Reklamı Kapat

Milli Görüş’ün ‘siyonizm’ hassasiyeti!

Alan Makovsky’nin raporlarında önemle durduğu hususlardan biri de Milli Görüş’ün ‘Siyonizm’ hassasiyetiydi. Bakın ne sinsi ve karanlık fırıldakların peşinde Bay Makovsky;

* “Mart’ta Cumhurbaşkanı Demirel İsrail’i ziyaret etti ve bir serbest ticaret anlaşması ve diğer anlaşmaları sonuçlandırdı. Refah’ın Siyonizm karşıtı -esasında Yahudi karşıtı- sert söylemlerinin uzun bir geçmişi bulunuyor ve üst düzey yöneticilerinden biri İsrail-Türkiye askeri işbirliği anlaşması imzaladığı zaman iktidara geldiklerinde bu anlaşmayı çöpe atacakları vaadinde bulunmuştu. Refah, Türkiye’nin İsrail ile yapmış olduğu bir takım anlaşmaları geri alamayacak olsa bile ikili ilişkiler soğuyacaktır. Bu gelişmeden Türk ordusu çok rahatsız olacaktır.”

* “Politik olarak hepsi de Refah’a yarayacak olan üç eğilim söz konusu: Refah daha güçlü hale geldi: Refah, Yılmaz-Çiller koalisyonunu sona erdiren koşulları yaratmada Türk kurumlarını bir violin gibi çalarak muhaliflerini dahi kıskandıran takdirlerini kazandı. Önce Çiller’in yolsuzluk suçlamaları ile ilgili Meclis soruşturma sürecini başlattı. Refah böylece hem iki koalisyon ortağının arasına bir takoz sıkıştırmış hem de laikler aleyhine yolsuzluk lekesini derinleştirmiş oldu. İkinci olarak hükümetin kurulurken almış olduğu güvenoyunu geçersiz kılmak için başarılı hukuki girişimlerde bulundu. Ve üçüncü olarak Türk medyası Refah’ı 2 Haziranda sınırlı sayıdaki yerel birimlerde yapılan ve oyların üçte birinden fazlasını aldığı seçimlerin büyük galibi olarak ilan etti. Bu da onun iktidara yükselişindeki amansızlığı nosyonunu yerleştirdi.”

* “Bütün bu sürecin üzerine kendisini Atatürk’ün mirasının ve Türkiye’nin laik batı yanlısı rotasının bekçisi olarak gören Türk ordusunun gölgesi düşmekte. Ordu geçmişte 3 kez politikaya doğrudan müdahale etti –1960, 1971 ve 1980– ve söylentilere göre Şubat ayında Yılmaz-Çiller evliliğini zorlayan silahı dayadı. Hem ihtilal dolu geçmişine hem de Türk Milleti arasındaki saygınlığına dayanarak ordu laik politikacılarının çoğunluğu üzerinde etkiye sahip. Aksini iddia eden birçok dağınık basın raporuna rağmen ordu hükümetteki herhangi anlamlı bir Refah duhulüne karşı hemen hemen kesinlik derecesinde kuvvetle muhaliftir.”

***

Milli Görüş siyaseti… 1969’dan bu yana hep kilit konumda oldu. Bu durum Alan Makovsky’nin raporlarına da net olarak yansımakta. Bu raporlara devam edeceğiz…

KİM BU ALAN MAKOVSKY? (2)

Yazdığı raporlarıyla 28 Şubat sürecine yol çizen Yakın Doğu Politikası Washington Enstitüsü kıdemli üyesi Alan Makovsky’nin raporlarında neler vardı? Devam edelim;

* “Refah için bir koalisyon ortağı mı? İdeolojik kaygılar galip gelecek olsaydı Refah’ın iktidar girişimi başarısız olurdu; Türkiye’deki hiçbir büyük parti Refah’ın Batı karşıtı, İsrail karşıtı gündeminin azını bile paylaşmıyor. Bununla birlikte diğer hususlar Çiller veya diğer laiklerle kurulacak olan bir Refah koalisyonunu öne çıkarıyor.”

