Reklamı Kapat

Düşman yapılan dostlar

İlkokulda öğretmenimiz Hüseyin Şencan, (Allah hayırlı bereketli ömürler versin, Öğretmenler Günü’nde telefonla aramayı unutmadığım)  öğretmenim, bizim...

İlkokulda öğretmenimiz Hüseyin Şencan, (Allah hayırlı bereketli ömürler versin, Öğretmenler Günü’nde telefonla aramayı unutmadığım)  öğretmenim, bizim sınıfa ödev verdi.

Ödevimiz, köyümüzden Yemen harbine katılmış ve sağ olarak köyümüze gelebilmiş yaşlı Cömcöm Süllü diye bilinen gazimizle görüşüp, konuşup, hatıralarını dinleyip, yazıp, öğretmenimize sunmamızı istedi.

Biz de, Cömcöm Süllü merhuma gittik ve dinledik.

Dinlediklerimiz, harbe gidişleri, kaybedişleri, İngilizlerin esaretinde kalışları ve yaya olarak köyümüze gelirken açlık konusunun harp konusundan daha çetin olduğu üzerineydi…

Ama bugün anlatacağım bölüm, “Harbin en kızışmış zamanında sabah namazına kalktık, ezan okundu, namaz kıldık, tayınlarımızı yedikten sonra gün ışıyınca karşıdan bir düşman erinin bize doğru koşarak geldiğini gördük.

Komutan, kurşun atmamamızı söyledi.

Koşarak gelerek bizim siperimiz olan çukura atladı.

Süngüyü bağrına dayadığımızda “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh” dedi.

Sonra tercüman aracılığıyla, “Bizi köy ve şehirlerimizden toplarlarken Alman ordusuna karşı savaşmak için topladılar. Biz de dinimizi ve vatanımızı Almanlara karşı korumak için severek geldik. Ancak burada birkaç gündür ezan sesi duymaya başladık.

Yemenlilerin hepsi sizin Müslüman olduğunuzu öğrendikten sonra, ateş emri verildiğinde namlunun ucunu, sizin kafalarınızın üstünden geçecek şekilde atmaya başladı ve ben bugün kaçmayı başardım” demiş.

Bu anlattığım, benim Cömcöm Süllü’den dinlediklerimden aklımda kalanlardandır.

Ama arşiv belgelerinde de buna benzer olayların meydana geldiğini okudum.

Mesela,

T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün 1993 yılında yayınladığı “Musul-Kerkük ile İlgili Arşiv Belgeleri” isimli eserin 393’üncü sayfasında, Van Valisi Haydar’ın, İstanbul’a gönderdiği 8 Mayıs 1917 tarihli telgrafta  İngilizlerin, Barzan şeyhini ve çevresindeki insanları kendi taraflarına çekmek için çalıştıklarını anlatırken bir yerinde “İngilizler, mukavemet göreceklerini anladıkları yerleri  doğrudan işgal için Kürt milliyeti menfaatine çalışmakta olduklarına dair meşayih, ulema ve ruesayı ikna ve ıtma’ ile temini hüsnükabulleri için...”

Yani İngilizler, Irak’ı işgal ederken karşı durulacağını anlayınca yaptıklarının İngilizler için değil, Kürtlerin çıkarları için çalıştıklarını, şeyhlere, âlimlere ve kabile yöneticilerini ikna etmeye çalıştıklarını haber verirken “İkna ve Itma” kelimelerini kullanıyor.

Itma’: kişinin bir şeye olan isteğini artırmak, arzusunu ateşlemek, aşırı istekli hale getirmektir.

Şimdi yine aynı oyun oynanıyor. Bazı halkı Müslüman olan krallıkların, krallığını korumak için “İkna ve Itma” işlemiyle kendi işgalciliklerini gizleme oyunu.

Sonuç ne olur?

O zaman ne olduysa şimdi yine aynı olur.

Arşiv belgesinin 405’inci sayfasından İngilizlerin Musul valisi Kürtlere çok kötü muamele etmeye başlayınca vali değiştirilir.

Yeni gelen İngiliz Vali, Barzan şeyhi Ahmet’le görüşmek için gelir. Dönüş yolunda Barzan’ın Birekberan köyünde vali ve yanında bulunan elli dokuz kişi öldürülür.

Barzan, Zibar ve Şirvan aşiret reisleri Şemdinan (galiba Şemdinli) kaymakamına yazdıkları bir mektupla bu işi İslâm dinine ve Osmanlı devletine hizmet kastıyla yaptıklarını, eğer silah ve cephane verilirse yıllarca İngilizlere karşı topraklarını koruyacaklarını bildirirler.”

Arşiv böyle diyor.

Günümüzde krallıklar altında yaşayan Müslümanlara, bugüne kadar hakkımızda Batılıların “Türkler gavur oldu” sözünün doğru olmadığını ispat etmemiz gerekir.

Sultanahmet Camii’nde imamlık yapan çok değerli bir hoca efendi anlatmıştı, “İlk hacca gittiğimde Suudlu biri nereli olduğumu sorduğunda ‘Türkiye’ deyince şaşırdı, ‘Siz Müslüman mısınız?’ diye sorunca tecvid kurallarına uygun olarak Fatiha süresini okudum da biraz inandı” demişti.

Bunu yaparsak, BAE’nin ve Suud’un savaş uçağının pilotu, Fransız savaş uçağını veya Yunan gemisini vuruverir.

Batılıların söylediklerini doğrular şekilde yayın yapan, film çeken ve oynatan… insanlarımız da biraz dikkat etseler iyi olur.

Yine Batılıların, bizimle onları tehdit etmelerinin önü alınmalı.

Halkı Müslüman olan bu devletçiklerin halkına yönelik yayınlar yapılmalı.

İkili ilişkilerle gerçekler onlara anlatılmalı.

“İkna” ve “Itma” yoluyla kandırılmalarına son verilmeli.

Biz de aynı “İkna’ ve Itma” taktiğine kanmadığımızı ortaya koymalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Mehmet Sezai Aydıngöz - Sayın hocam bu millete önce "ÜMMET" şuuru verilmeli.Ümmet olunmadan iflahın,imkanı yoktur.Bu ilahi kuraldır.Siz benden daha iyi bilirsiniz.Vesselam.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Eylül 11:07
01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 31 Ağustos 15:36


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?