Reklamı Kapat

Bir kurban öyküsü...

Allah (C.C.) kabul etsin. Bir kurbanlık koç aldım. Kesim dahil tüm işlemleri sıfırdan ailece yaptık, Elhamdülillah... Yüzülmesi, temizlenmesi... Parça...

Allah (C.C.) kabul etsin. Bir kurbanlık koç aldım. Kesim dahil tüm işlemleri sıfırdan ailece yaptık, Elhamdülillah...

Yüzülmesi, temizlenmesi... Parçaların küçültülmesi ve yemeklerde kullanılacak hale getirilmesi... Üçte ikisinin dağıtılması… Oldukça yorucu bir iş baştan söyleyeyim...

Neyse… Bütün işleri neredeyse hallettik. Üstümüzü, başımızı değiştirdik, ellerimizi yıkadık. Rahat bir nefes aldık…

***

Derken, apartman komşusu çıkageldi; “Hayırlı bayramlar komşum. Valla koç aldık ama kesme işinden hiç anlamam! Sizi de belediyenin kesim yerinde gördüm. Maşallah çok da elinize yakışıyordu. Rica etsem bizim kurbanı da halledebilir misiniz?”

Yorulmuşum zaten, canım çıkmış ama “hayır” da diyemedim! Bizim kurbanlığa ne yaptıysam komşunun kurbanına da aynısını…

Birkaç saat sonra neredeyse tüm taraflarıyla bu iş de alnımızın akıyla tamamlanmıştı. Komşum, kurbanın farklı farklı kaplara konan etlerini aldı. Derisini de bir camiye ya da Kur’an kursuna bağışlayacağını ifade etti. Ben de Cansuyu başta olmak üzere farklı STK’ların da bu türden yardımlara açık olduğunu söyledim.

Artık şöyle rahat bir nefes almanın zamanı gelmişti. Ve belki şöyle Erzurum usulü kıtlama şekerle bir demli çay eşliğinde dinlenme vaktiydi.

***

Ama o da ne!..

O arada hemen yanımda biri daha belirdi; “Ya, burada iyi bir kasap varmış! Kurbanımızı aldık ama kesecek birini arıyoruz! Yardımcı olur musunuz?”

Haydaaa! Henüz yanımdan ayrılmamış olan komşumla şöyle bir göz göze geldik önce. Sonra da yorgunluk akan bedenime baktım…

Ve… Tam da burada siz okurlarıma bir kritik soru; siz benim yerimde olsaydınız nasıl bir tutum içinde olurdunuz?

Evet, ben de öyle yaptım…

 KURBAN KESMENİN İNCELİKLERİ…

* Rahmetli babam her kurban kestiğinde iç organlarından akciğerini çıkardığında soluk borusundan şöyle bir şişirirdi. Ben de babamdan gördüğümü yapmaya çalıştım ama sanki tam gördüğüm gibi olmadı!

* Bir şey daha babamdan gördüğüm; kurbanlık eûzu besmele ve tekbirlerle kıbleye yönelerek İslami usullere göre kesildikten bir müddet sonra, arka bacaklarından bir yüksekliğe asmadan hemen önce, bir bacağından çubuk marifetiyle girerek şişirirdi. Kurbanlığın büyük bölümü bu işlemden sonra davul gibi olurdu. "Neden böyle yapıyorsun?" dediğimde ise, "Deri bu işlemle etten ayrılıyor. Çok daha kolay yüzülüyor..." cevabını verirdi, merhum. Gerçekten de bundan sonra derisi, neredeyse hiç bıçak vurmadan kendiliğinden çıkardı.

* Karaciğerini, yüreğini, dalağını, böbreğini, sakatatlarını, işkembesini ayrı ayrı yıkayarak farklı kaplara koyardı.

