Reklamı Kapat

Umutlar kırılmasın diye sarılır umutlar

Tahminen on yıl önce televizyonlarda hiç duyulmamış bir suçun işlendiğini ve adliyeye intikal ettiğini dinlemiştim.

Haberin hemen ardından kendi kendime “Keşke bu haber verilmeseydi. Bilinmeyen bir suç, yaygınlık gösterebilir” demiştim.

İkinci gün aynı suçun bir başka ilimizde işlendiği haberi verildi.

İstanbul merkez vaizi iken, ayda bir defa İstanbul Müftülüğü’nde fetva nöbetimiz olurdu.

Saat dokuzdan dörde kadar sorulan sorular ve verilen cevaplar büyük bir deftere yazılırdı.

Nöbetim esnasında telefonla sorulan bir soruyu ve verdiğim cevabı, deftere yazamadım.

Soru, bugüne kadar Hollywood’daki film yazarlarının bile aklına gelmemiş.

Ben de kendimden başka hiçbir kimseye söylemedim, yaygınlık kazanmasın diye.

Yakınlarınızdan birini, gizlice yalnız kendisini ilgilendiren bir suç işlerken görseniz, sizin gördüğünüzü de o görse, ne yaparsınız?

Eğer aynı suçu işlemesini istemiyorsanız, kimseye söylemeyiniz, ona da “Neden yaptın?” demeyiniz.

Ve uzaktan onu izlediğinizde düzeldiğini göreceksiniz.

Ya teşhir ederseniz, “Adım çıkmış dokuza…” der ve devam eder.

Belediye, şehrin en merkezi meydanının ortasına bir çınar fidanı dikse ve etrafına on kadar,

“Fidanı kırmayınız”

“Ağaçların da hayatı vardır”

“Ağaçlara özgürlük”

“Fidanı kıranın ellerini kırarız”… gibi levhalar assanız, birçok insanı kırmaya teşvik etmiş olursunuz.

Mekke’de inen ayetler, önce iman etmelerine sonra edebli terbiyeli amel-i salihli/Hakk’a ve halka uygun hareket edecek insanlar yetiştirmeye yönelik iken, Medine’de inen ayetler ise ahkâma ait idi.

Buna rağmen, kâfirler ve münafıklar tarafından ahlaksızlığın yayılmasını isteyenler vardı.

Rabbimiz bu konuda,

 “Mü’minler arasında fuhşun yayılmasını isteyenlere dünyada da, âhirette de acıklı azap vardır. Allah her şeyi bilir, siz bilemezsiniz.” (Nur Sûresi ayet 24/19) buyurur.

Ünlülerin ahlaksızlığını, allandıra ballandıra anlatmakla, fuhşun ve fuhşun kaynağı kâfirliğin yayılmasına yardım edildiği gibi, tenkit adı altında gündemde tutmalarla da yardım edilmiş olur.

Sessizce, çirkefi etrafa sıçratmadan, “Burada fare ölüsü kokmuş” diye bağırmadan, pisliğin üzerini örtüp, onları temiz hale getirmenin yolları araştırılmalı ve yapılmalı.

Sevgili Peygamberimiz:

Kim, bir Müslüman’ın (ayıbını) örterse, Allah da kıyamet gününde onun (ayıplarını) örter” buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. Mezalim, bab 3)

Rabbimizin Ğafur ve Ğaffar isimlerini hep hatırlayalım.

Eğer her işlediğimiz suç, şarabın sarhoş ettiği gibi bizi sarhoş etseydi ayakta duramazdık.

Her yalan, bir bardak şarap etkisi yapsaydı ne olurdu?

Yüzümüzdeki derimizi Rabbimiz, öyle güzel yaratmış ki, birbirimize çekiyor.

Yüzümüzdeki, o incecik deri, yangında kavruluverse milyonlarca sinir uçlarımız, kesilmiş elektrik kablosunun uçları gibi görünseydi ne olurdu halimiz?

Köprüden atlayarak intihar etme teşebbüsü haberlerini neden duymuyoruz?

Magazin muhabirleri, haber yapmayı bırakıverdiler de ondan.

Müslüm Baba’nın konserlerine, magazin muhabirleri katılmışsa jiletler ortaya çıkıyordu, muhabirler katılmayınca jiletler çıkmıyordu.

Teşhircilik de hastalıktır, tedavisi teşhirle değil tedavi için üzerini örtmekle olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 14 Ağustos 08:02


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?