Reklamı Kapat

Gelenekçi-yenilikçi ayrışmasında medyanın tarafı-I

Türkiye’deki müesses nizamın, Necmettin Erbakan Hoca’nın kurduğu Milli Nizam Partisi (MNP), Milli Selamet Partisi (MSP), Refah Partisi (RP) ve Fazilet Partisi (FP)’ni kapatması, eş zamanlı olarak içeriden de bölme girişimlerinin ortaya çıkması; Milli Görüş Hareketi’ni siyaseten bitirme operasyonları olduğu izahtan varestedir.

Milli Selamet Partisi’ndeki Nurcuların ve Korkut Özal’ın muhalefetiyle başlayan içeriden bölünme süreci Fazilet Partisi’nde Yenilikçi Hareket ve Saadet Partisi’nde Has Parti’yle devam etmiştir. Bütün bu ayrışmalarda medyanın tavrı Erbakan Hoca’dan ve asıl omurgadan değil, bölünen parçalardan yanadır. Basının bölen tarafa olan tutkusu muhafazakâr, liberal, sağcı, solcu hatta İslâmcı bir bütün halinde gerçekleşmiştir.

Milli Selamet Partisi’ndeki ayrışmalarda basın topyekûn bölen tarafın yanında yer almıştır. Yenilikçi Hareket’in ayrışma sürecinde de durum farksızdır. Bu tarafgirlik Has Parti’nin ayrışma sürecinde de kendini göstermiştir.

Fazilet Partisi’ndeki Gelenekçi-Yenilikçi ayrışmasında basının büyük çoğunluğu hatta hemen hepsi kökten dinci dedikleri Erbakan Hoca’ya karşı, yenilikçi-özgürlükçü ve muhafazakâr demokrat diye tesmiye ettikleri R.Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarını desteklemiştir.

Gerek kartel medya, gerek sol basın gerekse muhafazakâr ve dini referansları kullanan medyanın çoğunluğunun açıkça yenilikçi kanadı desteklediği gazete manşetlerinde, haber bültenlerinde, yapılan yorumlarda ve köşe yazılarında açıkça görülmektedir. Mesela, Milliyet yazarı Taha Akyol, yenilikçilerin kazanması durumunda Fazilet Partisi’nde demokrasiyi güçlendireceğini savunarak Erbakan Hoca vesayetini eleştirmektedir. Aynı gazeteden Hasan Cemal, gelenekçileri “Gerçekte demokrasiyle, laiklikle ilgisi göstermelik olan, gönlünde asıl İslâmi düzen yatan, onun için de öteden beri devletle kavgalı bir hareket bu...” sözleriyle eleştirmekte ve yenilikçileri desteklemektedir.

Güneri Civaoğlu ise tavrını net koymakta ve “…FP’nin ak saçlıları, isteseler de istemeseler de bronzlaşan İslâm’da simgeleşen farklı zihniyetin yenilikçilere sempati duyduğunu hissediyorlar…” demekteydi. Aynı gazeteden Doğan Heper ise kongreyi gelenekçilerin kazanacağını ancak yenilikçi harekete Türkiye’nin ihtiyacı olduğunu “Bugün adı FP olan siyasi oluşuma Türkiye’de ihtiyaç var. O bir görüşü temsil ediyor. O bir vakıa” sözleriyle anlatmaktaydı.

Milliyet yazarı Derya Sazak direkt yenilikçilerin sözcülüğünü yapmakta, gelenekçileri “köleci” anlayışa sahip olarak tanımladıktan sonra yenilikçilerle birlikte Fazilet Partisi’nin çağa ayak uydurduğunu savunmaktadır. O günlerde Milliyet’te yazan Ruşen Çakır, yenilikçilerin adayının yüzde 82 kazanacağını iddia etmekte, bunu da gazetenin internet sitesindeki anketine dayandırmaktaydı. Yani yenilikçilerin kazanmasına anketle destek vermekteydi.

Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay, partideki yarışın demokratik olmadığını iddia etmekte ve gelenekçilere yüklenerek “Nasıl demokratik bir yarış ama... Mezara kadar değil, mezardan öte!” tabirini kullanmaktaydı. Aynı gazetenin yazarı Oral Çalışlar, Yenilikçileri destekleyenlerdendi. Çalışlar, Yenilikçiler partiyi kurduktan sonra bir süre AK Parti’ye yakın medyada boy gösterecektir. Çalışlar, yazısında sözü Demirel’in cumhurbaşkanlığından ayrılmasına getiriyor ve Erbakan’ı da ona benzeterek “efsanevi ağırlığının gideceğini” iddia ediyordu.

Hürriyet yazarı İsmet Solak, terkibi basit cümleler ve iğneleyici bir üslupla kongreyi değerlendirmekte ve şöyle demekteydi: “FP Büyük Kongresi yarın... Erbakan yine devrede: Biz tebliğ ederiz, siz seçersiniz... FP’de âdet böyledir. Hoca delegeleri okuyup üfler(!) ve iş biter. Milli Nizam döneminde de, Milli Selamet ve Refah dönemlerinde de böyle idi (…) ‘Hoca söyler, delegeler seçer... Buna da, demokrasi derler”.

(devam edecek)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?