Reklamı Kapat

Kendine özgürlük ve cennet başkasına cehennem

Olumsuzluklar üzerine kurulu bir dünya düşüncemiz inancımız yoktur. Olumsuzlukları yayma gibi bir derdimiz ve çabamız da olamaz. Hayatı güzellikler üzerine inşa olanların sorumlulukları ve yükleri giderek ağırlaşıyor. İnsanın insana tahammülü ve güveni yok. Elbette, öncelikle muhatabımız Müslümanlar. İslâm inancına mensup olanların temsilde ne kadar gerçekçidirler ona bakmak gerekir. Temsil oldukları iddiasında olanların olumlu ya da olumsuz davranışları insanları doğal olarak etkiler. Olumsuzlar ölçü değil; ne ki, görünümleri insanları ister istemez etkiliyor.

Kurumların yozlaşmaları insanlardan kaynaklı. Kurumları da insanlar oluşturuyor. Bir başına kurumlar kuru yapılardır. Daha da önemlisi insanların güven ve inançları ciddi anlamda kalmıyor. Müslüman olma iddiasında veya İslâm’ı yaşayanlar insanların gözlerinin önünedir. İnsanlar onları görüyor. İslâm ve Müslümanlık soyuttur. Elbette Kur’an ve sünnet asıl ölçüdür. İnsanlar eğer Kur’an’a ve sünnete uygun yaşıyorlarsa sorun yok. Asıl sorun bunları hakkıyla yaşayamama. İnsanlar tedirgin. Bir kısmı alabildiğine rahat, diğer kesimler ise huzursuz. Hakkaniyet adalet yoksunluğu insanları uzaklaştırıyor.

Cumhuriyet ideolojisi mi diyelim, yoksa başka bir şey mi, demokrasi oyununun oynandığı şu dünyada kimse hâlinden memnun değil. Cumhuriyetçiler yönetime geçtiklerinde karşılarındakine ilgisiz ve uzak. Demokratlar yönetimi ellerine geçirince kendilerinden olanların dünyasındadırlar. Milliyetçiler kendi ırkından olmayanları insan yerine koymuyor. Muhafazakârlar geçmiş yılların intikamı peşindedirler. Liberal, kapitalist ve çıkarcı oluyorlar. Hadi diyelim ki Batıcı düşünceye mensup olanların özünde, Batı düşüncesinin ürünlerini, ideolojilerini temsil ediyor olabilirler. Dünyalarıdır o. İslâm inancına mensup alanların ırkçılıkları, milliyetçilikleri, kapitalistlikleri nasıl izah edilebilir. Bu davranış ve yaşayışlarıyla asla İslâm temsil edilemez. Ancak kendi ruh dünyalarının çıkarlarını temsil edebilirler.

Demokratik yöntemlere yönetime geçenlerin tamamı mevcut sistemi temsil ederler. Temsilde partililerini, çevrelerini, zenginlerini ihya ederler. Diğerlerine yaşama hakkı vermezler. Kurumları ele geçirenler ve yönetenler ancak kendi çevrelerindekini öncelerler. Yasalar da buna göre düzenlenir. Türkiye kadar yasaları değişen ülkeler yoktur. İnsanlara eşitlik sunacak birlikte yaşanabilir bir ortam sağlayacak bakıştan yoksundurlar. Irk üzerine kurgulanan bir devlet ve bir yönetim, ırklar ve milliyetler kaosu ve çatışmasını yaşarlar.

Sol diye bilinen, şimdilerin liberalleri az mı milliyetçidirler? Tartışmaların geneline nesnel bakılırsa çok da değişen bir durum olmadığı görülecek. Çünkü yapının özü ırkçı ve milliyetçi. Türkiye siyasal tarihinin çarpıcı örnekleri var. 6-7 Eylül olayları tam anlamıyla ırkçı bir saldırıdır. Bir gasp ve talan olayıdır. Bu bilinen en somut olaylardan.

Milliyetçi muhafazakârlık şu an sistemin ciddi anlamda temsili konumundadır. Dışımızda yaşanan kimi tartışmalara bakılacak olursa muhafazakârların ne denli sistemin veya kurucusunun savunucusu oldukları görülüyor. Bu gibi tartışmalara girmek istemediğimi için somut olay veya durumları anmak istemiyoruz. Bu topraklarda yaşayan, mal ve mülk sahibi olan herkes hak sahibidir. Belki de asıl talihsizlik hak sahiplerinin haklarının gaspı en önemli sorun.

İslâm inancında insanların malları, canları, akılları, soyları güven altındadır. İnsana asla zulmedilmez. Zulüm görmedikçe savunmaya geçmez. İslâm saldırgan değildir, zorba değildir. Tebliğ, öğüt ve örnek dinidir. Müslümanların yaşadığı, yönettiği, devlet olduğu coğrafyada Müslümanlardan başka her insan yaşama hakkına sahiptir. Öyle olmasaydı bu coğrafyada Müslümanlardan başka hiç kimse kalmazdı. Tarihte elbette yanlışlar vardır, olmuştur ama insanların mülkiyetleri, dinleri, ırkları güvence altında olmuştur. Coğrafyamızda yaşayan Süryaniler bu coğrafyada, kendi mülklerinde evlerinde hakları gereği hâlâ yaşıyorlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?