Reklamı Kapat

Kafama takılanlar

1969 tarihinde İsrail askerleri Mescid-i Aksa’da büyük bir yangına sebep olduklarında dönemin İsrail Başbakanı, “O gece sabaha kadar korkudan uyumadım, zannediyordum ki, Müslümanlar dört bir taraftan İsrail’e girecekler, lakin sabah oldu ve korkulan olmadı. İşte o zaman idrak ettim ki, biz dilediğimizi yapabiliriz.” Bu ifadeler Müslümanların cihat ruhunu kaybettiklerini ve sadece fiziki olarak değil duygusal olarak da birbirlerinden uzaklaştıklarını göstermiyor mu? Bırakın yakıp yıkmayı siz onların hanelerine bir çöp fırlatmış olsanız tepkileri nasıl olur sizce? Birlik olup dünyayı ayağa kaldırmazlar mı? Ama heyhat ki bizim kutsallarımız, bizim çocuklarımız, bizim kızlarımız ve oğullarımız onların ellerinde can veriyor. Her nedense feryatları arş-ı âlâyı inleten çocuklarımıza uzanamıyor onların haklarını koruyamıyoruz… Tamam düşmüşüz ama bu ebedi böyle kalacağımız anlamına gelmez ki, kalkabiliriz, kalkmalıyız ve asla düşmüşlüğe rıza göstermemeliyiz. Eğer düştüğümüz yerde kalmışsak bu bizim miskinliğimizden, vurdumduymazlığımızdan, birbirimizle bağ kuramamamızdan ve şuursuzluğumuzdandır. Kötünün görevi kötülüğü yaymaktır Müslüman’ın görevi ise bedeli ne olursa olsun kararlı adımlarla yürümek ve yeryüzünde adaletin tesisini sağlamaktır öyle değil mi?

GÜNEŞ BİZİM İLLERE ER-GEÇ DOĞACAK

Dr. Ramazan Kurtoğlu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarında şunları söylüyor:

“İkinci Dünya Harbi ile kurulan sistem çöktü. Radikal bir kontrol sistemine dayalı para-politik-sosyal sistem geliyor. Bütün semavi ve felsefi dinlerde deizm dalgası giderek yükselecek, kıtlık-adaletsizlik ve çaresizlik üzerinden semavi dinler-tarikatlar cemaatler sorgulanacak.” Bu ifadeler küresel zorbaların isyan ve başkaldırılarının nereye kadar uzanabileceğini özetliyor aslında. İnsanın, tabiatın ve tükettiğimiz ürünlerin genetiğini bozan ve kıtlığa sebebiyet verecek çalışmalar yapan küresel güçler, tahayyül ettikleri vakte ulaşmaya çalışıyorlar. Hatırlayacağınız üzere 1946 sonrası para ve politik sistem petrol ve dolar üzerine kurulmuştu fakat anlaşılan bu sistem yerini dijital bir düzene bırakacak. Dijital bir para, dijital bir yönetim, dijital bir kültürel yapı ve dijital bir din tahayyül ediyorlar ki, kurulan bu sistem üzerinden insanı, eşyayı ve dünya kaynaklarını kontrolleri altına almak istiyorlar. İnsanı ve maddi unsurları dijital alana indirgeyen zihniyet inançları da dijitalize ederek hedeflerine ulaşmak istiyor. Üretim merkezlerini tek ellerinde tutan karanlık güçler kontrollü gıda krizi çıkarmayı ve dinlerin gereksiz olduğunu ileri sürerek insanları değerlerinden soyutlayıp, kendilerine bağımlı hale getirmeyi düşünüyorlar. Peki, bu mümkün olabilir mi? Habis bir zihniyetin kötülüğü yaymak için çaba göstermesi onun tabiatının bir gereğidir. Ancak muvaffak olabilirler mi bunu bilemiyoruz. Eğer Müslümanlar kaybettikleri maddi ve manevi değerleri yeniden kuşanır ve dünyayı vahyin ışığı ile aydınlatabilirlerse zamanın firavunları kazdıkları karanlık çukura kendileri düşecek ve kaybolup gideceklerdir. Biz inanıyoruz ki, Allah’ın İslam’ı bütün dünyaya hâkim olacak ve iyilik galip gelecek ancak güneşin doğuşu hangi mevsim, hangi ay, hangi yıl gerçekleşecek bunu bilemiyoruz.

KORKMAYIN ŞIMARMAZLAR

Bir baba 18 yaşındaki oğlu ile ilişkilerinde ciddi sorunlar yaşadığını ifade ediyor ve oğuldan söz ederken nefret kusuyor, ağza alınmayacak hakaretler savuruyor. Oğlu ile ilişkileri hakkında sorduğumda ise, “Ben onunla muhatap olmam, şımarır, aramızda hep bir mesafe olmuştur, hâlâ da öyle” diyor. Hanenizin dışındaki kişilerle ilişkilerinizdeki mesafeyi anlayabilirim fakat bir anne ya da babanın çocuğu ile arasına ördüğü soğuk duvarlar kabul edilir bir şey değil. Ne yazık ki toplumumuzda sevgi ve ilginin çocuğu şımartabileceğine dair çarpık bir anlayış mevcut ki, bu anlayıştan beslenen anne-babalar çocuklarını tanımıyor, anlayamıyor ve onlarla sağlıklı ilişkiler kuramıyorlar. Uzun sözün kısası şu; çocuklar dozunda ve yerinde gösterilen ilgi ve sevgiden asla şımarmazlar aksine bu çocuğun hem ebeveyni ile ilişkilerini iyileştirir hem de güven duygusunu geliştirir. Ancak ilgi adı altında çocuğun doğuştan getirdiği özelliklerini övmeye kalkar ve çok güzelsin, çok akıllısın, çok yeteneklisin gibi ifadelerle onun diğerlerinden daha üstün daha farklı olduğunu vurgularsanız narsizme kapı aralar ve onu gerçekten şımartırsınız. Çocuklarınızla sohbet edin ve onların çaba göstererek elde ettikleri kazanımlarını takdir edin, çok değerli olduklarını hissettirin. Eğer çocuğunuzla ilişkilerinizi bu doğrultuda sürdürürseniz şımarmaz aksine kendine güvenir ve sizinle daha sağlıklı ilişkiler kurar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?