Reklamı Kapat

Kitabımız Kur’an’dır diyorsak

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimiz’e, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Müslüman; Rabbim Allah, kitabım Kur’an-ı Kerim, Peygamberim Hz. Muhammed Mustafa diyen ve İslam’ı itikat ve düzen olarak yaşayan kimsedir. Müslüman; adı Müslüman, itikadı materyalizm, düzeni kapitalizm, ahlakı liberalizm olan kimse değildir. Bir Müslüman’ın itikat ettiği düzen; Kur’an-ı Kerim’in maruf ve münkerine, helal ve haramına itibar etmiyorsa, bu kimsenin Müslümanım demesi boşunadır. Kitabım Kur’an’dır diyen herkesin, hak kitabın şu beyanına tartışmasız teslim olması gerekir. Maide 49: “Evet, ey Muhammed, sana şu talimatı verdik; hangi dinden olurlarsa olsunlar, onların arasında Allah’ın indirdiği ile hükmet, sakın onların arzularına, kanunlarına uyma. Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamaları için, onlara karşı son derece dikkat et. Eğer bütün bu uyarılara rağmen, yine de Allah’ın kitabından yüz çevirecek olurlarsa; bil ki Allah, bazı günahları yüzünden onları bu şekilde cezalandırmak istiyordur. Zaten insanların çoğu, yoldan çıkmışlardır.” Allah Teâlâ, inkârcı ve müşrik toplumların arzularına uymamak ve Allah’ın hükümlerinden bir kısmının bile uygulanmasından taviz vermemeyi Peygamberimiz’in şahsında biz müminlere emretmektedir. Geçmişte ve günümüzde şeytan ve adamları, mantık oyunlarıyla aklımızı çalıp çelerek bizi Allah’ın düzeninden ayırıp kendi düzenlerine döndürmek isterler. Onlar, haksız kazanç için zulüm düzeni isterler. Her şeyi yerli yerinde yaratan Allah›ın, tabiat kanunları ilk yaratılışta nasıl taze ve canlı ise bugün de taze ve canlı olduğu gibi, Kur’an ile bize bildirdiği adil düzen de taze ve canlıdır. Allah’tan daha güzel hüküm ve kanun koyan yoktur. Müslümanlık; iddia ve kelam işi değil, ispat ve uygulama işidir. Bu bakımdan şu ayetleri dikkatlice okuyup tefekkür edelim. Kalem 7-16: “Şüphesiz senin Rabbin kimlerin kendi yolundan saptığını ve kimlerin doğru yolda olduğunu en iyi bilendir. O halde gerçekleri yalanlayanları dinleyip onlara boyun eğip itaat etme. Onlar senin kendilerine yumuşak davranıp yağ yakmanı isterler ki, kendileri de sana yumuşak davranıp inanmadıkları halde yağcılık yapsınlar. Sürekli yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecaviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğip itaat etme. Böylesine ayetlerimiz okununca, ‘eskilerin masallarıdır’ der. Biz yakında onun burnunu, kibrini kıracak ve yakasını kurtaramayacağı bir zilletle damgalayacağız.” Bu ayetler; müşriklerin, Rasulüllah’tan tevhit mücadelesinden taviz verip uzlaşması için yaptıkları teklif üzerine inmiştir. Günümüzde de şer odakları ve işbirlikçileri, siyasal güçlerini kullanarak, iktidarlarını sürdürmek için, hak dava erlerine ve liderlerine baskı yapmaya veya uzlaşmaya zorlamaya devam ediyorlar. Bu şer odakları ve işbirlikçileri Milli Görüş’ü ve Saadet Partisi’ni Adil Düzen dediği için istemezler. Kur’an; belli dönemlerdeki insanların geçici ve değişken arzularını karşılamak için değil, kıyamete kadar bütün insanlığın maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak, dünya ve ahiret saadetinin yolunu göstermek için indirilmiştir. Şuurlu bir Müslüman, Kur’an’ın bu hidayetine ve rehberliğine itibar eder.

TARTIŞMA 

Sürekli tartışan ve eleştiren bir toplum olduk. Her şeyi tartışıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni, özgürlükleri, kadını, erkeği, İslam’ın değerlerini, özgür düşünceyi tartışıyoruz. Bu tartışmalar; “İslamsız saadet olmaz” esasına bağlı Milli Görüş’ü etkisizleştirmek, Saadet Partisi’nin iktidarını engellemek için yaptırılıyor. Bizler, üzülerek ifade edeyim, bu gündemlerin peşine takılarak günümüzü heba ediyoruz. Faiz, zina, içki, kumar, israf, haksız vergiler, yalana kulak vermek, ihanet niçin haram kılınmıştır? Bunların hakikatini bildiren İslam’ı öğrenmenin, İslam’ca düşünüp yaşamanın gayreti içinde değiliz. Peygamberimizin şu ihtarını görmezlikten geliyoruz: “Benden sonra birtakım emirler, idareciler olacaktır. Kim onların yalanlarını tasdik eder, yaptıkları zulümde kendilerine yardımcı olursa benden değildir. Ben de onlardan değilim. O kimse benim havzımın etrafına yaklaşamayacaktır. Kim onların yalanlarını tasdik etmez, zulümlerinde onlara yardım etmezse bendendir. Ben de onunla beraberim. Ve o kimse havzımın kenarında bana ulaşacaktır.” (Tirmizi) “Ben bir müşrikten yardım almam” (Müslim) “Müşriklerin ateşiyle aydınlanmayınız.” (Nesei) Müslüman; kendi pazarını kuran ve üretimini yapan kimsedir. 

DİLENİŞ DEĞİL, DİRENİŞ

Faizci kapitalist düzen ve materyalist eğitimle, AB kıstasları, ABD ve İsrail stratejik müttefikliği ile ancak yok oluyoruz. İslam; kapitalizm ve materyalizmle bağdaşmaz. İslam’dan taviz verenler, bunlar ile bağdaşabilirler. Bu tavizden kazançlı çıkanlar, gücü elinde bulunduran egemen güçlerdir. Mevcut ortama boyun eğip AB, ABD ve İsrail ile uzlaşan kadrolar, gücünü kabul ettiği çevre ve zihniyetin boyasına girerek ya muhafazakâr demokrat veya sosyal demokrat olurlar. Bir Müslüman’ın iktidarda kalmak için AB’nin şekil ve rengine girmesi, onlardan medet umması, zillet halidir. Bakara 138: “Ey müminler, deyiniz ki: ‘Biz Allah’ın boyasına; itikat ve düzen olarak İslam’a girmişiz. Allah’ın boyasından; itikat ve düzen olarak İslam’dan daha güzel ne olabilir? İşte biz, O’na ibadet edenleriz.” Adil Düzen’in faizci kapitalist düzen ile örtüldüğü tavizci yaklaşım, batılın çirkin renkleriyle alaca bulaca olmak, çok renkli olacağım diyerek renksizleşmektir. İnsan için bulunduğu ortama göre renk alan yapı, şuurlu Müslüman’ın değil, işbirlikçi münafığın karakteridir. Müslüman, İslam›dan taviz vermez, İslamsız bir çözüme razı olmaz. Batıla karşı Müslüman’ın direnmesi, Allah’a iman ve O’nun tek ilâh olduğunu kabul etmenin en önemli şartıdır. Bir cahiliye düzeni olan faizci kapitalizme ve materyalist eğitime kıyam etmeden İslâm’ın hâkimiyeti hayal olur. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?