Reklamı Kapat

Hal-i pürmelal

Türkiye, bir türlü insanların refahını artıracak ve borçtan, bağımlılıktan kurtaracak adamakıllı bir iktisadi model kuramadığı gibi, bunun neticesinde...

Türkiye, bir türlü insanların refahını artıracak ve borçtan, bağımlılıktan kurtaracak adamakıllı bir iktisadi model kuramadığı gibi, bunun neticesinde de bir türlü gelişmiş ve kalkınmış bir rotaya oturamıyor. 24 Ocak Kararları’ndan itibaren tam 40 yıldır neoliberal iktisat politikalarına mahkum edilen Türkiye, her gelişmekte olan ülke gibi göreceli bir büyüme ve gelişme manzarası sergiliyor. Nasıl ki, 80’ler 70’lere, 90’lar 80’lere göre göreceli bir gelişmişlik arz ediyorsa, 2000’li yıllar da 90’lara göre benzer bir durumu gösteriyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden beklenen de bu zaten.

Ancak bu kağıt üzerindeki olumlu gözüken tablo, bir türlü sokaktaki insana ve onun hayatına yansımıyor. Son 20 yılda artan borçlanma imkanları, yani kredi ve kredi kartı gibi argümanların yaygınlaşması, insanların daha önce para biriktirip de almak zorunda kaldıkları metalara daha kolay ulaşmasını sağladı. Ancak bu da gelirlerini ipotek etme, yani borçlanmalar neticesinde oldu. Reel gelir artmadığı gibi borç yükü de arttı.

Resmi verilere bakılırsa, reel gelirin bırakın artması, geriye doğru gittiği en yetkili ağızdan da teyit edildi. 2009 yılında kişi başına düşen milli gelir 9039 dolarken, 2019 yılında bu rakam 2018’e göre 500 dolarlık bir düşüşle 9042 dolar olmuş. Geçen 10 senede yerinde saymış ama gerçekte Türkiye gibi bir gelişmekte olan ülkeyi düşündüğümüzde ise geriye gitmiş. Halbuki, siyasi iktidarın söylemlerine göre Türkiye ekonomisi büyüme rekorları kırıyor, hiç olmadığı kadar büyüyor! O zaman bu durum milli gelire neden yansımıyor?

El parasıyla yani borçlanarak, tüketerek ve inşaat yaparak büyüme modelinin, çarpık bir model olduğu son birkaç senedir yaşanan ekonomik sıkıntıyla kanıtlandı aslında. Yanlış politikalar bir noktada tıkandı ve bu çarpık sistem de artık sürdürülemez bir hal aldı. Elbette ki borçlanma imkanlarının kısıtlanması bu durum da önemli bir noktadır. Borcu borçla çevirme yaklaşımı, kırılganlığı artırdı ve borçlanma çarklarındaki en ufak bir arıza da piyasaların nakit açısından sıkışmasına neden oldu. Buna çare olarak ise vatandaşın krediler eliyle borçlandırılması bulundu ki, çözüm mü yoksa apayrı bir sorunun ta kendisi mi, tartışılır.

Halkın önemli bir bölümünün belli bir borç yükü altında olması, neoliberal politikaların beklenen sonuçlardandır zaten… Yine neoliberal ekonomi politikalarının gayet doğal bir sonucu olarak işgücü piyasalarının giderek bir “köle pazarı”na evrilmesi çıkıyor karşımıza. Resmi rakamlara göre bile işgücünün neredeyse yarısı sefalet ücreti olan asgari ücrete talim eder vaziyette. Bu rakamın altında dahi çalışanların olduğu da bir gerçek. İşsizlik buhranı yüzünden sefalet ücretine bile ses çıkaramaz haldeki insanlar da bu ülkenin bir gerçeği… İşsiz sayısı, buzdolabı satışı istatistiğinden daha önemli olsa gerek.

Kamudaki israfı, hesapsız kitapsız girişilen ve çok yüksek maliyetlere mal edilen “çılgın projeleri”, bunların verimsizliğini ve bunlara verilen Hazine garantilerini eleştirmek, bugünün koşullarında (içi tamamen boşaltılan) “yerli ve milli” olmamaya eşdeğer sayılıyor. Ekonomideki sorunların yegane nedeni olan yanlış ekonomi politikalarını tenkit etmek değil, alkış tutmak mecburiyetindesiniz artık. Geliri eriyen, cebindeki para her geçen gün pul olan, çoluğu çocuğu işsiz dolaşan, emekli olduğu halde üç otuz paralara çalışmak durumunda kalan vatandaş, “neden fakirleşiyorum?” deme hakkınsa sahip değil. Dese bile, hiçbir ilkesi, ahlaki ve insani kaygısı olmayan bir medya ordusunun “diriliş”, “yükseliş”, “uçuşa geçiş” propagandaları altında ya aklını kaybedecektir ya da sinir hastası olacaktır.

Ekonomiden sorumlu bakanın kurdaki yükselişe veya TL’deki eriyişe “dolarla ne işiniz var?” demesi, ekonomik vaziyetin hal-i pürmelalinin nedenlerini de açıklıyor gibidir.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

M.tuğra - Yine muhteşem ve yerinde tespitler dolu yazı.

Kaleminize sağlık

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ağustos 11:43


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?