* Koçun kuyruğunu yüzerek ortaya çıkarmak başlı başına bir 'virtüöz' marifetini gerektiriyordu. Küçük bir bıçakla yüzerken hem deriyi zedelemeyeceksiniz, yanı sıra deride de öyle lop lop kuyruk yağı bırakmayacaksınız... Bu gerçekten oldukça müşkül, müşkül olduğu kadar ince işçiliği gerektiriyordu. Babam, kurbanın kuyruğunu tam anlamıyla ortaya çıkarmak için kılı kırk yarardı. “Kuyruk yüzümü Selimiye Camii'ne benzer, oğlum. Nasıl ki Selimiye Camii Koca Sinan'ın ustalık eseriyse, bir kurbanda kuyruk yüzümü de ustalığın işaretidir...” derdi. Ustalıkla kuyruk yağlarından temizlenen deri bilahare birkaç işlemden geçtikten sonra ya namaz kılmak için post olarak kullanılırdı ya da sedirlerde sergi…

 

* Ve bir de elbette kelle... Kelle, esasen biraz da hanımların işiydi. Babam kurbanı hallederken annemler de hemen eş zamanlı olarak kelleyi yüzmeye başlardı. Hayvanın dili ve gözleri ayrılırdı. Bir güzel yıkanırdı, kıl ve tüyler tamamen temizlendikten sonra da büyük bir tencerede epey bir süre kaynatılırdı. Ya da o gün tandır varsa kelle bir bakraça konulur ve sönük ateşte saatlerce yavaş yavaş piştikten sonra sofraya getirilirdi. Bunun tadına doyum olmazdı… Babam bir keser ya da nacakla (küçük balta) beynini ortaya çıkarır sonrasında beyne limon sıkarak üzerine de çeşitli baharatlar serpiştirerek ikram ederdi ama bu tabağa kendisinden başkası pek de itibar etmezdi! Sakatat çok severim ama doğrusu ben bile çook sonraları beyin yemeye başladım...

 KURBAN BAYRAMI'NDAN BAZI NOTLAR!

* Hiç olmadık kadar fazla sayıda telefon aldım. Bayram tebriki ve kutlaması… Koronadan dolayı mı acaba?

* Her zaman olduğu gibi telefondan tebrik mesajlarına olabildiğince cevap vermedim! Düğmeye basıyorsun yüzlerce kişiye aynı anda aynı metin ulaşıyor! Son derece soğuk ve son derece banal bir uygulama! Bana çok tuhaf geliyor mesajla bayram kutlaması. Zaten korona var; akrabanın, dostunun, sevdiğin birinin ziyaretine gidemiyorsan hiç olmazsa telefon açarsın…

* Bulunduğum köyde bayramın 2. günü öğle namazı 1 saat önce okunmaya başladı. Uyarı üzerine olsa gerek ezan yarısında kesildi. Daha sonra saatinde okundu…

* İlk başlarda koronaya yönelik, dikkat edilen ve hassasiyet gösterilen maske ve mesafe sanki bu bayramda biraz unutuldu mu, acaba!

 MÜSLÜMANDI, TEMİZDİ, SAFTI, ÖNCÜYDÜ VE ÖRNEKTİ…

Merhum Abdulkadir Çalışkan…

Beyza Tavukçuluk Yönetim Kurulu Üyesi.

Darende eşrafından. Saadet Partisi Genel İdare Kurulu üyesi ve gazetemiz yazarı Doç. Dr. Necmettin Çalışkan’ın amcası. Ailesinin tüm fertlerini İslam davasına seferber eden, hem görev alan, hem görev alınması için teşvik eden örnek bir aile.

Hacı Abdulkadir Çalışkan abimiz her daim güler yüzlüydü.

Abimiz derken sanılmasın ki o bir tek AGD'mizin abisi! Bu onun için çok dar bir kalıp olur. Onun gönlü de gözü de tüm İslami hareket içinde, bu kutlu yolda mücadele edenlerin üzerindeydi. Hepimizin abisi idi.

Abimiz fani dünyadan ebedi aleme yolcu olurken, inancımız o ki, onu tanıyan dost akraba, İslami camia olarak kendisini “iyi biliriz.”

Müslümandı, temizdi, saftı, öncüydü ve örnekti…

Biz de buna şahidiz Yarabbi! (Cuma Şahin, AGD/ADANA)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Hayati Otyakmaz - "İNNÂ LİLLÂHİ VE İNNÂ İLEYHİ RÂCİÛN."

ALLAH TEÂLÂ, MERHUM ABDULKADİR ÇALIŞKAN AĞABEYİMİZE RAHMET EYLESİN, MEKÂNI CENNET OLSUN (ÂMİN)!

Kaleminize ve yüreğinize sağlık muhterem yazarımız Adnan Öksüz beyefendi kardeşim. Selâm ve dua ile....

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 13:16
01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 08:34


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?