Reklamı Kapat

Huzur

En başta onlara şaşıyorum tabii.

Çocuklarının bebek hallerini, adım atışlarını paylaşan annelere. Daha erken davranıp karnındaki kımıldanışları bile.

Değil o da geç kaldı.

İlk ultrason filmini, bebeğin ilk görüntüsünü bütün arkadaşlarına dağıtan nesil acaba hangi gezegenden gelip dünyamızı işgal ettiler.

Bir başkasının bebeği, eşi, düğünü, nişanı, nasıl evlenme teklifi aldığı niçin ilgilendirsin başkalarını.

Kendi mutluluklarının, evlat sahibi olamayanlarda huzur bırakmadığını anlamıyorlar.

Hayatın merkezinde sadece kendilerini görmenin hastalık olduğunu bilmiyorlar.

Yol inşaatında çalışan Afganlı gençlerin hayatını merak ediyorum mesela. Su vermek bahanesi ile memleketlerini, köylerini, köyde yetişen ürünleri, taa buralara kadar geliş sebeplerini öğrenmeyi çok değerli görüyorum.

Bu arada biz nasıl zengin bir millet olduk hangi ara bu standardı yakaladık şaşmıyor da değilim.

Türkiyeli işçileri daha az görmeye başlıyorum çünkü.

Yerliler mi iş beğenmiyor, yabancılar mı ucuza çalışıyor.

Belediye katar katar Afgan, Türkmen, Özbek işçi çalıştırmakta.

Karşımızdaki işgal görmüş, tarumar edilmiş, el kadar bırakılmış ormanın ağaçlarını kısaltmaya geldiler, sokakları süpürdüler, kuru yaprakları topladılar. Karşı balkonda çamaşır asan kadın işkillendi, içeri seslendi,

“Eşkâllerine dikkat edin, evlere dikkatli bakmaktalar, hırsız olmasın bunlar ben size yüz kere söylüyorum akşam pencerelerinizi kapatarak yatın diye.

İşte evleri gözlerine kestirmekteler. Devletin gözü kör olsun her yer yabancı, bir huzur vermemekteler.”

Sen istediğin kadar Amerika’daki ırkçılığa, siyah bebeklerin beyazlara göre üçte bir yaşama şansının olduğunu yayınlayan araştırmalara dikkat çek. Hatta bütün sağ ve sol medya, siyahîlere yapılan ırkçılığa ateş püskürür lakin kendileri de ırkçılık da Amerika ile yarışır.

Herat, Kandehar, Kunduz, Puli Humri, Şibirgan, Gazni, Hanabad, Farah, Samangan, Kuşk, Akça, Belh, Kale-i Nev, Sang e-Çarak, Baglan’dan gelmişler.

O şehirlerin köylerinde, yaşıtları genç eşlerini bırakmışlar, yeni doğan bebelerinin dördüncü yaşını da görememişler.

Kaçak gelmişler.

Dönerlerse ülkelerine, bir daha geri gelemezler yoksulluktan bir nebze uzaklaştıkları bu işlere.

Türkistan’ın çocuklarının bir cennet coşkusu ile anlattıkları üzümleri, kavunları, meyveleri nasıl özlediklerini görüyorum.

Ağaçların kabuklarını toplarken kaçamak göz attıkları evlere, artlarında bıraktıkları eli kınalı eşleri ve bebekliklerini göremedikleri çocukları ile geçirecekleri bir masal huzur hayali ile baktıklarını düşünemiyor kadın.

Sanki salgından sonra iyice bencilleştik. Öyle ya akraba, komşu, arkadaş, ana baba ziyaretini elimizden aldı. Anne-babalarını bile hastaneden almayan evlatlar olduğunu gördük.

Zaten yaşlılar gezegenimizin bir başka siyahîsiydi.

Öyle hatırları sorulmaz, ziyaretlerine gidilmez, kapıdan sokulmaz, eve gelecekleri zaman kaç gün kalacakları, kaç kişi gelecekleri sorulurdu resepsiyon memuru evlatlar tarafından.

Salgın iyi bir bahane oldu.

“Anne babalara, onları korumak için gidemiyoruz.”

Oysa hasta çocuğuna anne, salgını hiçe sayarak koştu, baktı, evlat kurtuldu anne öldü.

Kim bilir ne kadar huzurla öldü o anne, evladının iyileştiğini gördüğü için.

Cenazeler öksüz kaldı cemaatten.

Güzel uğurlamalar tükendi.

Gen hastalığından ölen kadının cenazesine rastladığımda Fenerbahçe Camii’nde; yalnız bıraktıkları kadının sadece birkaç iş arkadaşı vardı, hani akrabaları, komşuları, dostları…

Mescitlerin de dostları çekilmiş; ağlamcıl, yalnız, hüzünle bekleşmekteler.

Zaten nazla gitmekte idi cemaat.

Sonra polisler gelmekte mahalleye, anne karnında fotoğrafı paylaşılmış bebeklerin ayrılan ebeveynleri ortalığı yıkmakta, evlat vermeme çığlıkları kimsede huzur bırakmamakta.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Ağustos 11:26


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?