Reklamı Kapat

Seçimler yakın mı?

Joe Biden’ın hadsiz, yakışıksız ve karanlık açıklamalarını birkaç noktadan irdelemek gerekirse;

1) Amerika, Suriye’nin kuzeyinde, Güneydoğu’da bir uydu devlet kurmaktan vazgeçmiş değil!

2) Resmen ve alenen ülkemize ‘sinsi müdahale’ kokan bu cümleler ve yaklaşımlar, Türkiye’de genel seçimlerin bir habercisi midir! Tıpkı, 2007’de cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki süreç gibi… Zira, o zaman da bir ‘müdahale’ söz konusu idi…

3) Çok konuşulan bir konu; Biden’ın 8 ay önce yaptığı açıklamalar neden şimdi servis edildi? Bu açıklamalar sonuçta kime yarayacak?

4) Biden’ın tehditvari ‘Rusya’ göndermesi başlı başına bir yazı konusu! Tam bir küstahlık!

5) Biden’a, Erbakan Hocamızın o meşhur repliği ile seslenmek gerekiyor; “Bana ne Amerika’dan, bana ne Amerika’dan!”

ANNEME DARBECİ OLDUĞUMU SÖYLEMEYİN, O BENİ HÂLÂ DEMOKRAT SANIYOR!

“Biz olaylar olurken bunun gerçek olup olmadığını veya bir internet oyunu olup olmadığını, ciddi olup olmadığını anlayamadık.”

Yukarıdaki cümleler ABD başkanlık seçimlerinde Trump’ın rakibi Joe Biden’a ait.

Biden, 15 Temmuz hain darbe girişimini bu cümlelerle ifade ediyordu. ‘İfade ediyordu’ kelimeleri esasen fazlaca masumane olur, aklınca Türk halkının aklıyla dalga geçiyordu, Biden! Neredeyse tüm dünyada darbe denilince, müdahale denilince, karanlık merkezler denilince, gladyo denilince, hain planlar denilince, alçak pusular denilince ilk akla gelen bir ülkenin, 15 Temmuz hain darbesinin niteliğinden, hedefinden haberi olmayacaktı, öyle mi!

Kargalar neredesiniz! “Darbeyi yapan bizim çocuklar!” anlayışının başka bir versiyonu idi esasen Biden’ın bu cümleleri…

***

Aynı Biden farklı bir yumurta bıraktı, yine sahalara! Yumurtanın içi her zaman olduğu gibi yine müdahale, darbe, karanlık plan ve örgülerle dolu! ‘Çürük ve bozuk’ bir yumurta… Ne diyor, bay Biden;

* “Muhalif liderleri desteklediğimizi açıkça göstermemiz lazım. Parlamento’ya katkı sunmak isteyen Kürt toplumunu entegre etmek için... Bu iş bir süre iyi gidiyordu.”

* “Yani çok endişeliyim. Ama benim yaptığım gibi onlarla doğrudan temasa geçip Erdoğan’ı yenecek duruma gelmeleri için hâlâ var olan Türk liderliği unsurlarından daha fazla verim almalı ve onları güçlendirmeliyiz. Darbe ile değil, seçim süreci ile... Partisi, İstanbul’dan dışarı atıldı. Peki biz ne yapıyoruz? Burada oturup boyun eğiyoruz.”

* “Yani şunu göstermemiz lazım. Türkiye, Rusya’ya bağımlı olmayı istemek zorunda değil. Uzun bir zaman önce o elmadan bir ısırık aldılar. Ama şu ana kadar onlara davrandığımız şekilde davranmaya devam etmeyeceğimizi anlamak zorundalar.”

* “Yani çok endişeliyim. Hava üslerimiz ve onlara erişimimize dair de çok endişeliyim. Bence bölgedeki müttefiklerimizle bir araya gelerek, onun bölgedeki faaliyetlerini nasıl izole edeceğimizle ilgilenmek bizim için son derece fazla iş olacak.”

