Reklamı Kapat

Malazgirt hayatımın bir dönüm noktasıdır

Malazgirt Zaferi’nin dün 949’ncu yıldönümüydü. Televizyon ekranlarından yıldönümü törenlerini izlerken bir anda 46 yıl önceki törenlere gittim, o günkü törenler gözümün önünden bir film şeridi gibi akmaya başladı. Malazgirt Zaferi Anadolu için bir dönüm noktasıdır. Bir diğer ifadeyle Anadolu’nun Türk yurdu olmasına açılan kapıdır. Bunun yanında bir de benim açımdan kişisel olarak Malazgirt Zaferi’nin yıldönümü bir dönüm noktasıdır. 949 yıl önce yaşanmış bir zaferin yıldönümünün kişisel olarak bir dönüm noktası olması izah edilmesi ve anlaşılması zor olabilir.

Ağustos ayı zaferler ayıdır. Bu bakımdan hepimizin hafızasında Ağustos ayının ayrı bir yeri ve önemi vardır. Benim açımdan ise hiç hesapta yokken ve meslekte 5. yılımı yaşarken Malazgirt Zaferi’nin yıldönümü bana Milli Gazete’nin kapısını aralamış, böylece Milli Görüş ile birinci elden tanışmama vesile olmuştur. Özellikle rahmetli Erbakan Hocamı bu törenler vesilesi ile yakından tanımıştım. Daha önce birkaç kere köşemde kısaca bu olayı aktarmıştım.  Dün Malazgirt Zaferi’nin yıldönümü kutlamalarını izlerken nedendir bilmem geçmişe dönük duygularım özlemle kabardı. Çünkü o günleri hatırlarken o günlerde ilk defa bir araya geldiğim insanların bazıları bugün hayatta değiller. En başta 25 Ağustos 1974 gecesi Muş’ta düzenlenen kapalı salon toplantısında hazır bulunanlardan ilk anda hatırladığım rahmetli Hocam yok. Fehim Adak Ağabey yok. Hocamın Basın Danışmanı Reşat Yazıcı yok. Yani geçen zaman içinde sevdiklerimizin bazılarını kaybettik.

Rahmetli Hocam gece Muş’ta kapalı salon toplantısında hazır bulunduktan sonra ertesi günü Ahlât’taki Malazgirt Zaferi’nin yıldönümü toplantılarına Başbakan Yardımcısı olarak katılmıştı. Ondan sonra yaklaşık 5 gün boyunca Bitlis, Tatvan, Van ve Hakkâri’yi kapsayan Erbakan Hacımın programını Milli Gazete adına takip ettim. Her gün merkeze haber ve notlar geçiyordum. Böyle olunca da bir hafta boyunda geçtiğim haberler manşette yer alırken notlar da birinci sayfadan veriliyordu. Bu büyük bir heyecan idi. Gazetenin Ankara Bürosu’nu ziyarete gittiğimde sadece Hocamın gezisini gazete adına takip edip edemeyeceğim sorulmuş ve ederim demiştim. Özellikle gazetenin İstanbul merkezinde çalışanların hemen hiçbiri ile yüz yüze gelmemiştim. Gıyaben tanıdıklarım vardı elbette. Bu gezinin 46 yıl önce gerçekleştiği düşünüldüğünde o zamanın şartları içinde özellikle iletişim vasıtalarının hangi şartlara sahip olduğunu hatırlamamak mümkün değil. Hocamın konuşma yaptığı il ya da ilçede konuşmanın hemen ardından gazeteciler postaneye koşuyor, yıldırım ödemeli basın İstanbul’u bağlatıyor, elimizdeki notları henüz haber haline getirme imkânı bulamamış iken haberi yazdırıyorduk. İstanbul’daki arkadaşlar da daktilo ile söylediklerimizi kâğıda aktarıyorlardı. Fotoğraf filmleri ise genellikle uçak ya da otobüs ile gönderiliyor, bugün çektiğimiz filmler ertesi gün gazeteye ulaşıyordu. Buna rağmen benim için çok güzel ve zevkli bir gezi olmuştu. Çünkü Erbakan Hocam ile ilk defa bu gezide yakın olmuştum ama sanki kırk yıldır tanışıyormuş gibi kendime yakın hissetmiştim. İşte bu duygu bende bu bir haftalık gezi boyunca fikri değişimin de önünü açtı. Bu bakımdan Malazgirt Zaferi’nin yıldönümleri beni hep o geçmişe, hayatımdaki dönüm noktasına götürür. Yüreğimdeki özlemi tekrar tekrar harekete geçirir. Çünkü Erbakan Hocam çevresine sevgi ve şefkat saçan, koruyuculuğu içselleştirmiş örnek bir insandı. Öyle olmasaydı uzun yıllardan beri sahip olduğum siyasi ve ideolojik mensubiyet duygularım bir haftalık bir beraberlik ardından yıkılmaya başlar mıydı?

Daha yazılacak çok şey var ama bu ilk berberlik bende öylesine bir hava oluşturdu ki,  geçen bunca zamana rağmen Hocam yeni hayatımın merkezinde yer almıştır. İyi ki almıştır. Bu vesile ile rahmetli Erbakan Hocamı ve yan yana yürüdüğümüz ancak bugün hayatta olmayan Milli Görüşçüleri rahmetle anıyorum. Hemen belirteyim ki, rahmetli Hocamın vefatının ardından yazdığım ilk yazımın başlığını, “Öksüz kaldık” diye atmıştım. Bu duygum bugün de değişmedi.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Ağustos 14:18


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?