Reklamı Kapat

İslâm’da hayvan hakları-II

İslâm, kâinata ve onun içindekilere Allah-u Teâlâ’nın “emaneti” zaviyesinden bakmaktadır. Yaradan’ın emanetini korumak ve emanetlere sahip çıkmanın imtihanı kazanma yolundaki en büyük adım olduğu bilinci, sâlih bir Müslüman’ı kâinatın tümüne karşı daha duyarlı hale getirmektedir.

İslâmiyet’in son ve mükemmel din olarak gelmesi, her alana dair görüş, kural ve emirlerinin olduğu anlamına da gelmektedir. Zira kıyamete kadar baki olacak bir dinin evrensel olması kadar doğal bir şey yoktur.

Gerek İslâm’ın mesajının ilk yankılandığı cahiliye dönemi, gerekse bugün hayvanlara eziyet ederek cahiliye âdetlerini devam ettiren kişilere İslâm’ın hayvan hakları konusundaki hassasiyetini, hayvanlara iyi davranmak, onlara eziyet etmemek ve onlardan faydalanırken ölçülü olmak gerektiğini hatırlatmak “emr-i bil maruf nehyi anil münker” farizasının gereğidir.

Kur’an-ı Kerim’de birçok hayvan isimlerinden bahsedilmiş, Nahl (arı), Ankebut (örümcek), Neml (karınca), Bakara (inek) gibi hayvan adları sûrelere verilmiştir. Hayvanları hayatımızın bir parçası olarak görmemiz, onların hukuklarına riayet etmemiz hatırlatılmış, hayvanlar ekolojik dengenin bir üyesi/parçası olarak görülmüş ve bu yüzden “ümmet” olarak tanımlanmıştır. “Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve (gökyüzünde) iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık. Sonra hepsi, Rablerinin huzuruna toplanıp haşrolunacaklardır” (En’am, 38).

Bu sebepledir ki hayvanların haklarına riayet etmek emredilmiş, onlara eziyet etmek yasaklanmıştır. İslâm’daki büyük günahlardan birisi de “hayvanlara eziyet etmek”tir. Bundan da öte İslâm, hayvanlara haksız yere eziyet edenlere hem bu dünyada ceza öngörmüş hem de ahirette cezaya çarptırılacağını belirtmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Bir kadın, açlıktan ölünceye kadar bağladığı bir kedi yüzünden azap olundu” buyurmuştur. Sahih-i Buhari’de geçen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Cehennemde bir kadın gördüğü, bir kedinin de bu kadının yüzünü gözünü tırmaladığını, kadının dünyada o kediyi hapsedip aç bırakmakla ona işkence ettiği gibi kedinin de cehennemde kadına öyle azap ettiğini” bildirmiştir. Burada örnek verilen kedinin diğer hayvanlara da şâmil olduğu izahtan varestedir.

Hayvanlara gücünün yettiğinden fazlasını yüklemek de İslâm’da yasaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v), hayvanlarına fazla yük yükleyenleri uyarmış, hayvanlara merhamet edilmesini emretmiştir. Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v), Ensar’dan bir kişinin bahçesindeki bir devenin inlediğini görünce deveyi şefkatle sevdikten sonra “Bu devenin sahibi kimdir?” diye sormuş. Medineli bir delikanlı: “Bu deve benimdir Ya Rasulallah” cevabını verince Peygamberimiz (s.a.v): “Sana bahşedilen bu hayvana (böyle davranmaktan dolayı) Allah’tan korkmuyor musun? O senin, kendisini aç bıraktığını ve çok yük yüklediğini bana şikâyet ediyor” diyerek uyarmıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in, Sevâde bin Rebi’ye deve hediye ettikten sonra verdiği şu tavsiye, âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (s.a.v)’in nasıl ince ruhlu ve hayvanların hakları konusunda nasıl hassasiyet sahibi olduğunun göstergesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), Sevâde bin Rebi’ye: “Evine döndüğün zaman ev halkına söyle, hayvanlara iyi baksınlar, karınlarını güzelce doyursunlar. Yine ev halkına söyle, tırnaklarını kessinler ki sağarken hayvanların memeleri incinip yaralanmasın.” (Ahmed bin Hanbel)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?