***

Biden’a en esaslı tepki Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan geldi. Temel Bey şunları söyledi:

“Türkiye, Türkiye’den yönetilir. Ülkemiz siyasetini dizayn etmenize asla izin vermeyeceğiz! Sorunlarımız ne kadar büyük olursa olsun, kendi içimizde çözecek bilgi, birikim ve tecrübeye ülke olarak sahibiz. Siz kendi dertlerinize yanın. “I Can’t Breathe” @JoeBiden”

“Amerika başka ülkelerin iç işlerine karıştığı müddetçe dünyaya hiçbir zaman barış ve huzur gelmeyecek. Kendi içlerinde sıkıntıların her geçen gün arttığı bir ortamda Joe Biden’a düşen görev, önce kendi ülkesinin sorunlarına odaklanmak olmalıdır.”

***

Şu kadarını söyleyeyim; Biden’ın açıklamaları birçok açıdan daha fazla eleştirilmeye, tartışılmaya muhtaç…

SESİMİ DUYAN VAR MI?

Bugün 17 Ağustos 2020… 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıldönümü.

Yazarımız merhum Mehmed Şevket Eygi, neredeyse iki yazısından birinde, büyük İstanbul depremine vurgu yapar, hazırlıklı olmamız gerektiğini belirtirdi. Allah (cc) rahmet eylesin.

Peki, gerçekten hazırlıklı mıyız?

Sorunun cevabı için, Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Abdullah Sevim’e kulak verelim;

“17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden tam 21 yıl geçti.

Yitip giden canların, enkaz altında yaşananların, toplu mezarların üzerinden tam 21 yıl geçti!

Öncelikle depremde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum.

O günden bugüne, zaman zaman, depremi konuşuyor, risklerini tartışıyoruz.

Ancak yöneticiler gerekli adımları atmıyor!

Oysa büyük bir felaket bizleri bekliyor.

Allah hepimizi korusun ancak en iyi senaryoya göre;

* 15 bine yakın can kaybı olacak.

* 10 bine yakın kişi ağır yaralanacak!

* 250 bine yakın binada orta ve üstü hasar olacak!

* 500 binden fazla kişi barınma ihtiyacı duyacak!

Oysa şehrimizin yapı stokuna baktığımızda, Allah korusun, çok daha kötü bir senaryo bizleri bekliyor. 1 milyon 166 bin konutun 788 bininin 99 depreminden önce inşa edildiği şehrimizde binalar, kendi kendine dahi yıkılabiliyor!

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı olarak bu konuda elim kolum bağlı oturamıyorum.

Defalarca çağrı yaptık!

Defalarca uyardık!

Bu konu siyaset üstü dedik. Bütün partilere, İstanbul Partisi gibi hareket edelim çağrısı yaptık!

Artık bu konuda bir saniye dahi kaybetmeyelim!

Halkımızın önüne gerçekçi kentsel dönüşüm projeleri sunabilelim. İnsanlarımızı müteahhitlerin yüzde 50 hesaplarına kurban vermeyelim.

Merkezi idare ve belediyeler arasındaki çekişmeye son verelim. Toplantıya kimin çağırılıp çağırılmadığından dahi kavga çıkartan anlayışı terk edelim.

Olası depremde yolların 3’te 1’inin kapanacağı bir senaryodan bahsediyoruz!

O televizyonda sıkça görür olduğumuz arama kurtarma ekiplerinin enkazlara ulaşamayacağı bir sondan söz ediyoruz!

Siyasilerin o çok şatafatlı “geçmiş olsun” tweet’lerini atamayacakları bir durumu anlatmaya çalışıyoruz!

Bu işin şakası yok!

Depreme kurban edilebilecek tek bir insanımız dahi yok!

Ben herkese, istisnasız herkese sesleniyorum!

Ve 1999 depreminden sonra, durumu en güzel özetleyen o sloganla sözlerimi tamamlıyorum.

“SESİMİ DUYAN VAR MI?”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Necati - Seçimler neden olsun ki! Götüren götürene... Refah düzeyi harika... Çokomel vaziyet...

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 17 Ağustos 17:35
01

Beyhan - Abdullah Sevim bey çok güzel yansıtmış duygularımızı... Teşekkürler...

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 17 Ağustos 16:22


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?