Reklamı Kapat

Kültürel işgal

Bir şehir efsanesi midir bilmeyiz… Ama şöyle anlatılır… Fransız Devlet Televizyonu, TRT’den tarihi film sipariş etmiş. TRT’ciler aramışlar, taramışlar, piyasadaki Malkoçoğlu, Karaoğlan, Tarkan türündeki tüm filmleri bulup buluşturup Fransız Devlet Televizyonu’na göndermişler. Aradan uzun bir süre geçmiş. Fransız Devlet Televizyonu’ndan, “Biz tarihi film istiyoruz” şeklinde tekrar bir istek gelmiş… TRT’ciler, “Gönderdik ya” diye bu isteğe cevap vermişler. Uzun yazışmalar sonrasında Fransız Devlet Televizyonu’ndan şöyle bir faks gelmiş: “Biz sizin gönderdiğiniz tarihi filmleri komedi kuşaklarında oynatıyoruz. Eğer doğru dürüst bir tarihi filminiz varsa, onu tarihi film kuşağında oynatmak isteriz.”

Türk ve Osmanlı tarihini Kara Murat, Battal Gazi ekseninde ele alan, oradan oraya hoplayan zıplayan, yüz kişiyi bir kılıç darbesiyle yere yıkan ve tarihi  Rumeli Hisarı’nın kuleleri arasında gezinen kahramanlardan başka gösteremeyen bu filmlerin ciddi televizyon ekranlarında yerlerinin olmaması elbette çok doğal bir gerçektir. Türk sineması, tarihi kahramanlıklarla dolu olan Türk tarihine çok yabancıdır, sağırdır, kördür. Türk sineması, tarihsel sinemalar ortaya koyma bağlamında çok beceriksizdir. Her biri farklı meydan muharebelerinde kahramanlıklar gösteren ecdadımızın hayatını anlatmak, bunları izleyicilere aktarabilmek noktasında hiçbir gayret göstermemiştir. Her biri eşsiz senaryolara konu olabilecek ecdadımızın kahramanlıklarını yansıtmak onların hiçbir derdi olmamıştır. Sadece düşük prodüksiyonlu ve ne olduğu belirsiz tarihsel filmlerle geçmişimize ayna tutulmaya çalışılmış, ama maalesef bunda da başarılı olunamamıştır.

Geçtiğimiz dönemlerde kendisiyle yaptığım bir röportajda usta sanatçı Orhan Gencebay, “Bir fetih filmi bile yapamadık. Fatih Sultan Mehmet’i dünyaya tanıtamadık” diye serzenişte bulunmuştu. Bu konuşmanın üzerinden epeyce süre geçtikten sonra Fetih 1453 diye bir film yapıldı… Ama yine karşımıza bildik ve tanıdık bir iş çıktı. Fethin ruhunu yansıtmayan bir film… Ulubatlı Hasan’ın asla varolmayan bir aşkı üzerinde tepinen bir film…

Elin oğlu, Cesur Yürek adındaki filmiyle, bağımsızlık mücadelesini öylesine güzel bir senaryoyla yedirmiş ve dünya sinemasına kazandırmıştı ki, herkes bu filme tekrar tekrar gitmişti. Biz ise, gişedeki durumunu bilmediğimiz, sonraki süreçte zoraki olarak ekranlara getirilen Fetih 1453 filmini izlememek için başka bir kanala zap yaparak kaçmaktaydık.

Yedinci sanat sinemayı, kültürümüzü korumak, insanlarımıza doğru, güzel bir şeyleri aktarabilmek için neden kullanmıyoruz? Bu soruya yüksek sesle sinema sektörüyle ilgilenen herkesin cevap vermesi gerekiyor.

Maalesef, çağdaş dünyada artık fiziksel işgaller yaşanmıyor… Ülkeler ürettikleri kültürlerini bir başka ülkenin insanlarının üzerine boca ederek, kültürel işgaller yapıyorlar. Ürettikleri değerleri, gizli veya açık mesajlar halinde bir kültür bombardımanıyla insanlara yediriyorlar. Bu etkileşimden ortaya çıkan sonuçlara göre de ticaretlerini yönlendiriyorlar, markalarını pazarlıyorlar, pazarlarını genişletiyorlar, tüketim çılgınlıklarına yol veriyorlar, turizm potansiyellerini artırıyorlar.

Oysa medeniyetlerin beşiği olan bizim ülkemizin, gerek her türlü tarihsel değeriyle, gerek turizm potansiyeliyle, gerekse Anadolu’nun her köşesine serpilmiş kültürel anıtsal değerleri ve unsurlarıyla, hiçbir albenisi olmayan Batılı ülkelerin fersah fersah önünde olması gerekmiyor mu?

Bunu havalarda uçan Kara Murat ve Malkoçoğlu kültürüyle mi yapacaksınız?

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?