Reklamı Kapat

Ürkünç bir süreç

Bu medeniyet toprakları üzerinde yüzyıllarca birlikte yaşamış topluluklar farklılıklarıyla büyük bir zenginlik. Bu, kısmen de olsa devam ediyor. Fakat...

Bu medeniyet toprakları üzerinde yüzyıllarca birlikte yaşamış topluluklar farklılıklarıyla büyük bir zenginlik. Bu, kısmen de olsa devam ediyor. Fakat daralan zihinler, tercihleri işin içinden çıkılmaz bir sürece doğru hızla getirdi. Başlangıçta bu kadar derinleşeceği kestirilemezdi. Tahammülün sınırları vardı. Siyasal çekişmelere karşın bir arada bulunulabiliyordu.

Çatışma alanları ideolojik kaygılardan kaynaklanmıyor. Yaşama alanlarının daralmasından, tercihlerinden ve buna bağlı gerekçelerden oluşuyor daha çok. Mahalle, kent ve kurtarılmış bölgelerden söz etmiyoruz. Bunlar geçmişte kaldı. İç içe yaşanan bir hayatta ve ortamda içten ve sinsi bir gerilim var. Giderek derinleşen birbirini yiyenlerin psikolojilerinden söz ediyoruz. Gerekçelerin artması kaygıları arttırıyor.

Kadın cinayetleri de bir gerekçe. Sadece onlarla sınırlı olmayan bir gerekçe. Derinleşen sorunlar katmanlaşıyor, çeşitleniyor. Sadece kadınların cephesinden bakmak sorunları bilmemize ve anlamamıza yetmiyor. Kadınlar haklarına sahip çıkıyor bu çok doğal. Ancak bunun doğal olmayan bir tarafı erkeklerin mağduriyetleri. Dengeler bozulunca ne yandan bakılırsa bakılsın bunun bir ortalaması yakalanamıyor.

Siyasal gerilimler de sadece birer gerekçe. Onlar olayları tırmandıran ya da kimi şeylerin üstünü örten, farklı yönlere çeken aktörler. Onların dünyası çok farklı.

Derinleşen uçurumun farkında değildirler. Farkında olsalar bile işlerine öyle geliyor.

Kapitalist ruh insanlarda değer bırakmıyor. Müslümanlar bu dalganın hem etkisinde hem de aşırı yaşayanları. Kitleler arasında uçurumlardan değişen bir şey yok. Kendilerini gerek muhafazakâr gerekse sosyal demokrat diye tanımlayanlar arasında hemen hiçbir fark yok dense yeridir.

Siyasal çark öğütüyor. Genel yapı insanları kendi çarkına dahil ediyor. İdealist olanlar bir süre sonra o çarkın bir unsuru hâline geliyor. Dengeleri, insanî ve Müslümanca bir çizgiye çekme kimsenin işine gelmiyor. “Kendisi tok iken koşmuşu aç” söyleminin, kavramının bu hayat şartlarında hiçbir karşılığı yok. Bu hayatta doyumsuzluk egemen, istedikçe istiyor çekip içine alıyor.

Çekişmeler daha çok yaşama alanlarıyla ilgili. Refahın bölüşümü ya da payın kapılması gibi.

Bir toplumun entelektüelleri bu dalganın içinde iseler toplumun yol bulması güçleşiyor. Çünkü onlar da o hayat tarzından pay almak istiyor. Dahasını hakkettiğini bile düşünebiliyor.

Günümüz medyası bir sokağı, bir mahalleyi, bir kenti özetliyor. Orada insanların talepleri, dilekleri ve arzuları belirgin. Hatta gerçekleri çok açık bir biçimde gösteriyor.

İnsanların en rahat ve pervasızca çatıştıkları bir alan. Sınırı yok. Kadın, çocuk veya insan cinayetlerinde bu dünyanın payı yok mudur? Fazlasıyla etkili. Hemen her alanda ve anlayışta olan bu sınırsızlık insanlarda denge bırakmıyor. Dolduruşa geliyor.

İnsanlar teskin ve sabırlı olmak yerine çok daha saldırganlaşıyor. Birlikte bir arada yaşamanın yolları tıkanıyor. İnsanlar yüz yüze bakamayacak kadar nefret yükleniyorlar.

Bu hayattan ve bakıştan ürkülür. Nerede ne olacağı bilinmez.

İnsanın düşünme ve söz söyleme özgürlüğü kalmıyor. Olmayınca da insanların anlaşmasından söz edilemez.

Bir zamanlar umutla bağlanılan ve güvenilenlerden kaçıldıkça kaçılıyor. Artık birbirlerine karşı güven kalmıyor. Umut ve beklentiler boşa çıkıyor.

Boşluklar büyüyor, bunları dolduracak sağlıklı düşünüşler ise karşılık bulmuyor.

Hayattı güzelleştiren güzel insanlar az da olsa umut sürüyor demektir. Biz bu güzel insanların dünyasındayız. Onları arıyoruz ve birlikte olmayı amaçlıyoruz.

Güzellikler sunan güzel ve tatlı dilliler dünyası bizi ilgilendirir. Birlikte olabileceğimiz, anlaşabileceğimiz çok şeyimiz vardır. Yeter ki niyet güzellikler üzerine olsun. Ve hayrolsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 08:42


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?