Reklamı Kapat

Covid-19 sürecinde eğitim yapmak

Bismillâhirrahmânirrahîm;

COVİD-19 sürecinden çok şey öğrendik. Hayatımızı, planlarımızı yeniden gözden geçirdik. Mutantan görüntümüze rağmen, ne kadar zayıf ve aciz olduğumuzu anladık. Çünkü bütün dünyayı tehdit eden tüm virüslerin toplamı 1 gramı geçmiyordu. Ancak, mikroskopla görülebilen mikroplar! Normal olarak süren hayatımız, virüs sebebiyle “yeni normal”e dönüştü.

Eğitim de bu değişen şartlara uygun yapılmalıdır. Hem Covid-19’un gerektirdiği tedbirlere uyulmalı; hem de eğitim, öğrenci ve halkın psikolojik durumu dikkate alınarak sürdürülmelidir. Öğretmen emeklisi olarak bu konudaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Eğitim, ihmal edilemeyecek kadar önemli bir alan. Sıkı bir disiplin ile kurallara azami derecede uymak şartıyla, yüz yüze eğitim mutlaka sürdürülmeli. EBA TV üzerinden, dijital ortamda “eğitim” yapılmaz; ancak “öğrenim ve bilgilendirme” olur. Yüz yüze eğitimle, online öğrenim uyum içinde yürütülmeli.

Her öğrenci yüz yüze eğitimden faydalanmalı. Cumartesi günü ile birlikte haftada 6 gün eğitim sürmeli. Öğrenci haftada 2 gün okula gitmeli; günde 6’ar saat eğitim almalı. Öğrenciler haftanın belirli günleri için 3 ayrı gruba ayrılmalı. Her gruba verilen haftada 12’şer saat ders, özellikle yetenek ve beceri geliştirme, uygulama amaçlı olmalı.

Kurallara uyulursa okullar en güvenli mekânlar olur. Camilerde bunu gördük. Temizlik, maske ve mesafe kurallarına uydurularak okulları güvenli yerler haline getirmek hiç de zor değil.

                                                       SIKI BİR TAKİP

     OKULLAR, kuralları olan disiplinli kurumlar! Eğitim; idareciler, öğretmenler, öğrencilerle yürür. Okul girişlerine, sınıflara görsel, uyarıcı levhalar asılıp, konu idareci, öğretmen ve öğrenciler tarafından takibe alınmalı. İdareciler, nöbetçi öğretmenler ve sınıf başkanlarıyla iyi bir iş bölümü yapılarak, azami derece kuralları uygulamak mümkün. İş, insan sağlığını ilgilendiren ciddi bir konuda sorumluluk almaya bağlı.

     Covid-19 bize bir tehlikeye karşı birlikte mücadeleyi öğretti. Bu beraberlik her alana taşınmalı. Özellikle okullara! Sıkı işbirliği yapabilirsek, hem Covid-19’u yeneriz; hem de eğitimden mahrum kalmayız. Okulları kapatmak; cehaletin kapısını aralamaktır.

     Öğrenciye hayatında hiç lâzım olmayacak bilgileri yüklemek ona eziyettir. Hayatını anlamlandıracak değerler kazandırılmalıdır. Önce insanî değerler! Merdivenlerde veya asansörde gördüğü komşusuna, “Ahmet Ağabey, Ayşe Teyze… Nasılsınız?” demeyi öğrenemeyen öğrencinin hayatla bağlantısı düşünülebilir mi?

     Manevî değerler vazgeçilmezlerimiz. Sevgi, şefkat, merhamet, adalet, paylaşma, birbiri için yaşama gibi değerler mutlaka kazandırılmalı. Din, öğrencilere doğru kaynaklardan, çok iyi öğretilmeli. Yeterli din eğitiminden mahrum öğrenci manevî boşluktan kurtulamıyor. Hayatta bocalıyor. Hayatı anlamlandıramıyor.

     Maneviyat çok büyük güçtür. Hayata tutunmaktır. Erbakan Hoca, “Bir ülkenin asıl gücü; topu, tankı değil; ahlakî ve manevî değerlere göre yetişmiş imanlı evlâtlarıdır” derdi. Öğrencinin kalbine Allah sevgisini koymak şart!

                                 ARİF ERSOY’A RAHMET

     MİLLÎ Görüş hareketinin öncülerinden, Erbakan Hoca’nın yol arkadaşı, siyaset ve bilim insanı Prof. Dr. Arif Ersoy, 1 Eylül günü Rabbine kavuştu. Hayatını ilim, araştırma ve insanlığa hizmete adadı. Verimli ve güzel bir hayat yaşadı.

     Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Konya Yüksek İslâm Enstitüsü’nü bitirdi. Yurt dışında İngilizce eğitimi aldı. İngiltere’de İktisat masteri yaptı. 1986’da doçent, 1992’de profesör oldu.

     Erbakan Hoca’yla birlikte Adil Düzen araştırmaları yaptı. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nde (ESAM) çalıştı. Millî Görüş hareketinin sistematik temeller üzerine oturmasına emek verdi. İktisadî Teoriler ve Düşünceler Tarihi, Faizsiz Kredileşme Sistemi, Adil Ekonomik Düzen gibi eserlerin sahibi. 2 dönem (1994-2002) Çorum Belediye Başkanlığı yaptı. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Millî Gazete’de yazdı. En son, Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi ve idarî görevlerinde bulunuyordu.

     Görevleri, araştırmalarının uygulama alanı oldu. Olgun, beyefendi, sakin, naif bir kişilikti. Adalet merkezli Yeni Bir Dünya kurma mücadelesi verdi. Millî Görüş partilerinin “teşkilât eğitimleri”ni üstlendi. Biz ondan razıydık. Allah razı olsun, büyük dereceler ihsan etsin!

     DR. AYŞE HÜMEYRA ÖKTEN: İmam Hatip okullarının kuruluşundaki öncülüğüyle, fedakârlığıyla tanınan Mahmut Celalettin Ökten’in kızıdır. 1925 doğumlu. Cumhuriyet döneminin ilk başörtülü doktoru! Hastaların “doktor ablası!” Medine âşığıdır. 1953’te gönüllü doktor olarak hacca gider. Medine’de kalır. Ondan sonra yılın 9 ayını Medine’de, 3 ayını Türkiye’de geçirir. Hizmet ehlidir. 28 Ağustos’ta Rabbine kavuştu. Allah’ın rahmeti üzerine olsun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 05 Eylül 08:16


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?