Düşüş

45-Konuşmak

John Berger Şiirin Saati’nde, konuşmanın insanı tutuşunu şöyle ifade eder: “Konuşmak unutulmaya karşı bir davranıştır. Kimse başka biriyle konuşurken düşmez; kelimeler boşluğa karşı tutunurlar ve konuşan kişiyi ayakta tutarlar. Düşüşler ancak konuşmaların yokluğunda ortaya çıkar.” İnsanın varlığını ve onun varlığındaki ayrıcalığını/farklılığını konuşabilmesi belirler. Bu bakımdan insanı “konuşan canlı” olarak tanımlamışlardır. Onun en büyük meziyeti olarak konuşabilmesi ifade edilir. Çünkü bu bir çeşit tanıma, tanımlama ve nihayetinde bilme ve bildirme gibi insanı diğer canlılardan ayıran ve onu sosyal bir varlık kılan meziyetidir. Bugün görece insanlar her türlü platformdan istedikleri gibi konuşabiliyor ve kendilerini ifade ediyorlar. Bunu bir şekilde doğru kabul etsek de aslında bu tarz konuşmaların bir karşılığının olmadığı ve hayatın içerisinde bir ağırlık taşımadığını müşahede ediyor, hattı zatında insani olan konularda yaşanan büyük suskunluklardan ayırt edebiliyoruz.

Bugün küresel çapta yaşanan ve insanları dehşete düşüren olaylara karşı insanların verdiği karşılıklara baktığımızda ya da duyar kasılması diye ifade edilen durumlardaki zaten adı üstünde “duyar kasma” girişimlerini ele aldığımızda konuşmaktan çok yaygınlaşan uğultulardan, ses kirliliğinden ve anlam kayıplarından bahsedebiliriz. Bunda çoğalan iletişim araçlarının ve mecralarının çokluğunun payı olduğu gibi insanların yeni yaşam biçimleri ve onun içerisinde kendilerini konumlandırmaları ile de alakalıdır. Sürekli algıdan ve onun nasıl yönlendirildiğinden bahsedilir ancak insanın bu yönlendirmeye hazır hale gelişi ya da getirilişinden pek bahsedilmez. Onun için insanın basit konuşmaları dahi bir şifa vesilesinden çok ağrı vermektedir ve insanın zihnini, onun işlevlerini atıllaştırıcı bir etkiye sahiptir.

Nitekim yaşadığımız hayatın manzarasına şöyle bir baktığımızda insanın yeni bir söz söylemekten çok söylenilmiş sözlerin etrafında kümelenip o sözleri, sözlerin sahiplerini kutsayıcı bir çaba ile karşılaşırız. Bu karşılaşma gün içerisinde bizi meşgul etse de günün nihayete ermesi ile içimizi derin bir boşluk doldurur. Hayatımızı hatırlamaktan uzak, cereyanda kalmış bir kişinin çarpılması gibi çarpılmış bir şekilde uyuşuk uyuşuk geçirdiğimizi görürüz. Bu kadar çok konuşma yapılan bir yerde konuşmaların muhataplarına ulaşmaması ya da bir etki doğurmamasını bu şekilde anlamlandırabiliriz. Hangi faktör etki ederse etsin ortada konuşma diyebileceğimiz ne varsa insana şifa vermekten çok onu kurtlandırdığını anlıyoruz. Bu bakımdan insanı ayağa kaldıracak kelamlar yerine onu düşüşe hızla götüren beyhude söylenceleri görüyoruz.

Nihayetinde ister maddi olarak karşılıklar yüklensin isterse manevi olarak kelimeler yüklensin konuşmaların içeriği her hâlükârda kekremsi bir tat bırakıyor hayatın orta yerine. Öyle ki günümüz dünyasında tatlı dilin yılana yapabileceği bir şey kalmamıştır. Bunun yanında insanların düşünme, anlama ve anlamlandırma melekeleri adeta dumura uğramıştır. Muhatabını dinleyerek, niyet okumayarak yapılabilen bir işe ancak konuşma diyebiliriz. Ki bunun asgari müştereki saygıdır. Bir de hesabiliğin, günü kotarmanın ya da ‘bana ne lazımcılığın’ yerine hasbi ve de günü güzelleştiren, anlamlandıran ve de yarına umut ile bakmayı sağlayacak bir konuşmaya ihtiyaç var. Hem de acil olarak ve üstelik bu konuşmanın/konuşabilmenin bir zihniyete dönüşmesi gerekir. Çünkü dilin taşıdığı zihni çabanın bir ürünü olarak düşüşü durduracak ve hayat zevklendirecektir. O zaman konuşabilen bir insan için çaba göstermek gerekir. Çabasız meyve olmaz! Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 20 Eylül 11:20


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?