Reklamı Kapat

İstanbul (ifsat) Sözleşmesi’ni doğru “oku”mak

26.09.2004 tarih ve 5237 sayılı Yeni Ceza Kanunu’na Avrupa’nın telkinleriyle “zina” suç olarak konulmamıştır. 24.11.2011 tarih ve 6251 sayılı “Kadınla...

26.09.2004 tarih ve 5237 sayılı Yeni Ceza Kanunu’na Avrupa’nın telkinleriyle “zina” suç olarak konulmamıştır. 24.11.2011 tarih ve 6251 sayılı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin Onaylanmasının Uygun Bulunmasına Dair Kanun” tabiata, insan fıtratına aykırı bir kanundur. Çünkü kadının kadınla erkeğin de erkekle evlenmesini bir “hak” olarak öngören bir kanundur. LGBT diye de bilinen kanundur. Toplumumuzun ruh köküne aykırı olduğu açıktır.

11.05.2011’de İstanbul’da imzaya açılmış, 01 Ağustos 2014’te yürürlüğe girmiştir.

08.03.2012 Tarih ve 6284 Sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”

Bunların değerlerimize uyumlu hale getirilmesi büyük çoğunluğun arzusudur.

Batılılaşma/çağdaşlaşma/AB ile bütünleşme siyasetinde hızla ilerliyoruz. Yine de yaranamıyoruz. . .  2004 yılından itibaren bazı hukuki düzenlemelerle aile hayatımız büyük bir tehdit ve tehlike ile karşı karşıya bırakılmıştır. Bunlarla; ailemiz, neslimiz, ahlakımız, aklımız, sağlığımız, cinselliğimiz, fıtratımız,  ifsat edilebilmektedir. İşin daha da vahim yönü, ifsatlar/bozgunlar, ıslah/düzeltme adı altında yapılagelmiştir. Ve ne yazık ki, bu düzenlemeler hem ilahi hukuka, hem de pozitif hukuka/Anayasa’ya aykırılıklar içermektedir. Olsun. Yeter ki AB ile ABD ile aramız açılmasın. Onların değerlerini (?!) benimsememek olur mu?! Biz konuyu “İslami” açıdan değerlendirmek istiyoruz. Özetle; zina, eşcinsellik, fıtratın değiştirilmesi ve benzeri haramlar birer hak ve özgürlük olarak kabul ediliyor. . . Haramlar helal sayılıyor. Elbette bu laikliğe aykırı değil. Ama İslam’da bunun adı “şirk”tir. Evet, laik düzen içindeyiz. Ama Müslümanca yaşama hakkımız yok mu? Temel değerlerimiz devlet eliyle ifsat ediliyor. . .

Biz; “bela” “şehidna” “işittik-itaat ettik” “lebbeyk” diyenlerden değil miyiz? Allah’a kuluz.  Biz Müslümanlar hem Kur’an-ı Kerim’i “oku”mak, hem de olayları, insanları her şeyi O’nunla “oku”mak durumundayız. Çünkü bir insan Müslüman/mümin olduğunda artık onun İslam’a aykırı görüşleri/ okumaları olamaz. “Oku”malarımız Rabbimizin adıyla olacak, olmalı. Bu, O’nun koyduğu ölçülere, ilkelere, hükümlere uygun değerlendirme yapmak demektir. Bir konu, sorun, ihtilaf söz konusu olduğunda “kim ne diyor?” “doğrusu hangisi?” sorularının doğru cevabını elbette hayat Kitabımızda aramalıyız. İlahi mesajlar bize niçin geldi ki? Adalet için, dertlerimize deva olmak, sorunlarımızı çözümlemek, temel haklarımızı korumak, hayatımızı ve bizi düzelterek, bizim dünyada da mutlu olabilmemiz için değil mi?

“Oku”malarımız Rahmani değilse şeytani/hevai veya aklidir. Selim akıl da vahye teslim olur. İtaatimiz, kulluğumuz da kısaca ya Rahman’a veya şeytanadır. Şeytan, bizim düşmanımız olarak bize hep isyanı, şirki,  günahları, zulmü, fuhşu, münkeri emreder; bizi saptırmaya ateşe çağırıp, yönlendirmeye çabalar. Sapkınlıkları süsler. . . Görevini yapar. Özetle Rabbimiz kendisine, şeytan da kendisine ibadete/kulluğa/itaate çağırıyor. (Araf/ 3, 16, 17, 22, 27; Yasin/60,  Nur/21,  Enbiya/92,  Nahl/36,  Enam/153, Kehf/50,  Nisa/115) Çağrılar çok görünse de temelde ikidir: Rahman’ınki, şeytanınki. . . Tercih/seçebilme özgürlüğümüz,  yeteneğimiz ve sorumluluğumuz var. Sınav hikmeti gereği. . . Ve her işimizde sınavdayız. Ya Rahman’ın iradesine,  emirlerine uygun bir hayatı yaşayacağız ya da başkalarının, tağutların, şeytanların iradelerine uygun yaşamayı tercih edeceğiz. . . Şunu da biliyoruz ki tüm nimetler bize emanettir. Bunları korumak sorumluluğumuz var. Kendi fıtratımızı, tabiat fıtratını ve “Allah’ın dini” anlamında “fıtratullah”ı korumak sorumluluklarımız var. (Rum/30)

