Reklamı Kapat

Balıkların Uçma Başarısı

Başarı kelimesi ile aram hiç iyi olmadı. Başarılı insanlardan da garip bir şekilde irkilir ve ürkerim.

Son günlerde ne kadar çok telaffuz ettik bu kelimeyi.

Üniversiteye ve liseye geçiş sınav sonuçlarının açıklanmasıyla beraber başarılı öğrencileri başarısız öğrencilerin içerisinden itina ile çekip almaya çalıştık.

Falancanın oğlu filancanın kızı feşmekanca üniversitenin bilmem ne fakültesini kazanmış. Ne büyük zafer ne muhteşem galibiyettir.

Havai fişek gösterisi yapmadığımız kaldı.

Başarının kendisi değil başarıyla ulaşılacak nokta ilgilendirmiştir daha çok beni.

 Şu sınav geçidi denilen pentatlon sahasını kaç kez aşmaya çalıştımsa da bir türlü başaramadım.

Ne düz duvara tırmanmaya muvaffak olabildim ne de çiviler üzerine çıplak ayakla yürümeye.

Söz konusu olan bir balığın uçması ise bütün balıklar başarısızdır.

Yürümeyi bir türlü öğrenemeyen kişinin bir süre sonra yürümeye başlaması başarı değildir, yürümeye başladıktan sonra doğru istikametlerde doğru işler yapmak için adım atmasıdır başarı.

 Bir okulda sürekli başarılı öğrencilerin başarısından bahsediliyor ve iftihar tabloları dört bir yana asılıyorsa başarı kelimesinin tek yönlü tanımının yapılmasından dolayıdır.

Bana kalırsa her öğrencinin kendi içerisinde kısılıp kalmış olan başarısını ortaya çıkarmadan hakkaniyetli bir başarı tablosu oluşturulamaz.

Bir eğitim öğretim yılı dersleri takip eden, ömrünün bir yaşını okulda geçiren bir öğrenci kayıtlara geçmemiş bir sürü başarıya sahiptir.

Öte yandan kayıt dışı başarı diye bir gerçek var.

İstendik davranışlar sergileyerek eğitime yönelik hedefleri gerçekleştiren bir öğrencinin karneye yansıyan bir başarısı ne yazık ki yoktur.

Halbuki iyi insan yetiştirmeyi asli amaç edinen eğitimin ulaşmak istediği en önemli noktaya çıkmıştır bu tür öğrenciler.

Evrensel umdeleri, aile değerlerini, ahlak kurallarını ve de toplumsal normları öğrenip içselleştirerek bilginin üzerine çıkmış öğrencileri nedense “başarı” kümesine dahil etmiyoruz.

Başarısız öğrenci nihai muvaffakiyetsizlikle adeta damgalanmaktadır.

Başarılı öğrenci ise başarılı olduğu alanın dışında ne derece varlık gösterip gösteremediği konusunda sorgulanmamakta, palyatif birtakım galibiyetlerle mutlu olduğuna inandırılmak istenmektedir. Başarısızlıktan neşet eden mutsuzlukla başarı kaynaklı tatminsizlik bir noktada buluşurlar.

Zira her ikisine de anlamlı bir hedef gösterilmemiştir.

 Başarısız olan sonuçta nelerden mahrum olduğunu ya da olacağını, başarılı olan da neyi elde edip nereye ulaşacağı bilgisinden habersizdir.

 Gayret ve çaba aklın ve kalbin işaretlediği noktaya ulaşma idealinin peşinden gider.

Önemli olan bir sınavda yüzbinlerce kişiyi geride bırakmak değil, küçük hedeflerle büyük ideallerle ulaşabilme seviyesine azami derecede yaklaşmaktır.

“Ölümün aramızda kol gezdiği bir dünyada hangi başarı gerçektir?” sorusu üzerinde sanırım ciddi ciddi düşünmek gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Aynen katılıyorum kardeşim düşüncelerinize...teşekkürler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 01:14


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?