Reklamı Kapat

Zamanın ruhunda müslüman insan

İnsan kendiyle sınanıyor. Hayat süreci insan kişiliklerini ve karakterlerini belirliyor.

Dönemlerden geçiliyor. Dönemlerin de bir rengi ve ruhu var. Her döneme renk verirken kendisi de renkleniyor.

Günümüz insanı geçmiş zamanı anımsıyor, onun üzerinde bir yorumda bulunuyor. Gelecek yaşanmadığından bir bilinmezlik. Onun hakkında yorum yapılamaz. Yaşanarak bir gelecek oluşturulur.

Milletlerin ruhları geleceklere dönük yüzleri tutumları belirliyor. Geleceğe dönük yüzler bir bakışa ve bir ülküye sahiptirler. Onlar günün koşullarında en iyi olmaya bakarlar. Gününde yapılanlar geleceğin tohumlarıdır. İleriye dönük her adım geleceği belirler. Üslup ve tutumla çeşitlenir.

Hedefleri, ülküler, gönülden oluşan güzellikler belirler. Nasıl bakılıyorsa öyle görülüyor.

Bugüne dönük bakışta sorunlar var. Biz bugünün sorunlarını yaşıyoruz ve yüzleşiyoruz. Kendi yaptıklarımız dışında dünden sorumlu değiliz. Eylemlerimiz bizi bağlar. Oysa sorumluluklarımız bugüne ait.

Ülküsüzlükler insan karmaşası oluşturuyor, kişiliksizleştiriyor. Bugünün asıl yüzü de bu. Kimlikleri olmayan, karmaşık ruhlardan beslenen insan tipleri. Tipsizlikleri mi desek? Bunu çirkinlik anlamında söylemiyoruz. Aynaya bakan insan orada görünen yüzünü görür. İç yüzü bir bilinmezlik. Kişinin ancak kendisi kendisini bilebilirse bilir. Günümüz insanı hangi dünyaya ait, yeri neresidir? Bu soru gündemlerinde değil.

Zaman her zamanki zaman. Akışında ve doğasında. Dönemin ve zamanın insanları yeryüzünün gezginleri ve yaşayanları. Dönemleri tanımlayan ve belirleyenler de insanlardan oluşan ruhtan.

İnsanız, öncelikle kendimizden sorumluyuz. Kendimiz kendimizi tanımlıyoruz ve biliyoruz. Bulunduğumuz kültür ve medeniyet bizim kişiliğimizi belirler. Başka medeniyetler ve kültürler bize yabancı. Onlarla olduğumuzda rahat soluklanamayız. Yaşıyor gibi olsak da kendimiz olamıyoruz.

Müslümanlar bizim özel alanımız. Doğrudan bizi ilgilendiriyor. Müslümanlar, bugün ne kadar kendisidirler? Daralmış alanlarda kendi tanımlamasından, ilkelerinden, ülküsünden uzak. İslâmcı Müslümanların, bu tanım bana ait değil, pek kullanmam bambaşka bir dünyayı yaşıyorlar. Sosyolojinin yakıştırdığı ve kimilerinin de kabullendiği bir sıfat. İçinde bulunduğu karışık, çapraşık kişilikler silsilesinin tuhaflığını gösteriyor. İslâm sadece bir çeşnidir. Müslüman olma erdeminden yararlanma malzemesi. Oysa yaşayışlar, tutumlar ve hedefler tamamen İslâm dışı. Seküler, çıkarcı, ırkçı ve bencil. Küresel karmaşanın rengine iyice bulanmış. Kimi ibadetlerle kimi şeylerin üzeri örtülüyor. Daracık dünyalarında ırklarıyla, kabileleriyle ve kimi simgelerle övünüyor. İnsan ve insanlık bunların içinde algılanıyor. Genel kanı olarak da dar çerçevesinin daracık ruhuyla dünyaya değil kendine ve çevresine bakıyor. Bu övünç kaynakları oluyor.

Çıkarları uğruna has Müslüman olmanın ötesinde bir hayatı tercih ediyor. Kimi isimler, semboller, mitler dünyasının yeni sığınakları. Onları bir adım aşmak istemiyorlar. Çünkü onlara ruh veren de bu.

Amaç insanı kazanmak, birlikte olmak değil. Amaç, konum koruma, yerini sağlam tutmadır. Telâş ve endişeleri çıkarları içindir. Onları yitirme kaygısıdır ağır basan. Daha iyi ve lüks yaşama çabasıdır. Bencildir, çünkü sadece kendisini düşünür. Güç dağılması olunca anında güç merkezlerine yönelinir. Siyasal kazanımlar çıkar kazanımlarıdır.

Özellikle politikanın çıkar kirine bulanmış olanlar sürekli çıkış yolları peşindedirler. İyiyi, güzeli, adil olanı değil de ben’in hedefleri amaçtır.

İnsan, gene insan.

Hakikatler ve gerçekler onun etrafında oluşur. Kötülükler ve çirkinlikler de ne yazık ki.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?