Reklamı Kapat

Arka bahçemiz

Danışmanlık yaptığım dönemlerde ofisime genç bir kadın geldi ve söze, “Çok büyük bir sorunum var, ne yapacağımı bilemiyorum” diye başladı. Sonra yutkundu ve başını eğip öylece kaldı. Konuşmasına bir süre ara verdi. Su ikram ettim ve “Hayatta çözümü olmayan hiçbir sorun yoktur, çare bulunur” dedim. Fakat beni duymuyor, dalgın vaziyette bakıyordu. Genç bir kadını bu kadar üzen şey neydi acaba? Şiddet mi, açlık mı, yalnızlık mı? Kadın patlamaya hazır bir bomba gibiydi, yaşının çok üstünde gösteriyordu, vaktinden önce yaşlanmıştı. Kadın az sonra açıldı ve başladı anlatmaya: “Kış vakti evde sobayı hiç söndürmüyorum ama beş yaşındaki kızıma çorap giydiremiyorum. Zorluyorum, anlatıyorum, hasta olursun diyorum, tamam diyor sonra çıkarıp atıyor, akşama kadar uğraşıyorum, olmuyor, aklımı kaçıracak duruma geldim…” “Bu sizi neden bu kadar üzüyor?” diye sorduğumda kadın yüzüme anlamlı bir şekilde baktı ve, “Sözümü neden dinlemiyor, bunu takıyorum, eğer dinlemezse hasta olacak, bu da beni korkutuyor” dedi. Çocuğun kendisini dinlememesinin ona neler hissettirdiğini sorduğumda ise arka bahçenin kapısını açtı ve anlatmaya başladı: “Beni anne olarak görüp saygı göstermiyor, sözümü dinlemiyor, beni sevmiyor…” Kadının olayları algılama biçimi onu geleceğe değil, geçmişe götürüyor ve haddinden fazla yoruyordu. O sevilmemekten, önemsenmemekten korkuyor ve hüzne kapılıyordu. Sevilmek istiyordu, eşi tarafından, annesi tarafından, kardeşleri tarafından, çocukları tarafından sevildiğini hissetmek istiyordu ama nasıl olacaktı?

Düşünce ufkuma büyük katkıları olan bir hocamız “Bir insan bir şeyi sorun olarak görüyorsa o şey o kişi için bir sorundur, sakın küçümsemeyin” derdi. Altı yaşında bir çocuğun çorap giymeyi reddetmesi bir anne için sorun olarak görülüyorsa dinamiği ne olursa olsun, bu onun için bir sorundu. Fakat bunun alt katmanında kabuk tutmuş yaralar olmalıydı ve nitekim kadın zaten farkında olmadan bu yaralara dikkat çekiyor ve sevgiye vurgu yapıyordu.

Anne, çocuğunun kendisine itaat etmediğinden şikâyet ediyordu. Çocuğun itaat etmemesi, kendisini dinleyip tabi olmaması, aynı şeyi yapmakta ısrar etmesi anneye kendini değersiz ve yetersiz hissettiriyordu. Anne eğer başarılı biri olsaydım, çocuğuma sözümü dinletebilirdim, çocuğum bana değer verseydi zaten sözümü dinlerdi diye düşünüp kaygıya kapılıyor ve çocuğa baskı yapmaya devam ediyordu. Anne her ne kadar çocuğun hasta olacağından endişe etse de bu, yaranın üzerini örtmek için kullanılan bir perdeydi, o perdeyi kaldırdığınızda annenin yetersizlik, değersizlik ve sevgisizliğe hapsolduğunu görebilirdiniz. Anne ihtiyacı olan sevgiye kendi imkânlarıyla ulaşmayı öğrendiğinde sorununun üstesinden gelecekti.

Anne, sevilmediğine, hak ettiği değere ulaşamadığına ve yetersiz bir anne olduğuna inanmıştı ve iç dünyasında yaşadığı memnuniyetsizliği, bitmek bilmeyen çatışmaları çocuğu ile ilişkilerine yansıtıyordu.

İnsanlarla ilişkilerimizde yansıttığımız tutum ve davranışlarımızın ardında yaşanmışlıkların geride bıraktığı tortular olabilir. Böyle durumlarda arka bahçemizde saklı tuttuğumuz anılara ve kabuk tutmuş yaralara ulaşıp merhem bulmak zorundayız. Peki nedir arka bahçe? Yaşadığımız olayların pek azını ifade eder ve paylaşırız. Olayların bıraktığı izleri ve kanattığı yaraları ise dillendirmez, arka bahçeye atarız. Arka bahçede kimsenin bilmediği, duymadığı sırlarımızın, hatalarımızın, neşe ve hüzne dair hatıralarımızın, anlatamadıklarımızın, paylaşamadıklarımızın izleri vardır ki, buraya bizden başka kimsenin girmesine izin vermeyiz. Kilit vurduğumuz kapıyı açmaz, bilinmesi istemediğimiz şeylerin su yüzüne çıkmasını istemeyiz. Benliğimizi, ruhsal ve bedensel bütünlüğümüzü korumaya çalışır ve saygınlığımıza zarar gelsin istemeyiz. Bu insani bir durumdur ancak çocuklarımızla, yakınlarımızla ve çevremizdeki kişilerle ilişkilerimizi olumsuz yönde etkileyen bir durum varsa arka bahçenin kapısını aralayıp içeri girmek ve yaralarımızı iyileştirmek zorundayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 16 Ağustos 10:17


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?