Reklamı Kapat

Ben utandım

Gökyüzünden taş yağdığı olmuş geçmişte.
Günümüzde, yüreklere inkâr ekiyorlar, ahlaksızlık biçiyorlar.
Yeryüzünden bitenlerden şikâyetçi olmanın anlamı yok.
“Ne ekersen onu biçersin.”

Bahçede yerden ayrık otu biter, bitkileri alttan boğar.
Bağbozan bitkisi ise bitkilerin tepesinden aşağıya doğru sıkarak boğar.
“Yerde ayrık otu, alttan, bağbozan otu üstten hareketle bir olmuşlar ve bahçeyi kurutup harap etmişler” demenin bahçıvana hiçbir faydası yok.
“Sanatçı, yaşlı bir adamın kafasına kafasına vurmuş” diye sızlanmanın anlamı yok.
Onu paraşütle gökten atmadı düşmanlarımız, uzaydan da gelmedi.
Kendi içimizden yetişti.

Ayrık otunun kökünü bulup bahçeden söküp atmak biraz zor olsa da bağbozanın kökünü gören olmadığından bizim köylüler çaresiz kalırlardı.
Günümüz ziraat mühendisleri nasıl başa çıkarlar bilemem ama seyahatim esnasında yol kenarındaki yabani otların, sarı renkli bağbozan tarafından boğulduğunu birkaç gün önce gördüm.
Çocukluğumda özellikle bağlarımızdaki üzüm çubuklarını sardığını, bağın kenarındaki yabani otları da sardığını görürdük.

Arkadaşlarla bağbozanın kökünü arardık ama bulamazdık.
Belki çocuk olduğumuz için bulamazdık.
Günümüzde bağbozan gibi ülkeyi saran ahlaksızlığın kökü konusunda araştırma yapılmıyor.
Bazı okumuş-yazmışlarımız tarafından bunun medeniyet gereği olduğunu, ahlaksızlığımızın boyutunun Avrupa’dan ve Amerika’dan daha aşağılarda olması nedeniyle kaygılanan ve hâlâ muasır medeniyet seviyesine çıkmamamızın sebebi, İslam’ın ve ona sarılan Müslümanların sebep olduğunu yazan ve söyleyenler olduğu gibi, ahlaksızlığın kökünü bulamadığını söyleyenler de, “Nerden çıktı bu…” demeye devam ediyorlar.

Turgut Özal döneminde kadın kılığında kendini satanları yakalayıp karakola götürmeye çalışanların, polisin kafasına çantasını vururken, “Çağın gerisinde kalmış yobazlar” dediğini haberlerde canlı olarak izlemiştik.
Hepsi okumuş, para sorunu kalmamış erkek ve kadınlarımızın bu kendisini satma durumunda olanların engellenmemesi için yürüyüş yapanları kınamak yerine onları o hale getirenleri ve o sistemi savunanları azmettirenlerdir bizim tebliğ hedefimiz.

Biz, çok mu doğruyuz?
Yağmurla beraber çamur yağarken, temiz kalmak mümkin değil.
Bazıları okuma yazma oranımızın azlığını, bazıları yüksek öğretimin azlığını mazeret olarak ileri sürerlerken gazete ve televizyon haberleri bu tezi savunanların yanlış yolda olduğunu ortaya koyar.
Türkiye’de ilkokul mezunu olarak hırsızlık yapanların tamamının çaldığının yüz katını, iki dil bilen, üniversite mezunu, babadan zengin insanlardan birinin hazineyi hortumladığını görürüz.

Mart 2008’de tıp profesörü baba ile yine tıp profesörü annenin üniversite öğrencisi biricik kızının, kendi annesini gece saat 04:00’da keserek öldürdüğünün haberi üzerine, bu kızın ve annesinin aynı eğitimden geçtiğini, Batı’nın tek çocuk kandırmacasına inandığını, annenin kızı için kullandığı kelimenin bir kısmını -o yazımda da yazamadığım gibi, şimdi de yazmaktan utandığımı söyleyeyim- hangi okullardan öğrendiğini sorarak yazmıştım.

“Azmettirme suçu” denince aklınıza ne gelir.
Devamını okumayın ve aklınıza neden bu cevabın geldiğini düşünün.
Edalle, Yudıllü, Dal ve Mudıl/sıratı müstekımden sapan, saptıran kâfirlerden bahsederken sapanlar ve sapmaya sebep olan, azmettirenlerden de bahseder.
Hatta hem sapan hem de saptırma makamında olanların iki kat cehennem cezasına çarptırılacağını haber verir.

İslam fıkhında/hukukunda suça iştirak veya sebep olma gibi kelimelerle ifade edilen, bu günkü hukukta “azmettirme” olarak kullanılmış.
Suça iştirak eden, sebep olan veya azmettiren de ceza alır.
Dünkü gazetelerin hepsinde iki meşhur/ünlü tıp profesöründen birinin diğerine Twitter’den kullandığı kelimelere dikkat ettim. Ben utandım.

Kanser olan bir Amerikalı, kansere sigaranın sebep olduğunu iddia ederek şirkete karşı dava açar. Mahkeme adli tıbba havale eder. Rapor, iddia sahibinin lehine olunca sigara şirketi milyonlarca doları tazminat olarak öder.

Kur’an ayetinin ve Sevgili Peygamberimizin hadisine göre, anasından günahsız, suçsuz olarak doğan bu insanları, materyalist, ateist, kapitalist, sosyalist, eğitimle, paragöz, makam düşkünü, şehvet şaşkını haline getirerek bozan yöneticiler, azmettirmekten, sebep olmaktan, suça iştirakten ne zaman kurtulacaklar?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?