Reklamı Kapat

Artık çok öfkeliyiz

Artık çok daha fazla öfkeliyiz. Anında sinirlenmekteyiz. Kızgınlıktan ağzımıza geleni söylemekteyiz.
Hiddetten, söylenmekten, çenemizi tutmamaktan imtina etmemekteyiz.
Dargınlık olması için yangına körükle gitmekteyiz.
Hırsla kalkıp zararla oturmaktayız.
Sanki hali pür melalimizi asırlar önce görmüş gibi İstanbul’un manevi fatihlerinden Akbaba hazretlerinin başındaki ağaçta şu güzel veciz cümle yazmakta;
“Konuşmak bir sanattır, onun ölçüsü vardır.
Susmak ise meziyettir, ölçüsü kabre kadardır.
Tut dilini her aklına geleni konuşma.
Sözlerine dikkat et sakın ölçüyü aşma”.
Daha fazla sabırsız.
Tahammülsüz.
Terbiye ile alakasız.
Saygısız olduk.
Az kalır tüm bu kelimeler.
Daha fazla canavarlaştı sanki insan çevremiz.
Ki kalkıp toplumun en nahif kesiminden olması gereken sanatçı…
Yazdığı, söylediği şarkılarla insanlara sevgiyi anımsatan şarkıcı.
Eline odunu alıp yaşlı komşusunu öldüresiye dövebilmekte.
Şarkıcı, yaşlı adamın yarı yaşında.
Görüntülerde ihtiyar adamın yalvarışları.
Şarkıcı ve arkadaşlarının, güçsüz adama vahşice saldırışları.
Her şey berbat.
Toplumun geldiği konum, uçurum.
Tüm bu dehşet görüntülerin basına yansımasına karşın, hâlâ şarkıcının fikrinden olan kesim; desteklerini, sonuna kadar yanında olduklarını pervasızca haykırmaktalar.
Eli sopalılar ülkesi olduk.

Gücü yeten, yeteni dövecek, ağzını burnunu kıracak.
Eşine, çocuğuna şiddeti reva görenlerin memleketi olduk.
Köpeğini arabasına bağlayıp saatlerce sürükleyebilmekte sadist adamlar.
O ağzı dili olmayan masum hayvanları kan revan içerisinde bırakabilmekte.
Herkes tehlikede.

Sokaktaki insanlar, evde birlikte yaşayan aile üyeleri, iş yerinde çalışanlar, komşular…
Oysa şahika bir terbiye medeniyetimiz vardı ki, değil komşuyu öldüresiye dövmek…
Komşunun çocukları kardeş bilinir, yaşlı komşunun hatırı, anne baba bilinip sayılırdı.
Annemden yadigâr eski ahbapları görünce burnumun direği sızlar.
Onlarda anne kokusu duyar daha çok sarılırım.

Babamın arkadaşlarının yüzlerine dalar gider, onunla ilgili anıları anlatmalarını beklerim.
Kıymetli adap kültürümüzde, huyu sevilmeyen komşunun suçu bile anlatılmaz sadece susulur, sükût edilirdi.

Böylece o bed ahlaklı komşunun kötü huyları dile dolanmaz, susarak tasvip edilmediği izaha çalışılırdı.
Göreceğimiz ne kaldı, doğrusu merak etmiyor değilim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Eylül 10:26


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?