Reklamı Kapat

Keşke gerçekler rüya olsa!

Hiç konuşmasak ve yazmasak da her şey söze hacet kalmadan anlaşılmış olsa. Sosyal mesafeler sosyolojik mesafeler gibi (hiyerarşi, büyük-küçük, yabancı...

Hiç konuşmasak ve yazmasak da her şey söze hacet kalmadan anlaşılmış olsa.

Sosyal mesafeler sosyolojik mesafeler gibi (hiyerarşi, büyük-küçük, yabancı- ehil vb. ) ikaza gerek duymaksızın korunsa.

İnternetten kitap siparişi yapılan şirketler işlerini daha hızlı ve ciddi bir şekilde yapsa.

Öğretmenevleri hiç olmazsa yaz sezonlarında tatil beldelerinde sadece öğretmenlere tahsis edilse.

Yayınevleri son zamanlarda kitap kapaklarına özensizliğe iyice alıştılar. Halbuki kapaklar yuvarlanır kitaplarını bulurlar, bunu bir bilseler.

Ölen bir dostun aramızdan ayrılış acısı ve sızısı hemen dağılmasa da hiç olmazsa sene boyu sürebilse.

İnsanları birbirine düşürüp küstürme üzerine kurulmuş şebekeler kadar küslerin arasını bulma ve barıştırma seferberliği başlatılsa.

“Ölüm var, kesin haber, yayalım.” Son dakika duyurusunu hırs batağına saplanmış olanlardan nefret çukurunda debelenenlere kadar ulaştıralım.

Tekrara düşmek tövbeyi geri almak gibidir. Rutini kutsallaştırıp aynı şeyleri ısıtıp ısıtıp tekrar eden mevkuteleri kâğıt fabrikalarına geri dönüşüme göndersek.

Okullardan önce herkes kendi kendisini eğitebilse. Kendi saçını tarayıp kendi yüzünü yıkayabilmek gibi.

İnsanın içerisinde kendini yetiştirebilecek malzemelerin hepsi mevcuttur. Dışarıdan bilgi ve görgü ithalini bir kez daha gözden geçirmiş olsak.

Okullara güzel yazı dersleri konsa, yazısı güzel çocuklar güzel yazılar yazsa.

Keşke hepimiz yeniden öğrenci olsak da resim ve müzik derslerinden kalsak.

Refik Halit’in “Memleket Hikayeleri”ni okuyan öğrenciyi görür görmez 100 puanı yapıştırsak.

Bir gazetenin çengel bulmacasında kendimizi kaybedecek derecede günlük siyasetten uzaklaşabilsek.

“Yaşlı Yalnızlığı” diye bir modern hayat hastalığı olduğunu artık kabul etsek. Yaşlıları ömürlerinin son demlerinde kaybettiklerinin acısıyla bir başına bırakmasak.

Herkes herkesi anlasa ve anladığını birbirine anlatsa.

“Elest Bezmi” sözleşmesi bir an önce hayata geçirilmiş olsa.

Gürültü çıkaran insanları dünya kapısının dışına atmak mümkün olabilse.

Kurban ettiğimiz hayvanların kurbanı olsak.

Bilmediğimiz bir şarkının peşine takılıp gitsek.

Ne yapıp edip Sezai Karakoç ve İsmet Özel’le sohbet etsek, onlar konuşsa biz sussak.

Üsküdar olsak ve her akşam camlarımızda yangın çıksa.

Siyah beyaz her kartpostalda kendimizi duvarın dibine ya da kapı arkasına saklanmış olarak görsek.

Ayasofya açıldı, keşke gönlümüz, aklımız ve dimağımız da ona gül gibi açılsa.

Keşke her kasaba insanı üç beş günlüğüne uzaktan akrabamız olsa.

Fırından burnumuza gelen sıcak ekmek kokusundan vergi alınmamasının sevincini durup durup yaşasak.

“Aslında öyle bir şey yok” diyerek yüzlerce yıllık efsanemizi yıkanları şehrimize sokmasak.

Birileri öldüğümüzü sansa, fakat bir yerlerde gizli gizli yaşasak.

Biçki Dikiş Kursları talep yokluğundan yeniden açılsa.

Sendikalar üyelerine yönelik sorumluluklarını bir kez daha göz muayenesinden geçirse.

Titremeyen kalbe, akıl etmeyen kafaya kayyum atansa.

Ah keşke! Rüyaların gerçekleştiği yok, gerçekler rüya olsa!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?