Reklamı Kapat

Asıl savaş

Savaş, onu çağrıştırıcı söylem, eylem ve ortam söz konusu olduğunda, hatta iması bile algılanır gibi olduğunda insanımız ve toplumumuz hemen farklı bir ruh haline geçer, en azından böyle bir ruh haline geçmeye teşnedir. Elbette burada bir genellemeye ulaşmak istemek anlamlı da görülmemelidir. Belki dikkate alınması ya da göz önünde tutulması gerekir bir önemli gözlem şeklinde değerlendirilebilir. Bu gözlem bir tarafa, genel olarak savaş konusu, insanlığın ve doğal olarak kuramsal düşüncenin önünde bir sorun olma niteliğine sahip olagelmiştir. Savaşı, bir varlık ve var oluş yolu tarzında benimseyip savunan düşünürler bulunduğu gibi, ona ihtiyatla yaklaşanların yanında, azınlıkta kalsalar bile savaşa bütünüyle karşı tavır alan düşünürler, sanatçılar da vardır.

Savaş konusunda tartışmalar bir tarafa, savaş olgusunu kendi içinde farklı bir tanıma bağlayarak ona göre yorumlayıp değerlendirmenin mümkün olduğunu Allah Resulünün bir davranış ve sözünde görüyoruz. İslam tarihçilerince “Seriyye” olarak tanımlanan, bugün için bölgesel şeklinde anlaşılabilecek bir savaştan dönerken Allah Rasulü şöyle buyururlar (mealen): “Şimdi, küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz.”

Bir ölüm kalım mücadelesi yapılmış, sonunda galibiyet elde edilmiştir. Bundan daha büyük “cihat” nedir? Sorulan sorular üzerine “büyük cihat”ın insanın “kendi nefsiyle”, kendi kendisiyle mücadele ederek “erdemli ve olgun” bir kişiliğe ulaşmasıdır. “Cihat” kavramının kendine özgülüğünü göz önünde tutarak, genel anlamda savaş kavramıyla eş anlamda kullanmanın bir takım yanlış anlamalara yol açacağı hatırda tutulmalıdır. Bu ayrı bir konudur.

Allah Resulünün söz konusu sözünü (hadis), çoğunlukla bireysel çerçevede anlama ve yorumlama yaklaşımı ağırlıkta olagelmiştir. Bu şekilde yaklaşımın başlı başına önem taşıdığı vurgulanmalıdır. “Erdemli ve olgun” bir kişiliğe ulaşmak için birey odakta olması gereken bir varlıktır. Bütünün, yani toplumun erdemli ve olgun hale gelmesinin yolu bireyden geçmek durumundadır. Bir başka ifadeyle, parçadan bütüne gidiş yolunun doğru tespit edilmesi zorunluluğu söz konusudur burada.

İşte bu bağlamda, söz konusu ilkenin ışığında, bireyden topluma, toplum ise kaçınılmaz olarak siyasi örgütlenme yeteneğinin doğal sonucu olarak “devlet” şeklinde tanımladığımız kendine özgü bir yapıyı içkindir. Toplum, yöneten ve yönetilen kategorileştirilmesi suretiyle devletin biçimlenmesinin temelinde yer almaktadır. Karşılıklı ödev, sorumluluk, yetki, hak ve özgürlükler bu kategorileştirmeler ve biçimlenmede anlam bulurlar.

Söz konusu ilkenin ışığında devletin “büyük cihadı”, mücadelesi, bireyin ve toplumun erdemli ve olgun bir hayat yaşayabilmesini sağlamak olmalıdır. Erdemli bir hayat,  doğruluk, dürüstlük, kanaatkârlık, özgecilik (diğerkâmlık), merhamet gibi olumlu erdemleri kendi kişiliğinde özümlemeyi gerektirir. Ama aynı zamanda bunların gerçekleşebilmesi için, haset, kibir, israf, yalan, kamuya ait olanı temellük etmek, insanlar arasında fesat çıkartmak gibi olumsuz hallerden kendini arındırmak şarttır, hatta zorunludur. Bu tür davranışlardan kurtulunmadan ahlaki erdemlerin yerleşeceği, gelişeceği, çiçekleneceği bir zemin, ortam söz konusu edilemez. Özellikle devleti, bu ilke ışığında kavramayıp salt bir “iktidar”, o da mutlak ve kişileştirilmiş bir maddi güç halinde yanlış bir algılama temeline dayandırıldığında, bencillik, kibir, gösteriş, israf, şatafat gibi ayartıcı duyguların emrine girmekten kurtulamaz insan.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 02 Eylül 13:03


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?