* “Refah ile koalisyon üzerinde düşünen Çiller’i, politik güvenilirliğine vereceği zarar ve daha önemlisi bundan hoşnut kalmayacak partisindeki laiklerin fire verme ihtimali dizginliyor (RP ve DYP’nin toplam koltuk sayısı parlamento çoğunluğunun sadece 14 üzerinde bulunuyor). Son zamanlarda yapmış olduğu karşıt beyanlara rağmen Çiller ile girişiminden sonuç alamaması durumunda Yılmaz da muhtemelen Refah ile bir pazarlığa girişecektir (laik kesimin dileklerine boyun eğmezden önce Şubat ayında Refah ile neredeyse birleşiyordu).”

* “Türk parlamentosundaki diğer iki büyük parti de merkezin solunda ve Refah ile koalisyon olasılıkları bulunmuyor; zaten bunların toplamları da Refah’a bir çoğunluk sağlayacak düzeyde değil. Türkiye’deki laik kesime Aralık seçimlerinden sonra Refah’ın başarısız hükümet kurma girişiminde gösterdikleri gayretten hem siyasi hem de politik anlamda daha çok iş düşüyor. Siyasi olarak 1996’da Türkiye-İsrail ilişkilerinin yoğunlaşmasından sonra, özellikle Şubat sonunda bir askeri işbirliği anlaşmasının imzalanmasıyla, Refah ve laik elit arasındaki uçurum daha da genişledi.”

“11 YIL SONRA HAYALÎM GERÇEK OLDU!”

Sümeyye Sehle Bedir’in, Şule Yüksel Şenler anılarını anlatmaya devam edelim;

* “Dindar olan öğretmenimizden de cesaret alarak, Huzur Sokağı romanındaki Hilâl karakterine özenerek, sıraların üzerine çıkarak, öğle namazını kılıyordum.”

* “Aradan yıllar geçti. 11 yıl sonra hayalîm geçek oldu. 1997 yılında; Necmettin Erbakan Hocamız Başbakan, herkes hayatından memnun, ben de en çok sevdiğim, beğendiğim bir kursta olmanın memnuniyetiyle yeni çevre dostlar, hocalar tanımanın mesrurluğu içerisindeydim.”

* “Sonra yine bir sonbaharın sonlarına doğru hocalarımızın birinin düğününde yemek faslını icrâ etmek üzere kursumuzun yemekhanesindeydik. Kendi halimde hizmet halindeyken; bir ses, bir fısıltı; “Şule Yüksel Şenler geliyor!” diyor, fısıltılı ses halka halka salona yayılıyordu.”

* “Gayri ihtiyâri başım kapıdan tarafa çevrildi. İçeri girenlerden daha onu tanımadan, başörtüsünün tarzı, zerâfet, nezâket ve asâlet içerisinde temkinli yürüyüşüyle onu tanımamla, önceki masayı bırakarak onun geçtiği masaya yönelmem bir oldu.”

* “Hayat sürprizlerle doluydu. 4 yıl yaşadığım İstanbul’da unutulmaz olaylardan birini yaşıyordum. Çevremde kim varmış hiç umurumda değildi. Gözlerim ona sabitlenmişti. Onunla konuşmanın hayalînde, derdindeydim. Misafirler kalkmak üzereydi, yanına gittim;

- “Hocam hoş geldiniz!”

- “Sağol evladım”

- “Hocam, başta Huzur Sokağı romanınız olmak üzere, bütün kitaplarınızı okudum. Size teşekkür ederim”

- “Ben de size teşekkür ederim, siz okumasanız ben yazamazdım.”

Bu cümleleri ile ne kadar mütevazı olduğunu ortaya koyuyordu.

Elini öptüm. Bana kendisinden beklemediğim iltifatlar etti. Hocamız bizimle vedalaştı, ayrıldık. Yıllar geçti ben o sahneyi hiç unutmadım. Âşığın maşukunu görmesi gibi bende büyük sürur hâsıl etti. En çok sevdiğim kadın yazar Şule Yüksel Şenler Hanımefendi’yi yakından görmenin tesiri yıllarca sürdü.”

***

“28 Ağustos 2019 Perşembe tarihli Milli Gazete’ de onun vefat haberi yazıyordu. “Hocam!” diye bir çığlık atmamla, yanaklarımdan gözyaşlarımın aşağı sıralanması bir oldu.

Mevlâ Yezdân Azze ve Celle hicretini, amellerini makbul, sa’yini meşkur, cennetiyle müşerref eylesin! (Âmin!)”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?