Reklamı Kapat

Heba

Durum Kritik

Milletimizin yüzünü ağartacak işler yapmanın tam zamanıdır. Ancak zaman kadar zemin de önem taşıyor. Ekonominin zeminine göz attığımızda “karşılaştığımız sorunların, küresel sorunlardan bağımsız düşünülemeyeceği” açıktır. Kendimize, ‘Yanlışı nerede yapıyoruz?’ sorusunu sorma vaktidir. Hatta “kısa vadede çözüm gibi görünen, uzun vadede ise daha büyük sorunlara neden olabilecek uygulamalardan kaçınma” yolları belirlenmelidir. Bu üç aşama gerçekleştirildiği takdirde ancak millete verilen “müjde”ler yüz ağartabilir.

Vaziyet Klinik!

Ekonomide dikkatlerini fikir, tutarlılık, seviye ve ahlak üzerinde yoğunlaştıranlar geçmişi yeniden gözlemlesin. Türkiye hem dünyada en hızlı dolar milyarderi üreten ülke, hem de en fazla yeşil kart üreten ülke olmadı mı? Her ile bir fabrika yerine AVM inşa eden ekonomi, Anadolu’nun boşaltılmasına sebep olmadı mı? Krediler yoluyla sağlanan ödeme kolaylığının ödeme gücü oluşturmadığı fark edilmedi mi? Düne kadar ülkemizin göğsünü kabartan gelişmelerin bugün anlamsız kalmasından ders çıkartılmadı mı?

Ders bize “ters” geliyorsa, anormal sürecin normal sonuçları devam edecektir. Ülke lehine görünen icraatlar teminat olamayacak, sıcak para ve yüklü borçlanmayla gerçekler örtülemeyecektir. Söylenenler ile yapılanlar arasındaki makas sürekli açılacak, ekonomi “yumuşak iniş”ten “sert düşüş”e geçecektir. Zembereği ruhlarda büyük bir yıkım yapmaya ve enkaz bırakmaya kuran kararları, süreç-sonuç bağlamında yeniden değerlendirmek zorundayız.

“Kalıcı Hasar”a Son!

Sorunlar daha derin, çözüm ise daha fazla hassasiyet istediği bir döneme evriliyoruz. Akla ziyan yatırım mantığından, imkânları dönüştürerek Türkiye’yi geleceğe taşıyacak inancın, kararlılığın, plan ve projelerin ortaya konması gerekiyor. Bunun için önce ekonomide herkesin hakkını aldığı bir ortam sağlanmalıdır. Aksi takdirde “amacını kaybeden, istikbalini de kaybedecek” ve kalabalıkların koştuğu tarafa koşmak kimseyi kurtarmayacaktır!

Ekonomide gerekli tespit ve teşhisler yapılarak “kalıcı hasar”ların önlenmesi sağlanmadığı takdirde krizler geçici olsa da hasarları kalıcı olacaktır. Hatta bugüne kadar yapılanların heba olması bile söz konusudur. O halde; devleti güçlü, vatandaşı mutlu kılacak bir kalkınma modeli kurmalıyız. Bu model eğer bir kaynak ya da rezerv arıyorsa; gençliğimizin en büyük kaynak, “ağır” fikirlerimizin en büyük değer olduğu bilinmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?