Reklamı Kapat

Medya dili ve kışkırtıcı söylemler

Yıllarca kendilerine yapılan haksız ve dışlayıcı söylemlerden ve davranışlardan rahatsız, hatta mağdur olan “bizim mahalle”yi temsil edası ve noktasındaki çevrelerin durumu maalesef içler acısı.
Özellikle ciddi bir medya gücüne ulaşmış durumda oldukları için zamanında başkalarını suçladığımız ifadeyle “tekelleşmiş” durumdalar.

Eskinin şımarık, yüzsüz “havuz medyası” tabiri tam da bizimkilerin üzerine cuk diye oturmuş gibi görünüyor.

İstedikleri her türlü algıyı oluşturabilecekleri bir konjonktür içerisindeler. Bunu da çok iyi(!) kullanıyorlar.
Yıllarca adalet ve eşitlik talepleriyle “hak arama mücadelesi” içerisinde olduklarını, gücü ellerine aldıklarında ne çabuk unuttular.

Mahallenin ezeli hasmı, Kemalist çevreleri başlarına gelen her şeyden sorumlu tutuluyorlardı. Şimdide misliyle mukabele ederek, onları kışkırtıyor ve sindirmeye gayret ediyorlar.
Aslında kin ve intikam hırsıyla yapılan her yaklaşımın nihayetinde zarardan başka bir şey olmadığını -bizzat kendilerine zamanında reva görüldüğü için- da çok iyi bilmeliler.
Maalesef ki tablo hiç de iyi değil. Bugüne kadar neye maruz kalınmışsa aynısını yapmaktan çekinmeyen bir tavır var.
Herhangi bir haberin paylaşımında bile yalan-doğru olmasına aldırış etmeden yalnızca “işe yarayıp-yaramadığına” bakılıyor.

Bu açıklamanın nedenine gelelim:

Hatırlayacaksınız. Geçtiğimiz haftalarda refikimiz bir yayın organının 30 Ağustos törenleriyle ilgili “devlet erkânı Anıtkabir’de” başlığını “Anırkabir” şeklinde yazması hayli gündem oldu.
Bir tür “paralel adalet yapılanması” olan sosyal medya üzerinden gelen tepkiler üzerine, “yazım hatası” olduğu söylenerek savunmaya geçildi.

Muhtemelen bu tepkiler çığ gibi büyümemiş olsaydı böyle bir açıklama ihtiyacı hissedilmeyecekti.
Daha önce de faturayı camianın ödediği, birçok infiale neden olan başlık ve haberler, zihinlerde ve arşivlerde duruyor.

Bu konudaki tartışmaların da esasen suni gündemi besleme adına tekrarlandığı görülüyor.
Her kim toplumda lehte ya da aleyhte bir infial oluşturmak istiyorsa elindeki en güçlü koz genelde “Atatürk” oluyor.

Bu tavrı kabul etmek ve makul görmek mümkün değil. “Anırmak” ifadesi ne oraya gidenler ne gidilen yer için kullanılabilecek bir tabir olmamalı. Kim olursa olsun bir ölünün arkasından alay etmek hiç doğru değil.
Evet bu ülkede yıllarca Kemalizm şemsiyesi altında kanunsuzluklar, baskılar ve insanlık dışı adaletsizlikler yapıldı.

Ancak yapılanlar dün de kimseye fayda getirmedi bugün de getirmeyecek. Yapanlar da iflah olmadı.
Tarihi olayları ve şahsiyetleri -bugün için çatışma gerekçesinin dışında tutarak- olumlu ve olumsuz yönlerini doğru analiz ederek incelemek ve ele almak gerekir.

Aksi halde bu şekildeki söylemlerle karşı tarafı ötekileştirmeye çalışmak ve tarihi bir olaydan düşman üretme gayreti, faydadan ziyade suni tartışmalar oluşturarak ülkeyi kutuplaştırma ortamına taşımaktadır.
Kemalist medyanın yıllarca yaptığı, herhangi bir konuşmanın veya cümlenin içinden bir kelime veya cümleyi cımbızla seçip konuşmanın tümüne teşmil etme hastalığı günümüzde de tekrarlanıyor.

Tabi bahsi geçen işler, yalnızca bir yayın organına mahsus da değil. Yeni “havuz medyası”nın tümünde bu tür kutuplaştırıcı bir dilin olduğu aşikâr. Gün geçmiyor ki bununla ilgili kötü örneklerle karşılaşmayalım.
Toplumu germek için her türlü argümanı kullanmakta beis görmeyen bu çevreler sözde İslamcılıkları adına cihat yaptıklarını zannediyor olabilirler.

Her türlü yalan yanlış, iftira ve itham üzerinden karşıdakileri susturmaya çalışan bu anlayışın yanlışını kendilerine söyleyebilecek bir mekanizma da maalesef ki yok.

Son olarak; Bosna lideri Bilge Kral merhum Aliya Izzetbegoviç’in, “Savaş ölünce değil düşmana benzeyince kaybedilir. Siz, siz olun zalimle mücadele ederken ona benzemeyin” sözünün anlamını yaşayarak öğreniyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 10 Eylül 11:28


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?