Reklamı Kapat

Hayatta iyi şeyler de var

Kadim kültürümüzde imam sadece vakit namazlarında camiye uğrayan ve cemaatin önüne geçip namaz kıldıran kişi değildir, imam aynı zamanda topluma dini...

Kadim kültürümüzde imam sadece vakit namazlarında camiye uğrayan ve cemaatin önüne geçip namaz kıldıran kişi değildir, imam aynı zamanda topluma dini ve sosyal anlamda yön gösteren ve onları hakka davet eden kişidir. Camiler ise sadece ibadet edilen mekânlar değildir, bunun yanında insana ait her türlü sorunun çözüme götürüldüğü ve manevi eğitimin tedrisat edildiği yerlerdir. Fakat Cumhuriyet tarihi ile birlikte toplumun en dinamik değerleri olan cami ve imam kavramlarına yüklenen anlam değişti ve imamlarımız sadece günde beş vakit camiye gidip namaz kıldıran memurlar olarak görülmeye başlandı.

Halkın sorunları ile hemhal olan ve onlara yön gösteren imamlar, kendilerine yüklenen sorumluluklardan uzaklaşınca insanlar dini sadece beş vakit namazdan ibaret görmeye başladılar. İmamlar siyasi, sosyal ve kültürel konulardan uzak tutulup kıyıda kaldılar, bu durum onların halkla kurduğu bağı zayıflattı ve araya mesafelerin örülmesine neden oldu. Bütün bunların sonucunda ise inandıkları dinin ilkeleri ile hiç tanışmayan, cahil ve gafil bir nesil ortaya çıktı. Toplumdaki suç oranı artmaya ve ruhsal sorunlar gündemden düşmemeye başladı. Toplumun sükûnetini bozan suç odaklı kişilerin artması, insanların maneviyattan uzaklaşarak uçuruma doğru koşmaları ve kültürel dejenerasyonun açtığı yaralar tartışılırken ister istemez din görevlileri nerede diye sormaya başladık ve endişeye kapıldık. Fakat hamdolsun ellerindeki tüm imkânları kullanarak kirlenen okyanusu temizlemeye çalışan Osman Gökrem gibi kardeşlerimiz de var.

Osman Gökrem, kendisi Beyoğlu Selime Hatun Camii imam hatibi. Fakat o imamın görevinin sadece namaz kıldırmak olduğuna hiçbir zaman ikna olmamış ve gönlünü kıyıya itilen zayıflara açmaktan kaçınmamış hatta bunu bir sorumluluk olarak görüp onlarla hemhal olmuş. Günde beş vakit namaz kıldırdığı caminin alt kısmına evsizler için duş yeri inşa edip, kapıya “kardeşlerim ihtiyacınız olduğunda aşağıda banyo yapabilirsiniz” notunu bırakmış ve gönlünü yalnız ve çaresiz bırakılmışlara açmaktan kaçınmamış. Hâlâ imam hatip olarak görevini ifa eden Osman Gökrem, elini toplumun en riskli kesimine uzatmış ve onlara baba, kardeş, ağabeyi ve dost olmuş.

Büyüklerimiz başından geçmeyen anlamaz derler. Osman Gökrem, çok küçük yaşlarda öksüz kalmış, kendisi o zor günlerde yaşadığı bir anısını şöyle anlatır: “Taşova imam hatip lisesindeyken talebelere yardımda bulunan manifaturacı bir amcamız vardı, bir gün dersteyken amcamızı elindeki poşetle okula girerken gördüm ve heyecanlandım. Acaba müdür beni çağıracak mı diye beklerken birkaç kişiyle birlikte benim ismim de okundu. Müdürün odasına doğru koşarken merdivenden düştüm ama acı hissetmedim. Düşünüyordum, acaba ne vereceklerdi pantolon mu, gömlek mi? Müdürün odasına girdim ve verileni aldım, sınıfa doğru giderken az önce düştüğüm için dizlerimin acıdığını hissettim. O acı o kadar dokundu ki, Allah’a şu sözü verdim: “Allah’ım gün olur ihtiyaç sahibi olmaktan kurtulursam bu ellerim muhtaç olan kimselerin garip ve miskinlerin omzunda olacak ve onlara yardımcı olacağım.” Osman Gökrem, Allah’a verdiği bu sözü hiç unutmamış ve imam olarak atandığı camiyi sadece ibadet edilen bir mekân olarak görmeyip, bunun yanında ihtiyaç sahiplerinin seslerini duyurduğu bir hayır vesilesi olarak görmüş. Namaz kılmak için gelen fertleri, evsizlerin yaralarına merhem olmak isteyen mahalle sakinlerini yönlendirerek çok sayıda kişiye el uzatmış. Evsizlerin beslenme, barınma ve iş istihdamı sorunları ile yakından ilgilenmiş ve birçok kişiye iş bulmuş. Kendisi bu konuda duygularını aktarırken “Bu iş çok zor, uzun yıllar sokakta kalan insanların ruh sağlığı bozuluyor, onlara destek sağlarken bu durumu da dikkate almak ve gerekli desteğin sağlanması için yönlendirmek zorundayım. Aynı zamanda onlara yalnız değilsiniz, yanınızdayım deyip moral veriyorum” diyor. Duyarlı insanların desteğini de alarak evsizlerin beslenme ve barınma ihtiyaçlarına çözüm bulmaya çalışan Osman Gökrem’in eşi ise onlar için yemek yaparak bu bereketli çalışmanın içinde yer alıyor. Allah ondan razı olsun.

Camilerin medeniyetimizde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Osman Gökrem, cami vesilesiyle ihtiyaç sahiplerine kapıların açıldığını ve Allah’ın izni ile çok sayıda kişiye destek sağlandığını belirtiyor. Ve Müslüman’ın taşıdığı sorumluluğa kuvvetle vurgu yapıyor; eğer iyi anne baba, iyi eğitimci, iyi imam, iyi komşu ve iyi insan olsaydık onlarca kişi sokaklarda yaşamazdı diyor. Bizler sorumluluğumuzun farkına varmalı ve hayata dokunan, insanların gözyaşlarını silmekten kaçınmayan, ağlayanı güldüren, dertlere merhem olabilen din görevlileri olmalıyız ki, Allah’ın bahşettiği bu göreve hakkını vermiş olalım diyor… Osman Hoca ile yaptığım görüşme, bana hayattaki en zor fakat en güzel şeyin insan olmak ve insan kalabilmek olduğunu düşündürdü. Allah ondan razı olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Hüseyin Bey - Toplumun en büyük yaralarından biri olan uçuruma itilmiş ve toplumun birçok kesiminin iğrenerek baktığı o sokak İnsanlarına kalbini açmış yakinen tanıdığım bir insan. Örnek olması dileğiyle

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 11 Ağustos 10:24


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?