Reklamı Kapat

 “Allah’a bağlıyım!”

Ev için zahire alışverişi yapıyordum. Orada çalışan bir genç, “Ben falan şeyhe bağlıyım, siz nereye bağlısınız?” dedi. Ben de, “Allah’a bağlıyım!” ded...

Ev için zahire alışverişi yapıyordum. Orada çalışan bir genç, “Ben falan şeyhe bağlıyım, siz nereye bağlısınız?” dedi. Ben de, “Allah’a bağlıyım!” dedim. Genç, donup kaldı, daha da bir şey demedi.

Ben mesleğimi ve meşrebimi, “Sahabe mesleği” olarak görmekteyim. Onlar doğrudan Allah’a ve kendilerini Allah’a bağlayan Allah’ın Resulüne bağlıydılar. Ellerinde Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim, “Yaşayan, canlı Kur’an” olan Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) sünnet-i seniyyesi vardı. Kur’an onlar için aynı zamanda Anayasa idi. Kur’an’ı öğreniyor, güzelce okuyor, hükmü ile amel ediyor, daha sonra Allah’ın hükümlerini hâkim kılmak için çalışıyorlardı. Buna sed çeken küffarı ve onların engellerini ortadan kaldırmak için de cihat kılıcını kuşanıyorlardı.

Müslümanlara, Kur’an ve sünnet yolunu gösteren, insanları Allah’a kavuşturan bütün zevat-ı âliyeye büyük sevgim ve hürmetim var. İsimleri, ünvanları ne olursa olsun. İster şeyh densin, ister hoca densin, ister imam densin, ister molla densin, ister üstad densin, ne denirse densin. Şayet insanları kendine değil de Allah’a bağlamaya çalışıyorlarsa, hepsi de muhteremdir, hürmete lâyıktır, Rabbim sa’ylerini kabul eylesin. Zaten insanları Allah’a, Allah’ın kitabına, Resulullaha, Allah’ın dinine bağlamaya değil de kendine bağlamaya çalışan kişi, adı ve ünvanı ne olursa olsun müfsittir. Ciğeri beş para etmez. Onların yeri kalpler değil, çöplüktür.

Ben Allah’ın kuluyum. Bu kulluk bana muazzam bir hürriyet bahşetmekte… Hiçbir fâniye boyun eğmem. 12 hak tarikatın hepsini, bütün esaslarını bilirim. İtikatta imamlarım, İmam Eş’ari ile İmam Maturî’di’dir. Ancak İmam Maturidi’yi taklit ederim. Hak mezhepleri ve müçtehitleri kabul ederim. Ancak İmam-ı Âzam Ebu Hanife Hazretlerini taklit ederim. Zaruret halinde, diğer müçtehitlerin içtihatlarını da tatbik ederim.

Çocukluğumdan bu yana durmadan okurum. Dedem ve babam ticaret ehli idi. İlkokul birinci sınıftan itibaren tatillerde onlara yardım ederdim. Çok yorulurdum, ancak yüklü harçlıklar alırdım. O paraları nefsim için harcamaz, kitap alırdım. Mesela canım tatlı mı çekti, “sanki yedim!” derdim, o para ile kitap alırdım. Böylece daha ilkokul sonunda büyükçe bir kütüphanem olmuştu. Eserinden istifade ettiğim her müfessir, her müçtehit, her müceddid, her âlim benim hocamdır. O gözle bakmışımdır. Eserlerini okumadan önce de ruhlarına bir Fatihâ-i Şerife hediye etmişimdir. Bu bakımdan diyebilirim ki benim yüzlerce hocam var: Mezhep imamları, Şah-ı Geylani Hazretleri (Abdulkadir Geylani), Şah-ı Nakşıbend başta olmak üzere tarikat pirleri, Celaleddin Süyutî, İbn-i Abbas başta olmak üzere onlarca müfessir, İmam Gazali, İmam Rabbânî, Bediüzzaman Said Nursî, Molla Muhammed El Kersî ve daha isimleri buraya sığmayacak onlarca değerli şahsiyet…

Bütün okuduğum eserlerin hülasası şudur: Hayat, iman ve cihattan ibarettir. Sağlam imanı elde ettikten sonra, aslolan, İ’la-yı Kelimetullah için çalışmaktır. Ezan-ı Muhammedî’nin yeryüzünün her köşesinde okunması için gayret göstermektir. Allah’ın sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemektir. Rabbim, “Benim düşmanlarımı sevmeyin!” buyuruyor. Öyleyse başta şeytan olmak üzere şeytanın bütün yoldaşlarını sevmeyeceğiz. Rabbim, “Hıristiyanları ve Yahudileri dost edinmeyin!” buyuruyor. Öyleyse, “Baş göz üstüne ya Rabbi!” deyip küffarı dost edinmeyeceğiz.

Kendimi ve derdimi anlatmakta güçlük çekiyorum. Bu asrın insanı, “Yüzde yüz bizden olacaksın! Bizim meşrepten olacaksın, bizim bağlı olduğumuz zata bağlı olacaksın! Yoksa kitabını almayız, ortada kalırsın!” diyor. Ben de onlara ve onlar gibi düşünenlere şöyle diyorum:

“Ben Allah-u Azimüşşan’a bağlıyım. Sahabe mesleğindenim. Allah’ın dinine hizmet etmiş olan bütün ulemanın ayağının türabıyım. Hepsini seviyorum. Benim gayem, son yüzyılda büyük hücumlara maruz kalmış olan bu ümmete doğru bilgileri sunmak, tarihi anlatmak, dostunu, düşmanını tanıtmak, ‘gerçek İslâm siyasetinin esaslarını’ gözler önüne sermek. Ben o büyüklerimden şunu gördüm. Onlar eserlerini, insanlar beğensin, rağbet göstersin diye yazmamışlar. Allah razı olsun, yeter diyerek yazmışlar. Ben de öyle diyorum. Okursanız da canınız sağ olsun, okumasanız da… Ben istiyorum ki ‘Gurbetçi’ denilen milyonlarca insanın çocukları da doğru İslâmiyet’i, doğru tarihi öğrensin…” 

Sözün özü, “Hasbunallah ve ni’me’l vekil!” diyorum. Beşere minnetsizlik kadar güzel bir şey yok. Ben Rabbimin kuluyum. Rabbimin kudretine, azametine bel bağlamışım. Bu da bana yeter. Elhamdülillah…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Murat - Allah'a bağlı olmak tabiri,çok güzel ifade ediyor her şeyi.Günümüz müslümanların da cemaatçi anlayış çok yaygın.Cemaatli olma ile cemaatçi olmak arasındaki fark iyi anlatılmalı müslümanlara.Özellikle de Ehli Sünnet anlayışı.Kim insanları Allah'a davet ederse Allah ondan razı olsun.Kaleninize ve de kocaman yüreğinize sağlık!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Ağustos 10:05
02

Abdülselam savcı - Ben şafii mezhebini taklit ediyorum ama sadece 4 mezhebin hak olduğuna beni nasıl inandırırsın ya o taraftarları savaşlarda ölmüş yok olmuş olanlar, peki ehli beyt mektebine mensub olanlar onlar daha çok kurana uyuyorlar yezidi desteklemediler diye imanları kabul degilmi

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 21 Ağustos 08:44
01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Ağustos 07:20


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?