Reklamı Kapat

Dışişleri Bakanımızı tebrik ve teşvik

Güney Afrika’ya İslamiyet’i önce Hollandalılar, sonra İngilizler yaymışlardır.
1700’lü yıllarda Endonezya’yı, Malezya’yı işgal eden Hollandalı korsanlar, yıllarca Hollanda adına oraları sömürürken en fazla kendilerine direnen Müslüman âlim ve halkı hem sürgün etmek hem de köle gibi çalıştırmak için Güney Afrika’ya sürmüşler ve karın tokluğuna çalıştırmışlar.
İkinci sırada Güney Afrika’ya İslam’ı yayanlar İngilizlerdir.

1850’li yıllarda Hindistan’ı işgal eden İngilizler, kendilerine direnen Müslümanları ve liderlerini toplu halde Güney Afrika’ya sürgün edip yine karın tokluğuna çalıştırmışlar.

Değişen bir şey yok.

Bugün Afganistan’da, Mısır’da, Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de doğrudan veya dolaylı olarak Müslümanları birbiriyle bazen kendilerinin müdahalesiyle savaş açarak aslında bize faydalı oluyorlar.
Şuurlu Müslümanların kâfirler konusunda söyledikleri sözlere inanmayan, kâfirlerin fikir kıvılcımlarıyla kendilerini aydın kabul edenlere de kâfirler, bu vesile ile kimliklerini gösteriyorlar ve bizi birbirimize kenetleme görevi de yapıyorlar.

Farkına varmadan aramızdaki çatışmaları engelliyorlar. Üzerimize çöken miskinlik tozlarını çırpıveriyorlar.
Aslımıza dönmemize sebep oluyorlar.
Kâfir ülkelere sığınanlar, Güney Afrika’da olduğu gibi o ülkeye de İslam’ı yayma görevini yapmasını sağlıyorlar.
Zaman içinde Güney Afrika’daki Müslümanlar, derlenip toparlanmışlar ve kendilerini çalıştıranlardan hoca istemişler.

İngiliz valisi de krala durumu bildirir, kral da Osmanlı’dan hoca ister.
Sultan Abdülaziz de 1863’te Ebubekir Efendi’yi gönderir.
1965 yılından itibaren Almanya’ya işçi olarak gönderilenlerin daha randımanlı nasıl çalışacağını bilen büyük şirketler, fabrikalarında mescit açıverdiler.
İngilizler de gönülsüz çalışanların daha randımanlı çalışması için, Osmanlı’dan İslam âlimi istemişler ve Sultan Abdülaziz, Ebubekir Efendi’yi gönderir.
Bu konuda arşivleri tarayarak ilk eseri değerli dostum tarihçi, Dr. Ahmet Uçar yazdı ve “Unutulmayan Miras – Güney Afrika’da Osmanlılar” adıyla yayınladı. Yıl 2000.
İkinci eseri, Cape Town Üniversitesi Afrika Çalışmaları Araştırma Görevlisi ve aynı zamanda “Güney Afrika’da Osmanlı İzleri” kitabının yazarı Dr. Halim Gençoğlu.

Gençoğlu, Güney Afrika’da olması nedeniyle Ebubekir Efendi’nin 500’e yakın torunlarıyla birebir görüşme ve bunları bir araya getirip kaynaştırma hareketleri de varmış.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre, 1863’te Güney Afrika’ya İslam dinini öğretmek, Müslümanlar arasındaki ihtilafı çözümlemek için İstanbul’dan Güney Afrika’ya gönderilen Ebubekir Efendi’nin torunlarına Türkiye vatandaşlığı verilmiş.

Bu sevindirici bir haber.

İnşaallah Ebubekir Efendi’nin bütün torunları, çifte vatandaşlık kartını alırlar.
Büyükelçimiz dikkat etsin. Kulağıma gelen bir habere göre, zenci kadınlarla evlenen ve rengi siyah olanlarına vatandaşlık hakkının verilmeyeceği gibi bir yanlış bilgi geldi. İnşaallah doğru değildir.
Dışişleri’nin tamamını bu konuda tebrik ederim.

Yalnız Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, Hindistan büyükelçisine “Babür Şah’ın soyundan olup şu anda yaşayanların isim listesini göndermenizi rica ederim” dese ne cevap verebilirler?
2009 Kasım ayında Hindistan seyahatimde ben rehberimize “Babür’ün neslinden hiç kalan yok mu?” dediğimde, ‘İngilizler merkezi yönetimde bulunan on binlerce Türk-Moğol yöneticilerin beşikteki çocukları dahil hiçbir kişi bırakmamışlar. Ben, Delhi’de üç dört aile olduğunu duydum ama görmedim. Bunlar da o günden bu güne kadar tanınmamak için ticari iş yapmamışlar, hiçbir okula kayıt yaptırmamışlar.
Fakirliğin ve cahilliğin en alt çizgisinde bir hayat yaşıyorlarmış” dedi.

O Babür Şah ki, Osmanlı’nın batıda, Viyana kapılarına dayandığında, o da Yeni Delhi’ye ulaşmış, Afganistan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Hindistan, Pakistan, Bengaldeş’e hükmediyordu.
Dünyadaki bütün mü’minler, Kur’an-ı Kerim’e göre bizim din kardeşimizdir.
Sevgili Peygamberimiz’in hadisine göre vücudumuzdan bir parçadır.

Vücudunuzun herhangi bir parçasının biri Myanmar’da, biri Amerika’da, biri Japonya’da, biri Afrika’da olduğunu düşünün ve arkasından “Ben çok sağlıklıyım” deyin, bakalım kendinizi inandırabilecek misiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Eylül 18:26


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?