Reklamı Kapat

Şiddet yanlısı canileri biz büyütmedik mi?

3 kg bir bebek olarak dünyaya gelen çocuk, davranışlarını şekillendirmeye başladığında ilk evvela hak kavramı ile tanışmalı ve bunun soluduğu hava kad...

3 kg bir bebek olarak dünyaya gelen çocuk, davranışlarını şekillendirmeye başladığında ilk evvela hak kavramı ile tanışmalı ve bunun soluduğu hava kadar önemli olduğunu kavramalıdır. Misal, çocuk kardeşine ya da arkadaşına vurduğunda ebeveyni bunu sıradan bir davranış olarak görüp geçiştirmemeli, onun vicdanını harekete geçirmeli ve karşı tarafa verdiği zararın farkına varmasını sağlamalıdır. Anne babanın desteği ile hak kavramını içselleştirebilen bir çocuk arkadaşlarına zarar vermez, onların haklarını ihlal etmez. Çünkü çocuğun adalet ve merhamet duygusu gelişmiş ve bu değerler onun davranışlarında hayat bulmuştur.  Fakat ne yazık ki bugün çocuklarımız güç odaklı bir bakış açısı ile büyütülüyor ve ötekini kardeş olarak değil rakip olarak algılıyorlar. Özellikle erkek çocuklar şiddeti bir güç olarak görüp, zayıflar üzerinde baskı oluşturmaya çalışıyorlar.

Kendisine hayır diyen kadını katleden cani, hak duygusu ile hiç tanışmamış, empatik yanını geliştirememiş, yani insanlaşamamıştır. Elbette bunun sorumlusu sadece akıllarını şerre kullanan caniler değildir, onları hak bilinci ile tanıştırmayan anne baba, eğitim camiası, diyanet camiası, yöneticiler, toplumun önderleri, alim ve düşünürler de bundan sorumludurlar. Birbirlerinin ardından atıp tutmaya gelince her biri aslan kesilen kişiler ne genç bireylerin düştüğü ahlaki yozlaşmaya ne de katledilen kadınların çaresizliğine bir çözüm üretebiliyorlar. Doğrusu bu kişilerin bu konuda neler yapabiliriz diye kafa yorduklarını dahi sanmıyorum. Yaramıza hiçbir şekilde merhem olamayacak ithal sözleşmelerin öne sürülmesi ise görüldüğü üzere bir çözüm olamadı olamayacaktır da.

Hiçbir çocuk katil olarak doğmaz öyle değil mi? Fakat ailenin ve toplumun çocuğa empoze ettiği bazı çarpık düşünceler vardır ki; işte katil “erkek adam güçlü olur, erkek adam ağlamaz, erkek adam döver de söver de…” gibi şiddet içeren bu ifadelerin gölgesinde yetişiyor. Dikkat ediyorsanız bu söylemlerin yekûnu güçten besleniyor dolayısıyla bir erkek avına taktığı kadın üzerinden gücünü göstermek ve beni kimse terk edemez, kimse hayır diyemez düşüncesi ile hareket edip egosunu tatmin etmeye çalışıyor. Caniler uzaydan gelmediler, masum bir bebek olarak doğdular ve çarpık düşüncelere sahip oldular. Onlara göre kadın itiraz edemez, kadın sesini yükseltemez, kadın hak iddia edemez, kadın ayrılmaya karar veremez kadın edilgen bir varlıktır erkek ister döver, ister söver ister katleder. Bu gayri İslami, gayri insanı çarpık düşünce yapısını değiştirmeden kadın cinayetlerinin önüne geçilebileceğini zannetmiyorum. Alimlerin, sözde hocaların kendilerini güvende hissetmeyen ve şiddete maruz kalan kadınların boşanma talebinde bulunmalarında dinen bir sakınca olmadığını açıklayıp, kanayan yaraya merhem olmak gibi bir dertleri yok. Peki din fertlerin önce can güvenliğini dikkate almaz mı? Defalarca ölümün kıyısından dönen bir kadının cani ile yollarını ayırmaya hakkı yok mu? Neden bu konuda bir açıklama yapıp katillere dur diyemiyorsunuz.

İnsanlar niçin evlenirler? Sünneti yerine getirmek ve mutlu olup hayırlı çocuklar yetiştirmek için evlenirler öyle değil mi? Fakat ne yazık ki, ardı sıra öldürülen kadınlar artık mutlu olma hayallerinden vazgeçtiler, onlar artık sadece tercih edecekleri kişinin canlarına kast edip etmeyeceğine bakıyorlar yazık değil mi?  Kadınlar artık yeter ki, huzurum olsun, yeter ki bir gün dahi olsa şiddete maruz kalmayayım, tehditlerden uzak yaşayayım diye düşünüyorlar.

Gayri meşru ilişkilerin artması, ahlaki yozlaşma ve flörtün sıradanlaşması ayrıca tartışılabilir, konuşulabilir ve nesillerin sürüklendiği uçuruma işaret edilebilir. Ama görmekteyiz ki,  hemen her gün birkaç kadın katlediliyor ve bu kadınlar resmi ve gayri resmi bütün ilgili birimlere başvuru yaptıkları halde öldürülüyor peki bu nasıl oluyor? Kadınlar kendilerini koruyabilmek için acil önlem almak zorundalar. Cani kocanın şiddetine maruz kalan ve ayrılmaya karar veren, evlilik teklifini kabul etmediği için tehdit alan kadınlar çatışmaya girmeden kendilerini korumanın yollarını aramalılar. Bu bir sığınma evini tercih etmek de olabilir, adresi gizli tutmak şartıyla bir başka mekana geçmek de olabilir, ailenin gölgesine sığınmak da olabilir ama kadınlar şiddet odaklı bir caniyle sorunlarını konuşarak halledemeyeceklerini bilmelidirler.

İslam, kadın ve erkek ilişkilerine sınır getirerek onları korumak ve düzenli bir ailenin oluşması için şartları hazır hale getirmek ister. Üniversite tahsili için aileden uzaklaşan genç kızlarımız Allah’ın koyduğu bu ölçüye riayet edip kim olursa olsun bir erkekle aynı ortamda yalnız kalmamaya özen göstermelidirler. Bu onların güvenliği için önemlidir.  Kadınlar şiddet odaklı eşten ayrıldıktan sonra son kez görüşme talebine hayır demelidirler. Zira görüldüğü üzere son görüşme genellikle canilerin bir tuzağı oluyor ve kadınlar katlediliyor. İslam’ın emir ve yasakları nefsimize ağır gelebilir ancak fıtratımıza uygundur. O nedenle karşı cinsle ilişkilerde Allah’ın koyduğu sınırları korumak ve zinaya gidecek yolları kapamak alınabilecek en etkin yoldur. Ancak kadınların büyük çoğunluğunun eşleri tarafından katledildiğini görüyoruz peki bu durumda ne yapacağız? Kadın aile yapısını da dikkate alarak çözüme ulaşacak yolları mutlaka aramalıdır. Yöneticiler, diyanet çalışanları, konuyla ilgili resmi ve sivil kuruluşlar, ruh hekimleri ve eğitime gönül vermiş her kişi koca şiddetiyle ekonomik çıkmazların arasına sıkışıp kalan bu kadınlar için kalıcı bir çözüm üretmek zorundadırlar. Yoksa büyüklerin rehavetini fark eden katiller fırsatı değerlendirmeye devam edeceklerdir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 07:24
01

Abdülselam savcı - Önce ahlak ve maneviyat,Allah korkusu

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 04:51


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?