Reklamı Kapat

Toplum yeise sürüklenmemelidir

tacir, birkaç adım ötesini göremiyor. Üretim yapan firmalar, iç pazara sıkışmış vaziyette. Dış pazarlar, salgından ötürü daralmış görünüyor.

Ekonominin iç dinamikleri hâlâ uyur vaziyettedir. Nerdeyse durağanlık, yer yer resesyondan bahsediliyor. Esnaf dükkânı açıyor açmasına da, mutlu değil. İleriye dönük hesap yapamıyor. Fiyatlar, ham madde dövize endeksli olarak yükseliyor.

Elbet, toplumun gidişine siyaset doğrudan tesir ediyor. Doğrular nasıl ki, müsbet sonuçlar doğuruyorsa, yanlışlar da, umutsuzluk çoğaltıyor durmadan.

Çin’den dünyaya yayılan salgın, elbet çok büyük yaralar açtı dünyada. Salgının bizdeki bilançosunu yok saymak mümkün değildir. Salgını göz ardı ederek, hesaplamaya girişmek, kimi sonuçları, onsuz tahlil etmek bizi doğruya götürmez.

Ancak hükümetlerin görevleri, zor zamanlarda, sorumlu oldukları topluma karşı, farklı alternatif yolları bulmaları, uygulamalarıdır.

Yani hükümet, güçlükte, kıtlıkta, yoklukta, sandığında maddi manevi birikime sahip olması gerektiği gibi, millete karşı, açık, dürüst, şeffaf ve tek yüzlü olmalıdır ki, kaos ve umutsuzluk husule gelmesin.

Bugün ekonomideki çalkalanmadan öte, inandırıcılık ve güven ehemmiyet celbediyor. Toplumun bir kesimi, hükümetin salgınla ilgili açıklamalarına itibar etmiyor. Neden?..

Zira, sahadaki rakamlarla resmi rakamlar çelişiyor insan hayatında.

Hâlbuki hükümet, hiçbir zaman açık olmaktan ötürü, doğrucu olmaktan dolayı kaybetmez. Belki an itibarıyla sendelese de, uzun vadede kazançlı çıkar.

Üzülerek ifade etmeliyim ki; bizim yöneticiler ne yazık ki, kısa vadede durumu idare etme yolunu seçmişlerdir hep. Bu nerdeyse, yönetimde bir gelenek haline gelmiştir.

Gerçekleri paylaşmak yerine, göz boyamayı tercih etme eğilimi bu yüzdendir.

Bugün çevrenize baktığınızda, insanlarda bir yılgınlık, yorgunluk, bezginlik ve güvensizlik vardır. Bu umutsuzluğu doğuran nedenler bellidir. Yarını sunarken, kimi hakikatleri de ortaya koymalıdır hükümet. Hep pembe tablo çizerek, var olanı bir an değiştirmek mümkündür. Ya sonra?.. Sonrasında güvensizlik peydahlanmaktadır.

  Toplum geleceği göremiyor şu an. Üreticiler, tüketiciler… Esnaf, tacir, sanayici aynı durumda. İşte, hükümetin varlığı, lüzumu burada ortaya çıkar; yol göstericilik vasfı… Geleceğe ışık tutma, milletin önünü aydınlatma ödevi burada başlar.

  Şu an bu yapılıyor mu? Ne yazık ki hayır demek durumundayız. Sadece günü kurtarma, var olanı parlatma girişimleri, hayır getirmez.

  İnsanın bizzat günlük yaşadığı zorluğu, ne zorluğu, her şey güllük gülistanlık, bunu söyleyenler art niyetli, hatta vatan hainleridir, demek, kendini kandırmaktır, durumu başkalaştırmaktır.

  Şapkayı her daim öne koymakta yarar vardır. Hakikatler acı da olsa, hükümet, yılgınlığa, umutsuzluğa, yeise düşmeden, milletle paylaşım içinde olmalı, doğru etkileşim içinde bulunmalıdır.

  Bu, gelecek zorlukları birlikte aşmayı, problemleri çözmeyi kolaylaştıracaktır.

Belirsizlik, insanı da, toplumları da kemirir… Milletin önünü aydınlatmak, doğru yolu göstermek hükümetlerin birinci görevi değil midir?

Öyleyse… Ne olursa olsun doğrucu Davut olmakta yarar vardır. Ancak bu şekilde zorluktan çıkabiliriz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Remzi Çayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?