Reklamı Kapat

Dillerde zikir olan, hava gibi her eve giren adalet

  Havadan, sudan, topraktan, güneşten, meyvelerden, sebzelerden şikâyet eden yoktur. Onları kirletenlerden veya daha fazla kazanmak için içine zehir k...

 

Havadan, sudan, topraktan, güneşten, meyvelerden, sebzelerden şikâyet eden yoktur.

Onları kirletenlerden veya daha fazla kazanmak için içine zehir katan insanlardan şikâyet vardır.

Tabiatı yaratan Rabbimizin yarattığı hiçbir şeyden şikâyet yok.

Tabiat kanunlarına insan kuralı değdiği anda şikâyetler başlıyor.

Şu anda dünya bir yangın yerine çevrilmişse, medeni diye kabul ettirilen zorbaların kendi çıkarlarını koruyan kanunlarının ilahi kriterlerin önüne geçirilmesi veya bazı ülkelerde ilahi kriterlerin içine insani kriterlerin yerleştirilerek zararlı hale getirilmesi olayıdır

Güneşten hiç şikâyetçi olan yok.

Her ne kadar sıcaklardan bunalan bir vatandaşımız, güneşe kurşun sıksa da, onun bulunduğu bölgede o mahsullerin olgunlaşması için o sıcağa ihtiyaç vardır.

Kutuplarda, güneş görmeyen yerler, bir saat gören yerler gibi çok az güneş gören yerlerde de o kadar güneşe ihtiyaç vardır.

Ekvator güneşi kutuplarda da olsa, buzullar eriyiverir ve dünyanın dengesi bozulur.

Güneşi, suyu, havayı, toprağı yaratan Rabbimizdir.

Hazreti Adem’den bu güne kadar geçen zamanın hesabını bilmediğimiz kadar eski olmasına rağmen havadan şikayetimiz yok da, havayı kirleten kapitalist, çıkarcı, semirgen ve sömürgenlerden şikayetimiz vardır.

Tabiatı ve kanunlarını yaratan Rabbimiz, bütün bu yarattıklarını insanlar için yarattığını, ayni sofrayı insanlığın önüne seren Rabbimiz, kimsenin kimseye hakkı geçmemesi, kimsenin diğerine zulüm, işkence yapmaması, kimsenin diğerini rahatsız etmemesi için herkesin hak ve sorumluluklarını belirleyen kitap indirmiş, o kitabın nasıl anlaşılacağını ve nasıl uygulanacağını göstermek üzere peygamberimiz Muhammed Mustafa salllallahü aleyhi ve sellemi peygamber olarak göndermiş.

Öyle bir kitap ki, iki yüz devletin bir araya gelerek yaptıkları kanunlardan daha faydalı.

Çünkü Kur’an-ı Kerim’i indiren Allah celle celalüh yarattı o iki yüz devletin temsilcilerini, hukukçularını, siyasilerini.

Rabbimiz bir anlığına o iki yüz yetkiliyi kendi hallerine bırakıverse, dünyanın hiçbir hastanesinde hiçbir doktor geriye çeviremez.

İlahi kriterlerle dolu öyle bir kitap ki, kriterleri dillerde zikir olarak okunur.

Kriterleri uygulayan ümmetlerin ve uygulamayan zalimlerin sonlarını da haber verir.

Allah’ın kriterlerini uygulayan peygamberlerle, kendini tanrı olarak ilan eden Firavun’ların, Nemrut’ların, Karun’ların, Haman’ların kötü biten hayatlarını anlatırken yaşanmış olaylar içinde verir ve okuyan seksenlik nine ile yedi yaşındaki kızımız, oğlumuz ve seksenlik dedemiz, yaşlarına göre ibret alır, sevap alır, mutlu olur, “Rabbimin kelamını dinliyorum, okuyorum, sevaba giriyorum, hayatımı evrenin yaratanın kitabına göre düzenliyorum” havasında yaşarken adalet hava gibi toplumun bütün bireylerini kuşatır.

İnsani kanunlar gibi, yalnız hâkimlerin, savcıların, avukatların tekelinde olmaz.

İlahi kriterler, topyekûn bütün bir milletin kanı olur, canı olur, uğrunda can vereceği haline gelir.

Maddeleri dillerde söylenir.

Aile hukuku da, ceza hukuku da, kamu hukuku da, özel hukuk da evlerde okunurken ibadet kastıyla okunur.

Böyle bir hayat yaşayan Müslüman, suda balık gibi ilahi adaletin içinde yüzer gider.

Havadaki kuş gibi, ilahi kriterlerin içinde uçar gider.

Tecvitle okurken kulağın gıdasının da verildiğini unutmamalı.

Dünyada şu anda bütün kanunlar, insan mahsulü olduğundan, insan da yarının ne getireceğini bilmediğinden bu güne göre çıkardığı kanunun yarın değiştirilmesi gerektiğinden,

Her milletin kendi kanunları kendi çıkarlarını öne aldığından, kanunların madde ve kelimelerinde kapitalizm, sosyalizm, baskıcılık, sömürgenlik, ezmek gibi kokular gelir.

Ve o kanunlar yalnız mahkemelerde, avukatlık bürolarında okunur.

İlahi kriterlerin ana kitabı Kur’an-ı Kerim, derelerde, tepelerde, evlerde, dairelerde, mahkemelerde, tarlalarda, karakollarda, kışlalarda, kulübelerde, plazalarda okurken mutlu olmak istendiğinde, sorunlarına çare aramak istediğinde, gönlüne baskın yapan keder bulutlarını dağıtmak istediğinde okunabilecek hayat bilgisi kitabıdır.

Bize, hayat verenin gönderdiği hayat bilgisi kitabı.

İlahi adalet, hava gibi, su gibi, güneş ışını gibi, bütün bir milletin gönüllerine giren, dillerinde zikir olan, kulaklarında nağme olan, hayatlarını düzenleyen olmalıdır.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?