Reklamı Kapat

Geçmişten ibret alıp geleceğe ferasetle bakma zamanı

Son zamanlarda, akla hayale gelmeyen bir şekilde unutulmuş ne kadar “başarı” varsa planlı şekilde gündeme getirmek moda oldu. Aşırı milliyetçilik ve d...

Son zamanlarda, akla hayale gelmeyen bir şekilde unutulmuş ne kadar “başarı” varsa planlı şekilde gündeme getirmek moda oldu.

Aşırı milliyetçilik ve dini motiflerin öne çıktığı bu süreçte “bayrak, ezan ve cami” gibi kutsal kavramlar sıkça gündemde tutuluyor.

Yakın zamanda niyetleri baki olmak üzere -memnuniyetle karşılaştığımız-Ayasofya ve Kariye’nin tekrar camiye dönüştürülmesi de bu tablonun parçası.

Muhterem Diyanet İşleri Başkanımızın -kendi iradesiyle olmadığına kesinlikle inandığım- kılıçla hutbe de geçmişe dönük bir drama olarak kayıtlara geçti.

Arka planda -başka amaçlar olmadan- ilk bakışta tarihi ve kültürel mirasımızın bir parçası olarak hutbenin bu şekilde okunmasında aslında bir sakınca yok.

Ancak dünyanın içinde bulunduğu şartları göz önüne alarak; geçmişe bu kadar vurguyla, tekrar “at sırtında bütün dünyaya meydan okuyabileceğimizi” sanmak ve kitleleri bununla kontrol altına almak en hafif tabirle saflıktır.

Nal sesleri arasında, “Ver mehteri” ile başlayan tarihi dizilerle beslenen bu süreçten nasıl bir sonuç bekleniyor olabilir ki.

İç politikaya yönelik bu tarz maceraların hâlihazırda kısa dönemde birtakım sosyal faydaları olabilir.

Ekonomi, sanayi, adalet, özgürlük, kültür, ahlak ve hak gibi alanlarda sıfırlık tablo bu şekilde daha ne kadar perdelenebilir ki?

Saraylarında tuvalet bile yoktu” masallarına bir son vermenin zamanı geldi de geçiyor.

Yeni nesle bir tarih şuuru verilecekse; bunun her tarafı ideoloji ve reel politik kokan kurmaca dizilerle asla olamayacağı bilinmelidir.

Tarihi şahsiyetlerin, hataları ve doğrularıyla ele alınması ve geçmişte yapılan hatalardan gerekli derslerin çıkarılması gerekmektedir.

KÜÇÜK ORTAK

Hükümet, küçük ortağının bütün politik söylemlerine sahip çıkmış görünüyor. Bunun nedeninin ekonomi başta olmak üzere diğer alanlardaki kaotik ortamın bir şekilde perdelenmesi olduğu açık.

Birçok Sayın Bakan’ın bile kendi sorumluluk alanlarında konuşmak yerine, “ezanları susturamayacaksınız, bayrakları indiremeyeceksiniz”, “diz çöktüremeyeceksiniz” sloganlarına sığınmaları hemen her gün şahit olunan acı gerçeklerdir. 

Ezanı susturmak isteyen, bayrağı indirmek isteyen, kendi ülkesine diz çöktürmek isteyen kim ya da kimler onları da bilmiyoruz.

Tablo, sanal bir düşman, düzmece bir kaos ve korku-gerilim üretmekten etrafa hakaret yağdırmaktan ibaret. Dolar veya altın piyasasında yaşananlar ekonomide ortaya çıkan her olumsuz gelişme “dış güçlerin işi”.

Kimsenin aklına da, “Madem ekonomimiz bu kadar güçlü, öyleyse niye kolayca sarsılıyoruz? Müdahaleye bu kadar açığız?” demek gelmiyor.

Hep mi başkası suçlu?

Üretimi önceleyen ülke olmak yerine, son olarak çay ithalatındaki gümrük vergisini düşürmek, süt üreticileri iflas ederken Venezüella’dan peynir ithal etmek bu ülkeye açık bir tehdit değil midir? 

Bütün bu olumsuzluklarla yüzleşmek ve sorumluluğu üstlenmek yerine, ‘Viyana kapılarına dayanıyoruz’ algısını topluma empoze ederek nereye kadar gidilir bilmiyoruz.

Geçmişten ibret alıp, geleceğe ferasetle bakma zamanı geldi de geçiyor da.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Ağustos 14:07


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?