Reklamı Kapat

İç ses

42-Gitmek Üzerine

Gitmek her zaman zor olandır. Aslında gidiş kolay bir tercih gibi algılanır ancak hiçbir giden için kolay olmamıştır. Kim ister ki alıştığı, bildiği ve kendini güvende hissettiği bir ortamdan ayrılıp daha önce bilmediği, alışıp alışmayacağı meçhul bir yere doğru, bir bilinmezliğe doğru gitmeyi? Onun için gitmek her zaman zordur. Bir manada da insanın kendini en üryan bir şekilde bulduğu bir adımdır. İnsanın kendine bu kadar yalın bakabildiği başka bir eylemi var mıdır bilmiyorum. Ancak gitmek bir yandan da üryan kalmaktır. Onun için insan tutunmak ister, hemen yanı başına bir hatıra, bir aidiyet objesi koymak ister. Latin, Ortadoğulu ve Afrika kökenli, kısacası kendinden gitmiş yazarları okuduğumda hissettiğim o hasret kalma, hatırlama ve hafızasını kaydetme telaşını şimdi daha iyi anlamlandırabiliyorum.

Zaman geçtikçe aidiyet duygusunun giderek kaybolması, insanın doğası gereği yavaş yavaş yalnızlaşması da tam bu sürece denk gelir. İnsan bir şekilde tutunmak istiyor hem de teknolojinin bu kadar geliştiği, iletişim olanaklarının çoğaldığı böylesi zamanlarda hissedilen bu ağır havayı dağıtmak için insanın ihtiyaç duyabileceği temel besin kaynaklarından da mahrum oluşu ayrı bir yaraya vesiledir. Kitapların zengin ikliminden mahrum kalma bu yaranın derinleşmesinin bir başka nedeni olabilir. Dil insanın kapısı olduğu gibi insanı dik tutan temel bir direktir aynı zamanda. İnsan gidince sanki kapısız bir eve ve direksiz bir binaya girmiş gibi oluyor. Dil insanın hayatıdır. Dil dert edinme, dertlenme aracıdır da aynı zamanda… Dilsiz bir ozan neye ağıt yakabilir, neyin çığlığını atabilir ki?

Bu yüzden her gitme bir şekilde kendi ile baş başa kalıp yüzleşme vesilesidir. Kendini mihenge vurup ya dağıtma ya da derleyip toparlama sürecidir. Elbette gitmenin övgüye boğulduğu birçok anlatı da mümkünüdür. Kendinden vazgeçersen bu anlatıyı bir şekilde kurabilirsin ancak kendinden bir türlü geçemiyorsan o zaman kendine maruz kalmaya ve kendini yarmaya, yaralamaya başlıyorsun. Bütün ince kılcal damarlara kadar parçalara ayırıp masanın üzerine kendini döküp sonra yeniden her şeyi yerli yerine koymaya çalışıyorsun. Hatıraların kuyruğuna tutunup zaman içerisinde yolculuğa çıkıyorsun. Bazen gerçek zamanın dışında bile kalabiliyorsun. Belki de sadece bu anlar erişilmez hazlar veriyor bütün bu süreç içinde…

Yaşamak dediğin şey hüzün, acı, tatlı birçok anı içinde biriktiriyor. Ne zaman uzaklara dalsa gözlerim; Zarifoğlu’nun “ne kadar çok acı var” sözü gelir durur dudaklarımın kenarında. Hiçbir şey artık tanıdığımız bildiğimiz gibi değil, kendimizde buna dâhil, sadece eşyalar ve çevremiz değişmiyor belki de en çok insan değişiyor. Bazen kalbi olan için çok fazla bütün bunlar. Son yıllarda sürekli gelip yanı başımda duran Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun “Hüzün Geldi” şiiri birçok şeyi anlatmaya yetiyor. Ne diyor: “Türküler bitti / Halaylar durdu / Horonlar durdu / Al damar, mor damar, şah damar sustu / Bahçeler put kesildi birer birer / Meyveler salkım saçak taş. / Bir bulut uçardı / Başı boş bedava / Yandı kül oldu. / Hüzün geldi baş köşeye kuruldu / Yoruldu yüreğim yoruldu. / Ağaç büyür arkasında koşamam / Kervan yürür peşi sıra düşemem / Yıldız akar uçsam da yetişemem. / Hüzün geldi baş köşeye kuruldu / Yoruldu yüreğim yoruldu.” Yüreği yorulabilen insanlar da olmalı, yoksa nasıl taşınabilir ki bu zamanın ağır yükü, öyle değil mi? Hoşça bakın zatınıza...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Ağustos 11:33


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?