“Şeytan fuhşu ve münkeri emreder.” (Nur/21)

“Hakk’a yönelen bir kimse olarak yüzünü dine, Allah’ın fıtri dinine çevir ki Allah insanları bu din üzere yaratmıştır. Allah’ın yaratışında hiçbir değiştirme yoktur. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler. (Rum/30) “Fıtrat” yaratılış, yaratmak,  tevhit inancı, dinin özünü koruma anlamındadır.

“Islah adı altında ifsat yapılıyor.” (Bakara/11-12)

“Ekin ve nesil ifsat ediliyor.” (Bakara/205)

“Doğan çocuklar fıtrat (İslam) üzerinedirler. Sonra onu anne babası Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” (S.A.V.)

Allah-u Teala kevni/tabiat düzeninin/dengesinin bozulmasını da, teklif ve tavsiye buyurduğu “teşri” düzeninin değiştirilmesini/bozulmasını da yasaklıyor. Bu nedenle de hükümranlık alanına müdahaleyi en büyük ve affedilmez zulüm/şirk olarak bildiriyor. (Lokman/13), (Nisa/116), (Nisa/117-120) ayetleriyle ilgili birkaç iktibas/ alıntıyı paylaşalım:

Nisa/117: “Onlar dişi putlara tapıyorlar. Aslında onlar inatçı şeytandan başkasına tapmıyorlar.”

Nisa/118-119: “(O şeytan) ki; Allah ona lanet etti. (rahmetinden kovdu) O da şöyle dedi: “Elbette senin kullarından belirli bir pay (ve intikam) alacağım.” “Onları elbette saptıracağım, mutlaka boş umut (ve arzu)lara düşüreceğim. Onlara mutlaka emredeceğim (onlar da putlar için ayıracakları kurbanlık) hayvanların kulaklarını yaracaklar. (Yine) Allah’ın yarattığı (tabii şekil ve hallerini) değiştirmelerini emredeceğim ve onlar da bunu yapacaklar.” “(İyi bilin ki) kim de Allah’ı bırakıp şeytanı (ve benzerlerini) dost edinir (onun hoşlandığı şeyleri yaparsa) gerçekten o apaçık bir zarara uğramıştır.” 118. Ayet’in tefsirinde, (Ö.N. Bilmen) “Onları kendime itaate çağıracağım, onlar da vesveselerini kabul eden, izine gidenlerdir. İnsanların büyük bir kısmı kandırılabiliyor. Bütün dinsizler, batıl dinlere tabi olanlar bu cümledendir.” 119. Ayet’le ilgili olarak da: “Emredeceğim de Allah’ın yarattığını tağyir edecekler.” Fıtratullah’a muhalif hareketlerde bulunacaklar. Mesela dini İslam’ın ahkamını tebdile çalışacaklar. Allah’ın helallerini haram ve haramlarını da helal sayacaklar. Sihir gibi, kısırlaştırmak gibi şeylerle uğraşacaklardır. Rehber şeytan. . . “ (Meali Alisi ve Tefsiri, cilt:2, 671. sh. )Ö. N. Bilmen

“Tevhitten çıkacak, ideolojileri din haline getirecekler.” (Feyzzul Furkan) “Allah’ın koyduğu dini, düzeni, kanunları, fıtratı değiştirecekler.” (Ahmet Tekin, Tefsiri Meal) Hasan Basri’ye göre: “Allah’ın dinini değiştirmek, helalleri haram, haramı da helal saymak tağyirdir. Fıtratta değişiklikler de: Estetik, cinsiyet değiştirme, eşcinsellik, dövme, vb. (Kur’an-ı Mecid, 96. sh. )

Kur’an’da her şeyin beyanı/açıklaması var. (Nahl/89)  

Üzerinde bulunduğumuz batıl/Batılılaşma/AB yolundan tekrar dosdoğru/hak yol İslam’a dönmekten başka çare yoktur; aksi takdirde musibetler daha da artabilir. Allah’ın yardımına/yoluna muhtacız, mecburuz. O, bize yardım etmezse, kimse yardım edemez, vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Hasa Kabadağ - Sayın yazar ; makalenizi ilgi ile okudum .Kur'an

hükümleri 2011 ve 2014 yıllarında da vardı.Sözleşmenin imza ve/veya kabulünden sonra bu konuda fikir beyan edip etmediğinizi merak ediyorum .Selam ve saygılarımla

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 06 Ağustos 15:24


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?