Reklamı Kapat

Çamaşır makinesi

Son dönemde siyaset üzerinde sosyal medya etkisinden bahsetmek mümkün hale geldi. Her ne kadar, zaman zaman olumsuz nitelemelere konu olsa da, artık s...

Son dönemde siyaset üzerinde sosyal medya etkisinden bahsetmek mümkün hale geldi. Her ne kadar, zaman zaman olumsuz nitelemelere konu olsa da, artık sosyal medya tepkileri ve reaksiyonları idare edenler nazarında eskisi gibi karşılanmıyor, nazar-ı dikkate alınmak zorunda kalınıyor. Elbette ki bu tutum değişikliğini toplumun taleplerine cevap vermek olarak mı, yoksa mevcut siyasi koşulların mecbur bırakması olarak mı yorumlamak gerek diye sorulursa, cevabın ikincisi olacağı ortadadır.

Bugüne kadarki tarz-ı siyaseti ve meseleleri yaklaşımı, sahip olduğu “ben bilirimci” zihniyetiyle kimselerin görüş, düşünce ve eleştirilerini “kaale almayan” siyasi iktidar, ne zamanki sistem değişikliğiyle birlikte yüzde 50+1 prangasını ayağına taktı, işler de değişiverdi. Hele ki söz konusu çoğunluğa erişememe ihtimali yapılan anketlerde de belirdikçe, önceleri sahip olduğu mutlak iktidarın da verdiği rahatlıkla kimseleri dinlemezken, artık sosyal medyadaki en ufak bir reaksiyona bile kayıtsız kalamıyor. Son dönemdeki duruma bakınca, bazı meselelerde açıkça sosyal medyanın dediğinin olduğu bile görülüyor.

Dünyanın geçirdiği internet dönüşümü, toplumları ve insanları da belli bir noktaya itiyor haliyle. Önceki dönemlerin iş yapma şekilleri değiştiği gibi mecralar da farklılaşıyor. Önceleri talepleri için sokağa inmek veya başka türlü şekillerde reaksiyonunu göstermek durumunda olan sivil toplum için, bu dönüşümün getirdiği veya dayattığı bir mecra olarak sosyal medyadan söz edilebilir. Bazen olumsuz neticeleri görülse de, sosyal medya mecrası toplumun fertleri için artık “anlık bir tepki” alanına dönüşmüş durumda. İnsanlar, seçimden seçime veya eylemden eyleme değil de anlık olarak görüşlerini, düşüncelerini, eleştirilerini dile getirebiliyor.

Aslına bakılırsa bir siyasi iktidar için hayli kullanışlı bir barometre de denebilir buna. Eylem veya söylemlerin geri bildirimi (feedback) önceden gecikmeli bir şekilde alınırken, şimdi bu gecikme ortadan kalkmış durumda. Elbette ki tepkilerin organize olması durumu da söz konusu…

Güncel örnek, geçen hafta döviz kurlarında yaşanan ataklar, yani TL’deki seri değer kaybı neticesinde yaşandı. Dolar, euro, altın aynı gün rekor seviyelere gelince haliyle kamuoyu, yani halktan da tepkiler geldi. Ekonomi politikalarının yanlışlığından, kasıtlı propagandaların aksine ekonomik realitenin bambaşka olduğundan dem vuruldu. Dünyanın her yerinde de halk, kendini ilgilendiren bir meselede görüşlerin,, düşüncelerini, eleştirilerini sıralar. Hatta sorumluların hesap vermesi, görevi bırakması vs gibi talepleri de sıralar. Pek çok ülkede benzer manzaralar her sene yaşanır.

Bu gayet sıradan ve beklenen duruma karşı artık klasikleşmiş “yedirmeyeceğiz” yaklaşımı ve konuyla ilgili olup olmadığı tartışılır olan “birtakım satış adetlerini” sıralama hali, cebindeki parası eriyen, mevcut ekonomik politikalar neticesi fakirleşen insanlara bir cevap değildir aslında. Bu ülkenin sıradan insanlarını bile, gayet normal tepkilerine bakarak “faili meçhul gizli odakların” maşası diye nitelemek ciddiyetle bağdaşmaz bir durumdur. Seçenlerin, seçilenlerden hesap sorması bu sistemin gereği değil midir?

Artık herkesin her türlü bilgiye, veriye, istatistiğe ulaşabildiği bir dönemde buzdolabı, çamaşır makinesi, araba satışı gibi neye göre seçildikleri belli olmayan kalemleri “ekonomik gösterge” gibi takdim etmek en başta amaca hizmet etmeyecektir. Geri ödenmesi Kemal Derviş döneminde IMF tarafından bütçeye konan “yüzde 6,5 faiz dışı fazla” hedefi ile zaten garanti altına alınmış olan IMF borcunun ödenmesi meselesinin, bugün bile “büyük bir muvaffakiyet” olarak sunulması da içinde bulunduğumuz sıkıntıya ne gibi bir çözüm önermektedir, tartışılır.

Sosyal medyada kendilerince tepkilerini gösteren vatandaşlara karşı, ilgili bakanı savunmak için harcanan gayret, keşke adamakıllı ekonomi politikalarının teşekkülünde ve uygulanmasında da harcansa… Yoksa ekonomiyi “çamaşır makinesi satışları” üzerinden yorumlamayı daha çok sürdürürüz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Cevriye - Çok ilginç tespitler... Yermeden, hakaret etmeden de demek ki eleştiri yapılabiliyormuş. Bu yazı bunun ispatı. Elinize sağlık kardeşim...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Ağustos 18:08
02

Bilal - Çok güzel bir yazı... tek kelimelik başlık harika. Ekonomiye olan hakimiyeti, üstün kalem kıvraklığı ve zekice espriler yazıya mükemmellik katan diğer unsurlar. Yani ne diyelim. İyi ki varsın Kıllıoğlu...

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 11 Ağustos 17:18
01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 11 Ağustos 11:28


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?