“Zeytinyağlı Yiyemem Aman”

Dünya bir yandan Kovid-19 salgınıyla mücadele ederken, alttan alta ülkeler pandemi sonrası oluşması muhtemel yeni dünya düzeni için de hazırlık yapmaya çalışıyor. Bu doğrultuda “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözü bir klişeden mi ibaret, yoksa gerçekten dünyayı bir değişim mi bekliyor” gibi değerlendirmeler hız kesmeden devam ediyor. Tartışmaların burasında önde gelen başlık ise tahmin edilebileceği gibi gıdadır. Türkiye’nin her şeyden önce çözüme kavuşturması gereken alan da yine gıda ve onun güvenliğidir. Şurası artık çok net olarak ortaya çıktı ki, gıdada dışarıya bağımlı hale gelmek, milli güvenliğin doğrudan tehdit altında olması anlamını taşımaktadır. Tarım artık en öncelikli mesele olmalıdır. Bundan önce de aslında önde gelen mesele idi ama liberal politikalar sorunu salt serbest piyasa konusu olarak gördüğü için tehdidin boyutları günden güne daha da derinleşti. Devlet, toplum ile tarım arasındaki ilişkiyi sağlam bir zemine oturtamayınca, bu hatanın sonucu iç göç olarak kendisini gösterdi. İç göç de aslında ekonomik sorunları daha da mücadele edilmesi zor noktalara taşıdı. Bugün Türkiye’nin batısı ve doğusunda km kare başına düşen insan sayısı arasındaki uçurum da bunu net olarak ortaya koyuyor. Ülkenin yaklaşık dörtte birini İstanbul’a sıkıştırmanın ne denli sosyal ve siyasi sonuçları olabileceğini yorumlamak, bilmek için uzman olmaya da gerek yok. Nüfusları yaklaşık 85-90 milyon olan Türkiye ve Almanya arasında yapılacak küçük bir kıyas bile sorunu anlamamıza yeterli olur. Bugün Almanya’nın en kalabalık şehri Berlin’in nüfusu yaklaşık 4 milyondur. Türkiye’nin en kalabalık şehri İstanbul’un nüfusu ise resmiyette 16 milyon, gayri resmi olarak ise 20 milyonu aşmıştır. Her şeyi bir kenara bırakalım, sadece bu bilgi bile zaman içinde yapılan ölümcül planlama hatalarına verilebilecek en acı örnektir.

Diğer taraftan şayet bugün genç nüfusu ile öne çıkan ülkemizi besleyen, tarımda çalışan insanlarımızın yaş ortalaması 53-55 ise bu tehlikeli bir sürece girildiğinin en net işaretidir. Dün Türkiye dünyada kendi kendine yeten yedi ülkeden birisi iken, bugün bu yönümüz tartışmaya açılıyorsa, başımızı ellerimizin arasına alıp ciddi ciddi düşünmek ve “biz nerede hata yapıyoruz?” sorusunu sormak öncelikli görevimiz olmalıdır.

Bu ülke daha nüfusunun neredeyse üçte ikisi tarımda çalışıyorken bile, emperyalistlerin gıdada dayatmalarına, oyunlarına, manipülasyonlarına maruz kalmış bir ülkedir. Bir örnek vermek gerekirse, Türkiye Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Marshall Planı ile 20. yüzyılın ortalarında “ekonomik yardım paketi(?)” için doğrudan hedef seçilmiş 16 ülkeden birisidir. Süt tozu, mısırözü yağı, margarin gibi ürünlerin bu süreçten sonra hayatımıza girmiş olması üzerinde iyice düşünülmelidir. Planlı mıdır, değil midir bilmem. Derdim zaten bunu araştırmak da değil. Ancak, “Zeytinyağlı yiyemem aman / Basma da fistan giyemem aman” gibi türkülerin Marshall Planı’nın sosyal ve kültürel altyapı oluşturmasına çok önemli katkılar sağladığı çok açıktır. Bu noktada “yediğin neyse sen osun” sözü anlamlı ve değerlidir.

Sonuç olarak Türkiye zaman kaybetmeden “savunma mantığı” ile gıda konusuna eğilmelidir. Gıda güvenliğinin yolu doğru bir tohum politikasından geçer. Yerli tohum için yapılan çalışmalar, her hâl ve şart altında mutlaka desteklenmelidir. İsrail’in tohum konusuna özel olarak eğilmesi, dünyanın önde gelen tohum üreticisi olması ve neden buna özel olarak eğildiği konusu gündemimize mutlaka girmelidir. Gıdada günü kurtarmak kısa vadeli çözüm bile değildir. Geleceğimizi ancak sağlıklı gıda çalışmaları ile kurabilir, muhafaza edebiliriz. Gün gıda güvenliği için milli mücadele başlatma günüdür. Gün Anadolu’yu yeniden ayağa kaldırmak için tarımda çalışan insanlarımıza hak ettikleri her türlü desteği verme günüdür. Gün tersine göçü sağlamak ve Anadolu’nun her bölgesini çocuk sesleriyle ve gençlerle buluşturma günüdür. Bunlar yapılamadığı takdirde, sanal büyüme rakamları arkasına gizlenen felaket ansızın geldiğinde, Allah korusun, yapılabilecek hiçbir şey kalmayabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 20 Eylül 17:44


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?