlık söz konusu. Akdeniz ve Ege sorununa böyle de bakılabilir. İran da benzer durumda. Ayetullah Ruhani, ambargo yüzünden uluslararası ilişkilerinden veya ambargosundan ötürü gelirleri yüzde yirmi beşe gerilemiş durumda.
Asıl sorun insan, uluslararası, toplumlar ve ülkelerarası ilişkilere nesnel bakılmadıkça sağlıklı düşünülemez. Deyimlerimiz kimi zaman bu gibi durumları iyi örneklerle açıklıyor. “İğneyi kendisine, çuvaldızı başkasına” deyimi önemli. Çuvaldızı kendisine de batırabiliyor mu?
Bir de karşısındakinin vicdanıyla bir bakıp görebilsek, onun acılarını duyumsayabilsek…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?