Reklamı Kapat

Beyrut masalımızı da bitirmekteler…

O korkunç patlama… Bizlerin yüreğini ağzına getirirken… Birileri turuncu, sıcak, sarı, kırmızı alevleri zevkle izleyebilmekte. O cehennemi alevler nel...

O korkunç patlama…

Bizlerin yüreğini ağzına getirirken…

Birileri turuncu, sıcak, sarı, kırmızı alevleri zevkle izleyebilmekte.

O cehennemi alevler neler anlatmakta idi oysa.

Masallarımızı da yutmakta, kırmızı dilli cehennem sesli ateş.

Tıpkı daha önce Bağdat, Musul, Halep, Şam masallarımızın masum çocuklarının yüzünü gözünü zehirli tırnakları ile tırmaladığı gibi, bombasıyla, kimyasalıyla, sârin gazıyla, Ebu Gureyb hapishanesinde tecavüzleriyle kâbusa çevirdiği gibi.

N. Kabbani’nin dediği gibi,

“Beyrut, dünyanın sevgilisi

Kim aldı yakut taşlı bileziklerini

Efsunlu mührünü kim haczetti

Kim kesti altın beliklerini”.

Bir kez daha örseleniyor ümmetin gözbebeği beldeler…

Gökyüzünü ağlatan alevler aslında İstanbul’a da hatırlatmaydı.

Bak, elim ne kadar uzun gösterisiydi.

145 ölü, üç bin yaralı, yıkılan evler, işyerleri, liman, yok olan yüklenmeye gelmiş hububatlar, masalla beraber çöken ekonomi.

Denizlerin kızı Lübnan’ın limanını yakarak ekmeğini elinden alıyorlar.

Acı büyük ama her zamanki gibi soruluyor işte.

Sabotaj mı, kaza mı?

Patlamada İsrail’in eli olduğu iddialarını güçlendiren itiraftan çekinmemekteler; “Sevgililer Günü (İbrani takviminde 4-5 Ağustos) onuruna, Beyrut Limanı’nda muhteşem bir havai fişek gösterisi seyrettik. Bu cehennemin bize roket olarak düşeceğini biliyor muydun?” Patlamanın kendileri için gerçek bir “şükür günü” (!)  olduğunu söyleyen Feiglin, “Sevgililer Günü onuruna bu harika kutlamayı ‘düzenleyen’ gerçek kahramanlara” ifadelerini kullandı.

Alkışlar, top sesleri, sevinçler, havai fişek sevinci ile izledim derse biri, elbet sabotaj daha akla yatkın.

Hoş kimse de şaşmaz.

Nitekim yeryüzünün ilk teröristi olarak dünyaya nam salmışlardı da Zekeriya Peygamber ve Yahya Peygamberi bile şehit etmişlerdi.

Hadi kaza olduğuna inanalım.

Böyle büyük facialar neden Batı başkentlerinde olmaz da -hem olmasın da Allah oraları da saklasın- gelip masallarımızı tarumar eder.

Coğrafya mahkûmları bunun için yangından kaçar gibi Batı’ya göç etmek istemekteler.

Savaşların, bombaların, kimyasal gazların, yoksulluğun, açlığın bitirdiği coğrafya mahkûmları; ölüm sahillerinden başka ölümlere atmaktalar kendilerini.

Virüs nedeniyle gördük, hububatın nasıl insan hayatının varlık sebebi olduğunu.

Savaşlar, küresel ısınma, mikroplar, silahlar, biyolojik imha yöntemleri, susuzluk problemi, yiyecek sıkıntısı küresel katillerin cehennemi iştahlarını daha da artıran yangınlarda; yanan insanları havai fişek tadında izleme partileri.

Yüz yıldır öyle değil miydi, açlıktan ölen Afrikalı çocukları zevkle izlediler, kendi insanlarına bile virüsün yaptıklarını dert etmediler.

Kaç asırdır dünyanın nimetlerini mazlumlardan alıp kendi aralarında paylaşmaktalar.

Sayıyı daha da düşürmeye uğraşmaktalar.

Göller nehirler kurumakta, yakında su savaşları da başlar, buğday harpleri de vuku bulur.

Masal denli güzel coğrafyamızı cehenneme çevirenler, hiç boş durmayacaklar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Ağustos 08:45


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?